33. Hafta – Süslü Hazırlıklar
33.
hafta… Sahi o kadar oldu mu? Zaman ne kadar çabuk geçiyor! Evet, bunu bebeğin
cinsiyetini öğrenmek için beklerken aslında zamanın hiç de geçmediğini iddia
eden ben söylüyorum! Yani diyeceğim o ki zaman, bir şekilde geçiyor. Ben
kafamda hep psikolojik barajlar kuruyorum. “Şu haftaya geldik mi gerisi kolay…
Bebeğin kilosu şu kadar olsun da… Şunları da aldık mı eksiklerimiz
tamamlanıyor…” Liste böyle uzayıp gidiyor işte.
33.
hafta biterken ben neredeyse 7 kilo almış bulunuyorum. 6 kilo 700 gram kadar…
Bebeğim ve benim buna ihtiyacımız var demek ki. O yüzden asla öğün atlamıyorum.
Gün içinde gerekli protein, kalsiyum, demir, C vitamini ne varsa hepsini
alıyorum. Geçenlerde sağlık ocağında birtakım tahliller yaptılar. Aç gelmemi
istediler. Şekerim referans değerin biraz altında çıkmış. Yani tatlı konusunda
kendimi kısıtlamama gerek yokmuş. Zaten öyle bir kısıtlamaya gidemedim hiç.
Hamileliğimde hiç olmadığım kadar tatlı delisi bir kadın oldum çıktım… Şekerimin
düşük olmasının üzerimde sık sık acıkmak gibi olumsuz bir etkisi de olmuyor
değil tabii! İştahım zaten açıkken…
Geçen
haftalarda baş gösteren mide yanması geceleri şiddetini azaltsa da gün boyu
benimle. Biraz da mide bulantısı var. Bu da öksürük yapıyor bende. Kusma gibi
bir olayım olmasa da bulantıyı bastırmak için sık sık atıştırma ihtiyacı
duyuyorum. Ben kilo almayayım da aç aç gezenler mi kilo alsın yani? :)
Bu
hafta lohusa geceliği krizimi çözemesem de oğluşum ve beni mutlu edecek bazı
“süslü” ve “minnoş” detaylara zaman ayırdım. Instagram’da keşfettiğim Mr. &
Mrs. Toys hesabından oğluşuma iki ayıcık, bir tavşan sipariş ettim. 34. haftada
oğluşumdan önce ben oynuyor olacağım herhalde oyuncaklarıyla. :) Renkleri ve
deseni özelleştirip kendi oyuncağınızı kendi hayal gücünüzle oluşturuyorsunuz
ve bu noktada sayfa sahibi çift son derece sabırlı. Kadınsın, üstüne bir de
hamilesin… Yani öyle kolay kolay çekilecek bir yanın yok. Kararsızlığın dibe
vurmuş. “Ay onu da mı yapsak, yoksa şunu şurasına mı koysak…” karmaşana
katlanacak anlayışlı kişilere ihtiyacın var. Bu anlamda, iletişimde olduğum
diğer sayfa sahipleri de beni hiç üzmedi. Hamile kadınlarla konuşa konuşa onlar
da alışmış demek…
Hastaneyi
süslemeyi düşünmüyorum, diye belirtmiştim öncesinde. Evet, hastane yatağımı ve
bebeğin beşiğini yalnızca bir gün boyunca kullanacağım gereksiz süslerle
süslemeye gerek yok. Maddi manevi yorucu bir detay ve cidden uğraşırken stres
olacağımı biliyorum.Bu benim düşüncem tabii. Birkaç balon ve bir “Hoş geldin!” yazısı
benim için yeterli. Bunu da eşimle kendim halledebilirim sanırım. :) Yani büyük
bir organizasyona gerek yok.
Oğluşumun
odası için bir kapı süsü istiyordum. Bu süsü hastaneye de götürürüz kapının
odaya bakan kısmına asmak için. Zaten Medicana her odanın kapısına mavi veya
pembe ”Hoş Geldin Bebek” yazılı süslerden asıyor. Koridorda gezerken hangi
odada kız, hangi odada erkek bebek olduğunu biliyorsunuz yani. :) Yok yok,
oğluşuma o kadar erkenden kız bakmaya başlamayacağım da. Başka bebişlerle
tanışmak da fena olmaz sanki.
Bebek
odasının duvarlarında bulutlar üzerinde yatan minik ayıcıklar olduğu için ben
Meleğin Eli sayfasındaki bulutlu ayıcık konseptine bayıldım. Renkleri falan
netleştirirsek onun siparişini de aradan çıkaracağım. Instagram üzerinde birbirini
taklit eden o kadar sayfa var ki ürünün kalitesine ve ödeme konusunda güvenliğe
dair içinizin rahat ettiği bir sayfa ile çalışmanızı tavsiye ederim.
Gelelim
kendi süsüme püsüme. Bu konuda da Mor Atölye, Bahar Hanım’ın yaptığı uçuş uçuş
taçlardan yana olacak tercihim. İlerleyen günlerde modeli de netleştirirsek
ortalama iki hafta gibi bir sürede ürünleri teslim alabilirim. Aynı renklerde
bir de lohusa terliğim olsun dedim hatıra kalacağı için. Taçlar o kadar güzel
ki onlar illa ki bir şekilde kullanılır sonrasında.
İkram
konusunu kafamda oturtmaya çalışıyorum da. Aslında burada maksat bebeği görmeye
gelenlerin “ağzını tatlandırmak” eskilerin deyişiyle. O yüzden güzel bir
pastaneden çikolata, draje vs. yaptırıp misafirlere sunmayı düşünüyorum.
Öncesinde sipariş olayıyla iyice bunalmak istemiyorum.
Bebek
doğduğunda dağıtılan hediyeler, keseler, sabunlar vs. bebeği görmeye gelen kişi
çok yakınınız değilse bir köşeye atıyor genelde. Bunu pek çok kişiden duydum.
Ben hepsini saklıyorum ama. İnanın birçok insan için sonraları gereksiz bir
eşya olarak kalıyor bu tür şeyler. İşte bu yüzden ben de insanlara tatlı bir
şey sunmak istedim. Armağan Tasarım’daki bebek şekerleri çok hoşuma gitti.
Onlardan yaptıracağım. Sonrasında eve gelenlere de ikram edilebilir bu tür
şekerlemeler. Rengârenk oluşları bana cazip geldi.
Son
olarak bebeğimi “süslemek” gibi bir niyetim olmadığını belirterek bu “süslü
hazırlıklar” dosyasını kapatıyorum. Oğluşuma Carter’s mağazasından yenidoğan
hastane çıkış seti almıştım. Ben üzerinde onların olmasını istiyorum.
Şimdilerde Instagram’da gördüğüm, her bebeğin üstüne yapışmış gibi duran saten,
tüllü, taşlı ve bebeği tahriş edecek şeyler giydirmeye niyetim yok oğluma.
İnsan bir heves her şeyi yapmak istiyor; ama inanın dışarıdan bakınca bebeğe
eziyet gibi geliyor o süsler. Zavallı, giymek istememe gibi bir şansı yok ve
eli kolu, yüzü kayboluyor onların içinde. Ayrıca tüm bebekler de bu yaratıcı
süslü kıyafet furyasıyla tek tipleştiriliyor. Dahası bu, öyle bir satış
stratejisi ki insan utanmasa mecbur hissedecek kendini! Herkesin zevki ve
görüşleri kendinedir tabii; ama öncesinde farklı bir görüşün de neyi nereden
ele aldığını bilmekten zarar gelmez kimseye. Ben de o yüzden görüşümü sizlerle
paylaşıyorum.
Ha
bir de, geçenlerde Hamile Anneler sayfasında bir kavgaya tanıklık ettim.
Kadınların geldiği noktaya üzüldüm açıkçası. Böyle bir dönemde nasıl bu kadar
saldırgan olunabiliyorsa… İnsanlar mevlit, baby shower vs. yapmakta özgürler.
Kimse kimseye karışamaz. En fazla fikrini söyler. Bu haftalarda çok yaygın
olduğu için bir kez daha belirteyim, dedim. Ben yapmayı düşünmüyorum. Evet,
belki hediyeler ve bebek bekleyen bir aileye yardım anlamında güzel bir şey;
ama bize yabancı sonuçta. Ben çevirmenim. Türkçesi varken yabancı sözcüğü bile
kullanmamaya çalışıyorum. Ha yılbaşını kutluyorum mesela. Maksat herkesin tatil
gününde bir araya gelmek ve eğlenmek değil mi? İşin dini boyutunda olmadım
hiçbir zaman. Baby shower da eğlencelidir kesinlikle. Yapana kimse karışmasın
bence de. Ben kapalı değilim; ama bebeğime mevlit yapabilirim. Yalnız, bunu da
şov malzemesi yapmam ve bebeğe komik şeyler giydirmem. Kendi hâlimizde, ailecek
yaparız olur biter. Diş buğdayı yaparmış eskiler. O da güzel bir gelenek
abartıya kaçmadığınız sürece “bence”. Fakat günümüzde her şey reklam için
yapılıyor neredeyse. Bu yapmacıklar dışarıdan bakan bir göz olarak beni
yoruyor. Her şey olması gerektiği gibi doğal olabilse keşke.
Oğluşumla
ilgili son durum, birkaç gündür akşamları acayip eğleniyoruz bay hıçkırıkla.
Ayrıca tekmeler ve yer değiştirmeleri izlemek, hissetmek, ona dokunmak çok ama
çok keyifli. Bu hafta karnım biraz daha büyüdü sanki; ama asıl, içindeki hızla
büyüyor ve her hareketin verdiği his daha da yoğunlaşıyor. Anne olmak dünyanın
en güzel lütfu bence. Bir daha dünyaya gelsem yine bu hisleri yaşamak için
kadın olmak isterdim!
Geçen
hafta ayak bileğimdeki şişlikten bahsetmiştim. Ödem gibi değildi tam olarak.
Evet, iki bileğimde de bariz ödem vardı; ama bir tanesi burkulmuş gibi
şişmişti. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine gittik akşam. Damarlarıma
bakıldı ultrasonda ve sorun çıkmadı. Pek ayakta kalmamam tavsiye edildi.
Ben
bu haftanın neredeyse bittiğini düşünürken yalancı sancılarla tanıştım dün
akşam. Adet sancısı gibi değildi; ama karnımın her tarafında bir acı
hissediyordum sürekli. Doktorumu aradım ve NST’ye bağlandım yine. Öncesinde
evde yarım saat geçirmiştim. Onun da etkisi oldu sanırım. Hastaneye
gittiğimizde sancılar azalmıştı. Ona rağmen 30’larda seyretti sancım. Sonuç
olarak risk görülmedi. Hemşireler bol istirahat tavsiye etti ve eve geldik.
Gece ve bugün sorunsuzdu.
Dolu
dolu bir haftayı daha geride bıraktık ikimiz de. 31 Aralık’taki randevumuza gün
sayıyorum oğluşum. Ayrıca 35. haftanı doldurduğun için kafamdaki barajlardan
birini daha geçmiş olacaksın. Erken doğum riski olmasa da insan yine de hep
korkuyla geçiriyor bu zamanları. Ben çantalarımızı hazırlıyorum yine de. Minik
kıyafetler yıkanmaya başlandı. Kavuşmamıza az kaldı. Şafak 49 Muş!
Okuyan,
yorum yapan, sayfamı ve bloğumu takip eden herkese sevgilerimle…

yaa çok heyecanlı ^^
YanıtlaSilGeri sayım tam gaz! :)
SilMerhaba ben de hamileyim. Hamile anneler sayfasında gördüm sizi. Çok tatlı heyecanlar bunlar. İnşallah hayırlısıyla doğumumuzu gerçekleştiririz.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim. İnşallah sağlıkla gelir minik mucizeler. Hayatımın en tatlı heyecanı gerçekten de!
SilKuzum neredeyse paralel sus pusdede fikirlerimiz:)mumkun olan en sade bebek hediyesi lavanta kesesi yerine turk kajvesi ve Kibrista dagitjlan ve pastis denen kurabiyelerden dagitacagim .Bebek alisverisinde de asiriya kacmadim ilk uc ay icin hep sade tulumlar ic takimlari falan aldim.Dedigin gibi kendim iicn bir tac ve terlik duusnuyorum.Insanlarin deger vermek ozenmekle abartmak arasindaki farki ayiramamsina uzuluyorum.Cocuk bir kere dogacak ne gerekirse yapilacak fikri dogru ama cocugu sime tuye bulamak ya da ona buna gosteris yapmak icin haftalarini hazirlikla stresle gecirip cocuga bunu yasatmak daha kotu.Ben kendjmce oglum icin dogru beslenmeye sakin kalmaya ikjmizi mutlu etmeye calisiyorum sen de oylesin daha ne :)
YanıtlaSilBebeğe yapılanlar işkence gibi canım. Katılıyorum. Ayrıca abartıya kaçıp kendimi strese sokmak istemiyorum. O yüzden süs konusu bu kadarıyla kalacak benim için. Tabii ki oyuncak, giysi daha çook alırız. :) Oğluşlarımız da bizi seviyor. Onlara iyi baktığımızı biliyorlar. :)
Sil