Hamilelikte Beslenme Düzenim
Hepinize
merhaba!
Sanırım beklenen bir yazıydı ve hazır
hamileliğim devam ederken kaleme almak en doğrusu… Oğlum geldikten sonra uzun
uzun yazmalara bir süre ara verebilirim çünkü.
Hamileliğimi öğrendiğimde 6+2’deydim
ve ertesi gün keseyi görüp de durumu netleştirdikten sonra başladı bu beslenme
süreci aslında. Öncesinde sadece folik asit kullanıyordum doktor tavsiyesiyle.
Alkol ve sigara sosyal içicilik düzeyindeydi zaten ve bu süreçte (yakın zaman
öncesinde de) tabii ki hayatımda yeri olmadı.
Hamilelikte daha çok sabah bulantıları
(morning sickness) olarak bilinen o bulantı belasını ben de yaşadım ve değişen
hormonlar yüzünden migrenim de belli bir süre tavan yaptı. Migren de bulantıyı
tetikliyor biliyorsunuz; ancak ben bu süreçte hiç kilo vermedim. Bulansam da
kussam da bir şekilde öğünlerimi atlamadan tüketmeyi başardım ve hiçbir ağrı
kesici (Parol dâhil) kullanmadım ve serum takviyesi almadım. Ben bulantıları
çok sık ve yoğun yaşadım ne yazık ki. Ona rağmen kendimi zorladım. İlk
trimester bu anlamda en zoruydu.
İlk üç ay hamilelikteki beslenmenize
önceki beslenmenizden daha fazla kalori yüklemenize gerek yok. Ben de aynen
öyle yaptım; ama şunu belirtmek istiyorum ki ben hamilelik öncesi de gayet
iştahı yerinde biriydim. Hamilelikte çok kilo alırım korkusuyla kendimi
frenlemedim; çünkü bu benim beslenme rutinimdi. Ben bu beslenmeyle hamile
olmasam hiç kilo almayacaktım zaten.
Yumurta, anne sütünden sonra en
yararlı besin… Ben de bu konuda şanslıyım ki yumurtayı sevdiğim için her gün
bir tane yedim hamileliğimin başından beri. Sabahları kalsiyum ve protein
ağırlıklı oldu kahvaltım. İki dilim peynir yiyorum kalsiyum ihtiyacı için. Ara
öğünlerde de kalsiyuma yer ayırmaya çalışıyorum. Kahvaltıda Uno Çok Tahıllı
ekmeğinden iki dilim yiyorum genelde. Bazı günler simit kaçamağı da yaptım
tabii. Unutmayın, biz hamileyiz; hasta değil. O yüzden arada kendimize bu
özgürlüğü tanımalıyız. Kepekli ekmek hamilelikte pek tavsiye edilmiyor. Beyaz ekmek
de basit karbonhidrattan zengin olduğu için besleyiciliği yok. Bize kompleks
karbonhidrat lazım. O da tam tahıllı gıdalar, tam buğday unu ve bu undan
yapılan makarnalarda var. Ben makarnayı çok sevdiğim için tam buğday
makarnalardan tükettim haftada 1-2 öğün.
İlk üç ay bulantı çok olduğu için
çorba ve ekmek güzel bir ikili oluyor. O yüzden mercimek, özellikle yeşil
mercimek çorbası, yoğurt çorbası (Etle aynı öğünde olmamalı.) bol bol
tükettiğim çorbalardı. Patates potasyumdan zengin bir besin ve özellikle
bulantı döneminde haşlanmış olarak tüketmek hem mideniz için iyi hem de yağsız
olduğu için daha sağlıklı. Ayrıca hem bulantı için hem de Omega açısından
zeytini de kahvaltınızdan eksik etmeyin. Ben günde en az 5 tane siyah zeytin
yiyorum. Zaten zeytini çok seviyorum.
Hamileliğimde severek okuduğum bir
kitap da Bir Diyetisyenin Hamilelik Günlüğü idi. Bu kitabı mutlaka edinmenizi
tavsiye ederim.
İlk trimester’in sonlarına doğru Yusuf
Hocam’la tanıştık ve folik asidi (Folbiol) bırakıp IMom Omega 3 takviyesini
kullanmaya başladım. Ayrıca haftada 1-2 kez balık tüketmemiz gerektiğini de
bildiğim için bu takviyeye ek olarak akşam yemeklerimde balık tüketmeye
çalıştım. En azından her hafta bir kere balık yedim, bazı haftalar ikiye çıktı
bu sayı. Dışarıda yemek yiyorsak bu genelde balık oldu, bazen de protein
ağırlıklı olması açısından et ve ızgara tükettim.
İkinci trimester’in ortalarında ise
Osteocare kalsiyum takviyesine başladım doktorumun tavsiyesiyle birlikte.
Kalsiyum takviyesi kullanmıyorsanız günde en az 1 litre süt tüketmeniz
gerekiyor. Süt yerine başka gıdalarla hesap yapmak sizin elinizde; ancak ben
günde tek doz Osteocare’e ilave olarak iki bardak (yaklaşık yarım litre) süt
içiyorum veya dengeyi sağlayacak kadar yoğurt, cacık, ayran tüketiyorum. Bazı
hamileler Osteocare’i günde iki kez tüketiyor, ben dozumu hiç arttırmadım.
Kalsiyumdan kısa bir süre sonra
hayatımıza demir kavramı girdi ve bir ay boyunca Gynoferrosanol’le
anlaşamayınca Oligofer’e geçtim. Artık hepimizin aşina olduğu bir konu olsa da
belirtmekte fayda var. Kalsiyum ve demir içeren gıdaları aynı anda tüketmemeli,
bu iki öğün arasında en az iki saat olmasına dikkat etmeliyiz. Bu noktadan
sonra beslenme düzeninde ve ilaç alımında saatler de önem taşımaya başlıyor.
Ben vitamin takviyelerimi aldığım saati ve öğünlerimi bu düzene göre ayarladım.
Ben hamilelikte alınan (prenatal) vitaminlerin
gerekli olduğuna inanıyorum. Her ne kadar beslenmemize dikkat etsek de
özellikle demir alımımız normal beslenmeyle yeterli seviyeye gelemiyor
maalesef. Ayrıca her hamile bu süreci eşit ekonomik şartlarda geçiremiyor. Bu yüzden
bu takviyeleri almak çok önemli. Bebeğiniz siz bu vitaminleri almasanız da
sizin stoklarınızı eriterek büyüyebilir, tabii hamilelik evresine gelene kadar
nasıl bir beslenme düzeniniz varsa stoklarınız da o ölçüde iyi veya kötü
olacaktır. Ancak hamilelik sonrası uzun vadede sizde bazı istenmeyen sonuçlara
yol açabilir bu vitamin ve takviyelerin eksikliği… Doktorunuzla görüşüp sizin
için en uygun olana karar vermelisiniz.
Hamileliğimin başından beri kahvaltı,
öğle yemeği ve akşam yemeği şeklindeki üç öğünümü hiç aksatmıyorum. Ara öğün
olarak süt, meyve, yoğurt, ceviz, badem, çorba; bazen tost, kurabiye, tatlı
tüketiyorum. Genelde iki ara öğünüm oluyor; birincisi kahvaltı ile öğle yemeği
arası, ikincisi ise akşam yemeğinden sonra televizyon karşısında. :) O günkü
öğünlerim hafifse akşamdan önce de bir şeyler tırtıkladığım oluyor. :) Kabak
hem faydalı hem lezzetli olduğu için üzerinde fındık ve cevizle güzel bir
tatlı, ara öğün oluyor mesela. Turuncu ve sarı sebzeler beta karoten yönünden
de zengin. Hamilelikte A vitamininin retinol türevinden uzak durmamız
gerekiyor. Bu yüzden ciğer tüketimi çok kısıtlı olmalı; ancak havuç, kabak gibi
sebzelerden bol bol yiyebiliriz.
Yeşil yapraklı sebzeler demir yönünden
zengin olduğu için ben de bol bol ıspanak ve yeşil salata yedim. Ispanağın
yanına çok yakışsa da demirle birlikte kalsiyumdan uzak durmak gerektiği için
yoğurttan uzak durdum iki saat boyunca. Ben çok fazla sebze yemeği seven,
pişiren biri değilim aslında; ama hamilelikte ıspanak, bezelye, patates
yemeklerini pişirdim. Bu yemeklerin yanında veya içinde bulgur, havuç da
tüketmiş oldum. Onun dışında etobur beslendiğim için çoğu öğünümde tavuk veya
et tükettim ve caaanım köftelerin, dönerin, et sotenin yanında ayran içmedim.
Toksoplazma belası yüzünden kokoreç ve
çiğ şarküteri ürünleri tüketmedim. Sebzelerimi sirkeli suda beklettim, iyice
yıkadım. Her akşam yemeğinin yanına bir salata yapmaya özen gösterdim. Yeşil
salataya sıktığım limonla (C vitamini) demirin emilimini arttırdım. Balıkla
yeşil salatanın yanında mutlaka bir portakal suyu içtim. Bir bardak portakal
suyu 3-4 porsiyon meyve demek ve o gün için meyve öğününüzü atlayabilirsiniz.
Hamilelikte su ve sıvı tüketimi çok
önemli; ancak günlük içmeniz gereken su miktarını diğer sıvılardan bağımsız
olarak hesaplamalısınız. Ben kendime 3 litre su hedefi koydum her gün için.
Hasta olduğum bazı günler hariç bu hedefi hiç aksatmadım. Onun dışında
limonata, portakal suyu, ayran ve maden suyu tükettim içecek olarak. Bitki
çaylarından sadece güvenli olanları kış aylarında günde bir bardaktan fazla
olmamak üzere balla veya limonla içtim.
20. haftada pelvik ağrılarım
başlayınca doktorum yürüyüşü yasakladı ve hareketlerim biraz kısıtlandı.
Doktorum yürüyerek kilo veremeyeceğimi, onun yerine bir Top Kek eksik yememi
söyledi. :) 3. trimester sonuna doğru da ayak bileklerimde ödem olunca
hareketimi iyice kısıtladım. Doktorum istirahat önerdi çünkü. Yine evde
birtakım işler yaparak hareketsiz kalmamaya çalıştım.
Kahvaltımı toparlamak gerekirse peynir&zeytin,
yumurta klasik kahvaltıma kimi zaman Sarelle, organik reçel veya tahin &
pekmez eşlik etti. Öğlen yemeğimi biraz geç yiyeceksem muzlu süt (ezdiğim muzun
üstüne süt dökerek) ara öğünüm oldu. Bazen çorba ve bir dilim ekmek, bazen tost
gibi doyurucu şeyler yedim ara öğünde. O günkü diğer öğünlere göre belirliyorum
bunu. Öğlen yemeğim evde tek başına olduğum için çok teferruatlı olmuyor
genelde. Bir ana yemek (sulu köfte, makarna örneğin) yeterli oluyor ve yanında
ekmek yemiyorum ya da sadece çorba varsa onunla 1-2 dilim ekmek yiyorum. Yumurtayı
da her sabah yiyorum; ama bir sabah ihmal ettiysem ertesi sabah iki tane
yumurta yiyip bu açığı kapatıyorum. Hamileliğimde çay ve kahveyi çok az
tükettim. Özellikle kahveyi sanırım toplam 3 bardak içtim ki içinde 3-4 kaşık
kahve vardır zaten. Çayı da çok açık ve limonlu içiyorum içeceksem, günde en
fazla bir bardak olacak şekilde.
Hafta sonu kahvaltıları biraz daha
ağır olabiliyor. Klasik kahvaltıya ek olarak menemen, patates veya sucuklu
yumurta (iyi pişmiş) yiyoruz bazen. Patatesi ActiFry’da ya da fırında pişirmeyi
tercih ediyorum.
Akşam yemeğini biraz hafif yemek
gerekiyor belki; ama benim iştahım son trimester’de ciddi anlamda açıldığı için
tam teferruatlı yedim akşam yemeklerimi hamilelik öncesi de olduğu gibi. Ayrıca
eşimle sofrada en uzun oturduğumuz öğün akşam yemeği olduğu için onu yalnız
bırakmayı da hiç istemedim. Akşam yemeğimizde genelde benim öğlen de bir kâse
içtiğim çorba, ana yemek ve bir de yardımcı yemek (pilav, salata, cacık vs.)
oluyor. Son üç ayda tabağıma hamilelik öncesi yediğim kadarını alıp doymayınca
1-2 kaşık ekleme yaptım hep. Ben yemeklerle su veya soda içiyorum. Akşam
yemeklerim genelde protein ağırlıklı oluyor. Günün en sağlam öğünleri kahvaltı
ve akşam yemeği benim için.
Yemek sonrası tatlı veya meyve ile
kendimi ödüllendiriyorum. :) Hamilelik öncesi de akşamları meyve veya tatlı
yiyordum arada. O gün çok ağır geçtiyse sadece süt veya kuruyemiş yediğim de
oluyor. Son ara öğünümü yatmadan iki saat önce bitirmiş olmaya dikkat ediyorum
ki bu da genel olarak akşam 10 gibi yemek faslını kapattığım anlamına geliyor.
Akşam yemeğimi sağlam yediğim için (Akşam 7-8 arası) geceleri hiç acıkmadım ve
hiç gece kaçamağı yapmadım. (Bir kere kocişle ikimizi uyku tutmayınca tost
yemiştik, ikinci kaçamağımı son hafta yapacağım.) :)
Bebeğe kilo aldıran şeylerin başında
muz, süt, ceviz, kaşar peyniri ve su geliyor benim gözlemlerime göre. Maden
suyunun da kilo aldırdığı söyleniyor yine. Bunları birçok yerde okudum ve test
ettim; ama bir püf noktası da yemekten yaklaşık yarım saat sonra sol tarafına
uzanmak. Ayrıca geceleri de bebeğin oksijen ve besin alımı için en sağlıklı
pozisyon bu. Marketlerde kaşar diye satılan birçok şeye güvenmekte zorluk
çekiyor insan. O yüzden biz taze kaşarımızı Kars’tan sipariş ediyoruz. Yoğurdu
da mayamız olduğuna göre evde yapıyorum artık. Süt olarak da tadını çok
sevdiğim ve güvendiğim için Pınar Organik Süt içiyorum.
Şu an 37+1’deyim ve 9,5 kilo aldım
toplamda. Sabahları aç karnıma tartılıyorum her hafta. Şu anki kilo alımımla
tartıda 67,5 kg görünüyorum, boyum 168 cm. Umarım yazdıklarım sizin için
faydalı olur. Herkese sağlıklı bir hamilelik diliyorum. Beslenmenize önce
miniğiniz sonra kendiniz için çok dikkat edin; ama arada size moral olarak
dönecek şeyleri tüketmeyi de ihmal etmeyin. Bu da hamileliğin en eğlenceli yönü
bence!
Sevgiler!
Minnoş Hamile…

aa, çok az kalmıış :) <3
YanıtlaSilMutlu sona yaklaşıyoruz... :)
Silçok güzel bir yazı olmuş büyük dikkat ve keyifle okudum:)
YanıtlaSilsaglıkla bebeğınızı kucagınıza alırsınız inşallah:)
Çok teşekkür ederim, âmin. Beğenmenize sevindim. :)
SilMalesef bulantilarim yuzunden hep tost pizza tarzi hamurlu seyler yiyorum. Cerez yiyemiyorum. Kofte ve doner yiyorum. Bazi besinlere karsi tiksinme olustu ve salatayi cok sevmeme ragmen yiyemiyorum :( umarim gecicidir cunku bu gidisle midemdeki sulu hissiyattan oturu surekli kuru gidayla beslenicem :(
YanıtlaSil