Bebek
Beslenmesi - 0-6 Ay (1)
Hani
elinde kaşıkla bebesinin peşinde dolanan anneler vardır ya. Hah işte, ben onların modern
versiyonu olarak yaşadım ilk altı ay boyunca.
Neden mi “modern”? Çünkü
eskiden bebeği formül sütle veya
emzirme dışında
bir yöntemle anne sütü ile beslemek
bu kadar yaygın
değildi. Mamalar, ülkeye yeni
yeni girmeye başlamışken
maddi olanaklar erişimi
kısıtlıyordu. O
zamanlar da, şimdiki kadar
olmasa da, süt
azlığı sorunu yaşayan anneler vardı elbet; ama
onlar bizim altı
ay bekleyerek geçtiğimiz ek gıda sürecine
bebekleri 3-4 aylıkken
ev yapımı
muhallebilerle, çorbalarla
geçiyorlardı. E şimdiki gibi elektrikli pompalar
da yoktu. Dolayısıyla bebe
emdi, emdi. Yoksa Allah ne verdiyse… :)
Bebek
beslenmesi için İngilizcede
kullanılan terimler breastfeeding ve bottle-feeding. Bunlar bizde “emzirme” ve “mama ile besleme” gibi
kavramlar sırasıyla. Halbuki İngilizler (Amerikalılar da
olabilir gayet tabii. Haydi “İngilizce konuşanlar” diyelim. :) ) bunu bir yöntem olarak
belirlemişler ve
beslenmenin kaynağına işaret ediyorlar aslında. Bebek memeden mi besleniyor biberondan mı?
Bizde
durum tam tersi. “Emiyor mu? Yoksa mama
mı veriyorsun?”
Hayır
efendim. Emmiyor ve ben sütümü sağarak
“biberonla”
veriyorum.
Sonrasında,
“Emse daha iyi değil mi?
Durun…
En bombasını sona sakladım: “Sütün
yetiyor mu bari?”
Ben
keyfi olarak emzirmiyorum, diyesim geliyor o zaman. Yetmiyor da aç bırakıyorum oğlumu ben. Psikopatım
ulan ben! :)
Özetle,
bebeğim emmiyor; ama anne
sütü
alıyor.
Yani ben onu biberonla ve anne sütüyle besliyorum.
Altı
aylık sürecin beslenme anlamında ciddi bir kriz olarak geçtiğini ve bunun benim moralimi ne
kadar alt üst
ettiğimi söylememe gerek
kaldı mı, bilmiyorum.
Meme reddi ve sonrasında
gelen biberon reddi ek gıda
sürecine ciddi
anlamda umut bağlamama
sebep oldu hâliyle.
Tüm
bunları adı üstünde “ek” gıda olan yeni bir beslenme şekline
girizgah niteliğinde yazıyorum. Öncesini bilmeyenler için
genel bir toparlama olsun, diye. Şu konuda da görüşümü kesinlikle belirtmek istiyorum. Sütüm yetmezse
kesinlikle bu açığı ek gıda ile
tamamlamayacağım. Evimize sırf bu iş için bir derin dondurucu aldık ve ben
zamanında iyi ki
fazla olan sütümü stoklamışım. “Bebe emerken
boşuna süt saklamayın.” diyorlar;
ama bu işin hiç garantisi
yok. Ayrıca pek çok ek gıda tarifinde
anne sütü veya devam
sütü kullanılıyor. Yani biraz süt saklarsanız o sütü illa ki bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Burada püf nokta bebeğin emmeyi bırakmaması için Medela
Calma biberon kullanmak. (Başka
alternatifleri Türkiye’de var mı, bilmiyorum.
Varsa siz buraya veya Instagram sayfamdaki ilgili görselin altına yorum olarak
yazabilirsiniz.)
İlk altı ayı yalnızca anne sütü ile tamamladı Deniz. Sanırım stoklar
yardımıyla günde en fazla
2-3 kere sağabildiğim sütümle ilk bir yılı takviyesiz
atlatabilecek gibiyiz. (Bu süt sağma/saklama
konusu çok sorulduğu için onu ayrı bir yazıda
toparlayacağım. Öncesinde Emzirme: Süt Krizi yazımı
okuyabilirsiniz.)
Aslında
kafamda Deniz’i bir yaşına kadar
emzirmek vardı
o doğmadan önce. Tabii işler planlandığı gibi
gitmedi. Bu bir yaş
sınırını da yürüyüp dillendiği dönem olarak
kabaca hesaplamıştım ve bir iki aylık bir alıştırma süreciyle
kademeli olarak kesecektim sütten
ve 14-15. ayı
bulacaktı bu sütten kesme
durumu. (Daha fazlasını ben kişisel
nedenlerle tercih etmiyorum. İkinci
bir hamilelik öncesi kendime biraz nefes alacak zaman tanımak istiyorum
açıkçası. Bir de bebek o kadar büyüdükten sonra emzirmeye çalışmak, oral evrenin uzaması vs. kafam karışık yani…)
Bu
arada siz tabii ki Dünya Sağlık Örgütünü (WHO)
dinleyerek bebeğinizi
ilk iki yıl boyunca anne sütüyle besleyebiliyorsanız kesinlikle bunu yapın.
Ayrıca riskli bir gebelik olmadığı sürece ve
bebek, hormonların
etkisiyle tadı
değişebilecek
olan sütünüzü emmek istediği sürece gebelik
boyunca ve sonrasında
emzirmeye devam edebilirsiniz. Tandem
nursing/tandem emzirme olarak araştırabilirsiniz
bu konuyu.)
İlk
altı ay yalnızca “anne sütü” aldı dedim ama. Doğduktan sonra hastanede
kaldığımız gece biraz mama takviyesi yapmıştık. Orada Milupa Prematil hazır
sıvı mamalardan vermiştik şırıngayla; çünkü emzirdiğimde bezi yeterince
ıslanmıyordu. Eve giderken de Similac reçete etmişti doktoru. 3 gün boyunca da
ara ara onu kullandık. Sonra hep emzirmeye çalıştım, zaman zaman sağıp verdim…
Bu
dönemde Deniz’in de gaz sancıları oldu her bebek gibi. Birinci ayından sonra,
yalnızca Biogaia verdim ona. Doğal bir bağırsak probiyotiği ve diğer gaz
ilaçları gibi zararlı olduğu iddiaları yok ortada. Birkaç aylık, kabul ediyorum
çok zor bir süreç, sıkıntılı bir dönem yüzünden bebeği çeşitli gaz ilaçlarıyla
deneme tahtasına döndürmeye gerek yok bence. Ha bir de kısa vadede ağrısını
rahatlatacak bitki çayları, karışımlar vs. de altıncı aydan önce verildiğinde
ek gıda döneminde bağırsak hareketlerine olumsuz etkileri olabiliyormuş. Ben
bebeğim konusunda risk söz konusuysa hep daha güvenli olan yöntemi benimsedim.
O yüzden de bebeğime zeytinyağı, şekerli su, anason, rezene gibi şeyler
vermedim ilk altı ay.
Anne
sütünün yaklaşık %88’i sudan oluşuyor. Dolayısıyla ilk altı ay boyunca su da
vermedim Deniz’e. Sadece formül sütle beslenen bebeklerin de bu aylarda suya
ihtiyacı yok; çünkü sütleri su ile hazırlanıyor. Tabii bazı doktorlar yine de
aksi yönde tavsiyede bulunabiliyorlarmış. Bu konuda seçimi size bırakıyorum.
Deniz’in
meme reddi yaşamadan önceki dönemlerinde “saatli” emzirme gibi bir kural
koymadım asla kendime. Sadece beşinci gün kontrolünde doktorun en az üç saatte
bir emzirmemi söylemesiyle bunu birkaç saat uygulamaya çalıştım. Bebeğimi
sevgimle yatışıtırıp sakinleştirmem gerekiyormuş (!). Bebeği memeden ayrı
tutmaya çalışmanın ne kadar saçma bir şey olduğunu çok şükür o an fark ettim de
bir daha o doktora gitmedik! (Bazı bebekler sadece anne sütüyle beslense de persentil
sınırlarının çok çok üstünde ve sağlıksız kilo alabiliyorlar, özellikle boyları
da kısa ise. Bu durumda doktor, saatli emzirme ya da emzirme aralarını açma
tavsiyesinde bulunabiliyor. Hatta bu bebekler ek gıdaya daha geç
başlatılabiliyor. Anne sütü dışındaki besinler, formül süt ve ek gıda, obezite
riskini arttırıyor çünkü. Bu konuda doktorun tavsiyesi kesinlikle göz ardı
edilmemeli. Fakat tutup da beş günlük, daha emmeyi bile bilmeyen ve memeye
konduğu anda uyuyan bir bebeğe durup dururken saatli beslenme tavsiyesi
verilmez!)
Altıncı
ay kontrolünü yazdığım bir önceki yazımdan ayrı bir başlık altında topladım bu konuyu.
Muayene daha ziyade ek gıda
ekseninde dönse
de bazı ufak
detayları orada
verdikten sonra burada Deniz özelinde, ilk altı ay beslenme hususunda izlediğim yolu, sonrası için doktorumun
görüş
ve önerilerini ve
benim bu doğrultuda
benimseyeceğim beslenme şeklini size sunmaya çalışacağım
ikinci yazımda.
Fakat söz konusu olan “bebek” olunca riske, ucu açık cümlelere, yanlış
anlaşılmalara mahal vermemek için oldukça temkinli bir şekilde yazmaya çalıştım
ve hâliyle uzun bir yazı oldu. O yüzden de ikiye böldüm. Hem henüz ek gıdaya
geçmemiş bebeklerin anneleri veya hamile anneler için de yaşadıklarım bir fikir
verebilir, diye düşündüm…
Öncelikle
her bebek, her anne ve koşulları farklıdır. Ancak ben
yine Dünya Sağlık Örgütünün belirttiği gibi ilk altı ay yalnızca anne sütü, yokluğunda veya azlığında formül sütü ana besin
olarak görüyorum. Yani
anne sütü almayan bebeğin ek gıdaya erkenden
geçirilmesi bana
kesinlikle doğru gelmiyor.
Daha önce bir
Instagram paylaşımımda bu konuya
değinmiştim. Okuduklarım ve
pediatristlerden duyduklarım
doğrultusunda benim görüşüm bu yönde.
Bu
konuda bile tıp dünyası pek uzlaşmaya
varamamış
görünüyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı
ilk altı ay yalnızca anne sütü dese de Aile
Sağlığı Merkezleri
ve çocuk
doktorları
aksi yönde tavsiyede
bulunabiliyor.
Bebeğin hayatının geri kalanında istediği kadar yiyip içebilecekleri
yiyecekleri ona özel
olan bir beslenme şeklinin sunulduğu bu ilk altı aylık dönemde zorla ağzına tepiştirmeyi
doğru bulmuyorum. Bebektir bu, oral
evredeler sonuçta.
Tabii ki siz bir şeyler
yerken ilgi duyacaklar. Bu onların yemek istediği anlamına gelmiyor. Öyle olsa
kumandayı, telefonu,
ayıcığı falan da
yedirmemiz gerekirdi herhalde bebeklere. (“Bebeğin canı çekiyor, azcık sür
ağzına.”cı teyzelere ithafen…)
Bazı
doktorlar bebeğin kilo alımı yavaşlayınca formül süt yerine ek gıdaya erken geçmeyi önerebiliyorlar.
Tabii persentil değerlerinin
çok altında bir
bebek, sağlık sorunu olup
olmadığı araştırıldıktan sonra, meme ve biberon reddi
gibi özel
sebeplerle ek gıdaya
erken geçirilebilir.
Çok ileri düzeyde meme reddi ve biberon reddi de kaşıkla
beslenmenin önünü açabilir ve
bebek püre/katı kıvamlı gıdalarla
erkenden tanışabilir. Bunlar yalnızca doktor ve
annenin bebek özelinde
yapacağı
değerlendirmeyle alacağı
kararlardır;
ancak bebek 3. Ayından sonra 500 gramın altında kg aldı diye genel durumu ve
kilosu sağlıklı olduğu halde ek gıda öneren
doktorları
anlamamı beklemeyin
benden. Kilo alımı üç aydan sonra yavaşlar. Altıncı aydan sonra daha da
yavaşlayacak. Hazırlayın kendinizi… İlk
ay ek gıda zaten tadımlık. O bebek lıkır lıkır içtiği/emdiği sütten alamadığı kiloyu üç beş kaşık
ek gıdayla mı
alacak? Siz hiç yemek yemeyen – ama böyle hiç yemeyen – insan gördünüz mü?
Belki başlarda bazı şeyleri yemeyecek; ama sonuçta karnını mutlaka
doyuracak bu insan. Ayrıca
her insan her yemeği
yemek zorunda da değil.
Bu bir insan yavrusunun da en doğal
hakkı. Yani daha erken ek gıdaya geçmesi her zaman her şeyi yiyeceği anlamına gelmemeli.
(“Yedir her şeyden erkenden. Bak sonra yemek seçer maazallah!”çılar slm nbr?)
Özellikle
sosyal medyada, artık eş
dostla o kadar sık
görüşmediğimizden midir, bilmem yaşlıların üzerimizde yarattığı baskının on katı kadardır bu sosyal
medya baskısı,
“mama terörü” diye bir şey
var. Evet, resmen terörize
ediliyor bu durum. Sütü yetmeyen/az
olan (Yukarıda
anlattığım gibi mantıklı bir
persentil değerlendirmesi
sonucunda bebeğin minyon
bebek olmadığı
ve gelişim geriliğinin olduğu anlaşıldıktan sonra
hekim tarafından öneriliyorsa…) annenin yaptığı mama
takviyesi insanların
gözüne batıyor ve o anne
“mama terörü”nün kurbanı oluyor
resmen. Tabii bazı
anneler de egolarını şişirmek
için bebeğine mama vermeyi tercih
ediyorlar. Yani sağlıklı, kilosu
yerinde bir bebeği
sırf biraz daha
büyüsün, daha iri
olsun, diye mamaya zorlayanlar var. Bir tık üstü, “sadece rahat bir uyku çekebilmek” için bebeğine zorla mama veren anneler… (!) Az önceki anne sözcüğü için özür dilerim…
Tüm
bu saydıklarımdan hareketle şunu
söyleyebiliriz
o halde. Sütünüz yetersizse bebeğinizi
aç bırakamazsınız, değil mi? Size bu konuda baskı
yapan/yapacak olanlara: “Yavrumun
doymadığını bildiğim halde onu aç bırakıp ağlatmak gibi zevklerim yok.” dersiniz artık. Tabii bu açlık-tokluk
kavramları
kesinlikle göreceli olmamalı ve günlük 5 tane bir yumurta ağırlığında çişli bez almanız bebeğinizin doyduğunu anlamanız için yeterli.
(Kaka yalnızca
yenidoğan döneminde
tokluk kriteri…)
Bebekler
için özel olarak formülize edilen bu formül sütleri – gerektiğinde – kullanmak ek
gıdaya erken geçmekten daha doğrudur
kesinlikle. Bu konuda kaygılarınız varsa ve çok az da olsa
bazı zamanlarda
buna ihtiyacınız olabileceğini düşünüyorsanız mutlaka
evinizin bir köşesinde bebeğinizin içebileceği (doktor tavsiyesiyle) bir formül süt (mama)
bulundurun. Anne ne kadar kaygılarından arınmış
ve mutlu olursa bebek de bir o kadar mutlu ve huzurlu olacaktır. Hiçbir takviye,
bebeğinizi aç bırakıp ağlatmak kadar kötü olamaz.
Son
olarak çeşitli
sebeplerden ötürü bebeğini sadece formül sütle besleyen
annelere bir şeyler söylemek
istiyorum. Bebeğinizin
anne sütü almaması, ek gıdaya erken geçebileceği anlamına gelmiyor.
Bebeklerimizin sindirim sistemi ve bağırsak florası (Buna “barsak” diyenleri
anlamıyorum.) altıncı aydan önce farklı bir besine
hazır değil. Formül sütler de buna
göre hazırlanan formüller zaten.
Tabii ki ekonomik sebeplerden ötürü mama yükünü hafifletmek
isteyen annelerin görüşlerine
saygı duymak
zorundayız. (Mecburi
sebeplerden ötürü ek gıdaya erken başlatılan bebekler
olduğunu düşünürsek 4. ay ve
sonrası beslenme için de mümkün olduğunca uygun ek besinler mevcut.)
Her anne, bebeği için en iyisini ister. Sütü
varsa emzirir, emmiyorsa sağar,
sağdığı
süt
azalırsa
takviye yapar, hiç emzirememişse
formül
süt
verir ve bunların
hepsi kabul edilebilir şeylerdir.
Lütfen
bir anneyi eleştirmeden/ona
“akıl”
vermeden önce
söyleyeceğiniz her şeyi akıl ve duygu süzgecinden geçiriniz.
“Mutlu
anne” demek “mutlu
bebek” demek!
Haydi gidip öpelim
mi yavrularımızı? :)

Upuzun bir yorum yazmıştım, siliniverdi 😞
YanıtlaSilEn kısası şöyle: Seni, emeklerini ve fikirlerini seviyorum 😊
Yaa, bana e-posta gelmeden silinmiş demek ki. Olsun. Teşekkür ederim canım benim. Ben de seni seviyorum. :)
SilHepimiz bebeklerimiz icin en iyisini yapmaya calisiyoruz. Bu konuda anne hissi diye bir sey var bence kesinlikle. Bir anne az cok bebegi icin hangisinin en iyisi olduğunu hissedebilir. Belki üstüme vazife degil ama yazinizla ilgili bir elestirim olacak. Yaziyi sonuna kadar okudum ve kendimi dayak yemis gibi hissediyorum. Cok sert ve kesin yargilarla dolu bir yazi olmis. Belki yasadiginiz zor süreçten kaynaklidir bilemiyorum. Yada bana oyle geldi.ben de 29 haftalik dogmus bir prematüre annesiyim.bu süreçte ogrendigim tek sey. Her hamilelik ve her bebek tamamen kendine ozel ve farkli ilerliyor.
YanıtlaSilMerhaba, hangi kısmı sizi bu kadar gücendirdi acaba? Prematüre bebeklerin bakımı çok farklı ve daha özeldir elbette. Örneğin mama takviyesi bunlardan biri. Bu konuda anneler çok hassas olabiliyor. Ben zaten bu durumu destekler bir görüşte olduğumu söyledim. Onun dışında, söylediklerinize kesinlikle katılıyorum.
YanıtlaSilAynı sorunları bende yaşıyorum maalesef. Önce meme reddi sonrasında biberon reddi. Uyanıkken hiç bir şekilde beslenmiyor bebeğim. Şu anda 5 ay 1 haftalik ek gidaya bende gexmek istemedim erkenden. Denizin bu beslenme reddinin bi sebebi var mı. Biz bulamadık kusma da yok bizde.
YanıtlaSil