8 Ağustos 2016 Pazartesi

Bebek Beslenmesi - 0-6 Ay (1)

Bebek Beslenmesi - 0-6 Ay (1)

Hani elinde kaşıkla bebesinin peşinde dolanan anneler vardır ya. Hah işte, ben onların modern versiyonu olarak yaşadım ilk altı ay boyunca. Neden mi modern? Çünkü eskiden bebeği formül sütle veya emzirme dışında bir yöntemle anne sütü ile beslemek bu kadar yaygın değildi. Mamalar, ülkeye yeni yeni girmeye başlamışken maddi olanaklar erişimi kısıtlıyordu. O zamanlar da, şimdiki kadar olmasa da, süt azlığı sorunu yaşayan anneler vardı elbet; ama onlar bizim altı ay bekleyerek geçtiğimiz ek gıda sürecine bebekleri 3-4 aylıkken ev yapımı muhallebilerle, çorbalarla geçiyorlardı. E şimdiki gibi elektrikli pompalar da yoktu. Dolayısıyla bebe emdi, emdi. Yoksa Allah ne verdiyse… :)

Bebek beslenmesi için İngilizcede kullanılan terimler breastfeeding ve bottle-feeding. Bunlar bizde “emzirme” ve “mama ile besleme” gibi kavramlar sırasıyla. Halbuki İngilizler (Amerikalılar da olabilir gayet tabii. Haydi “İngilizce konuşanlar” diyelim. :) ) bunu bir yöntem olarak belirlemişler ve beslenmenin kaynağına işaret ediyorlar aslında. Bebek memeden mi besleniyor biberondan mı?

Bizde durum tam tersi. “Emiyor mu? Yoksa mama mı veriyorsun?”
Hayır efendim. Emmiyor ve ben sütümü sağarak biberonla veriyorum.
Sonrasında, “Emse daha iyi değil mi?
Durun… En bombasını sona sakladım: “Sütün yetiyor mu bari?”
Ben keyfi olarak emzirmiyorum, diyesim geliyor o zaman. Yetmiyor da aç bırakıyorum oğlumu ben. Psikopatım ulan ben! :)

Özetle, bebeğim emmiyor; ama anne sütü alıyor. Yani ben onu biberonla ve anne sütüyle besliyorum.

Altı aylık sürecin beslenme anlamında ciddi bir kriz olarak geçtiğini ve bunun benim moralimi ne kadar alt üst ettiğimi söylememe gerek kaldı mı, bilmiyorum. Meme reddi ve sonrasında gelen biberon reddi ek gıda sürecine ciddi anlamda umut bağlamama sebep oldu hâliyle.





Tüm bunları adı üstünde “ek” gıda olan yeni bir beslenme şekline girizgah niteliğinde yazıyorum. Öncesini bilmeyenler için genel bir toparlama olsun, diye. Şu konuda da görüşümü kesinlikle belirtmek istiyorum. Sütüm yetmezse kesinlikle bu açığı ek gıda ile tamamlamayacağım. Evimize sırf bu iş için bir derin dondurucu aldık ve ben zamanında iyi ki fazla olan sütümü stoklamışım. Bebe emerken boşuna süt saklamayın. diyorlar; ama bu işin hiç garantisi yok. Ayrıca pek çok ek gıda tarifinde anne sütü veya devam sütü kullanılıyor. Yani biraz süt saklarsanız o sütü illa ki bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Burada püf nokta bebeğin emmeyi bırakmaması için Medela Calma biberon kullanmak. (Başka alternatifleri Türkiyede var mı, bilmiyorum. Varsa siz buraya veya Instagram sayfamdaki ilgili görselin altına yorum olarak yazabilirsiniz.)


İlk altı ayı yalnızca anne sütü ile tamamladı Deniz. Sanırım stoklar yardımıyla günde en fazla 2-3 kere sağabildiğim sütümle ilk bir yılı takviyesiz atlatabilecek gibiyiz. (Bu süt sağma/saklama konusu çok sorulduğu için onu ayrı bir yazıda toparlayacağım. Öncesinde Emzirme: Süt Krizi yazımı okuyabilirsiniz.)

Aslında kafamda Deniz’i bir yaşına kadar emzirmek vardı o doğmadan önce. Tabii işler planlandığı gibi gitmedi. Bu bir yaş sınırını da yürüyüp dillendiği dönem olarak kabaca hesaplamıştım ve bir iki aylık bir alıştırma süreciyle kademeli olarak kesecektim sütten ve 14-15. ayı bulacaktı bu sütten kesme durumu. (Daha fazlasını ben kişisel nedenlerle tercih etmiyorum. İkinci bir hamilelik öncesi kendime biraz nefes alacak zaman tanımak istiyorum açıkçası. Bir de bebek o kadar büyüdükten sonra emzirmeye çalışmak, oral evrenin uzaması vs. kafam karışık yani)

Bu arada siz tabii ki Dünya Sağlık Örgütünü (WHO) dinleyerek bebeğinizi ilk iki yıl boyunca anne sütüyle besleyebiliyorsanız kesinlikle bunu yapın. Ayrıca riskli bir gebelik olmadığı sürece ve bebek, hormonların etkisiyle tadı değişebilecek olan sütünüzü emmek istediği sürece gebelik boyunca ve sonrasında emzirmeye devam edebilirsiniz. Tandem nursing/tandem emzirme olarak araştırabilirsiniz bu konuyu.)

İlk altı ay yalnızca “anne sütü” aldı dedim ama. Doğduktan sonra hastanede kaldığımız gece biraz mama takviyesi yapmıştık. Orada Milupa Prematil hazır sıvı mamalardan vermiştik şırıngayla; çünkü emzirdiğimde bezi yeterince ıslanmıyordu. Eve giderken de Similac reçete etmişti doktoru. 3 gün boyunca da ara ara onu kullandık. Sonra hep emzirmeye çalıştım, zaman zaman sağıp verdim…

Bu dönemde Deniz’in de gaz sancıları oldu her bebek gibi. Birinci ayından sonra, yalnızca Biogaia verdim ona. Doğal bir bağırsak probiyotiği ve diğer gaz ilaçları gibi zararlı olduğu iddiaları yok ortada. Birkaç aylık, kabul ediyorum çok zor bir süreç, sıkıntılı bir dönem yüzünden bebeği çeşitli gaz ilaçlarıyla deneme tahtasına döndürmeye gerek yok bence. Ha bir de kısa vadede ağrısını rahatlatacak bitki çayları, karışımlar vs. de altıncı aydan önce verildiğinde ek gıda döneminde bağırsak hareketlerine olumsuz etkileri olabiliyormuş. Ben bebeğim konusunda risk söz konusuysa hep daha güvenli olan yöntemi benimsedim. O yüzden de bebeğime zeytinyağı, şekerli su, anason, rezene gibi şeyler vermedim ilk altı ay.

Anne sütünün yaklaşık %88’i sudan oluşuyor. Dolayısıyla ilk altı ay boyunca su da vermedim Deniz’e. Sadece formül sütle beslenen bebeklerin de bu aylarda suya ihtiyacı yok; çünkü sütleri su ile hazırlanıyor. Tabii bazı doktorlar yine de aksi yönde tavsiyede bulunabiliyorlarmış. Bu konuda seçimi size bırakıyorum.

Deniz’in meme reddi yaşamadan önceki dönemlerinde “saatli” emzirme gibi bir kural koymadım asla kendime. Sadece beşinci gün kontrolünde doktorun en az üç saatte bir emzirmemi söylemesiyle bunu birkaç saat uygulamaya çalıştım. Bebeğimi sevgimle yatışıtırıp sakinleştirmem gerekiyormuş (!). Bebeği memeden ayrı tutmaya çalışmanın ne kadar saçma bir şey olduğunu çok şükür o an fark ettim de bir daha o doktora gitmedik! (Bazı bebekler sadece anne sütüyle beslense de persentil sınırlarının çok çok üstünde ve sağlıksız kilo alabiliyorlar, özellikle boyları da kısa ise. Bu durumda doktor, saatli emzirme ya da emzirme aralarını açma tavsiyesinde bulunabiliyor. Hatta bu bebekler ek gıdaya daha geç başlatılabiliyor. Anne sütü dışındaki besinler, formül süt ve ek gıda, obezite riskini arttırıyor çünkü. Bu konuda doktorun tavsiyesi kesinlikle göz ardı edilmemeli. Fakat tutup da beş günlük, daha emmeyi bile bilmeyen ve memeye konduğu anda uyuyan bir bebeğe durup dururken saatli beslenme tavsiyesi verilmez!)

Altıncı ay kontrolünü yazdığım bir önceki yazımdan ayrı bir başlık altında topladım bu konuyu. Muayene daha ziyade ek gıda ekseninde dönse de bazı ufak detayları orada verdikten sonra burada Deniz özelinde, ilk altı ay beslenme hususunda izlediğim yolu, sonrası için doktorumun görüş ve önerilerini ve benim bu doğrultuda benimseyeceğim beslenme şeklini size sunmaya çalışacağım ikinci yazımda. Fakat söz konusu olan “bebek” olunca riske, ucu açık cümlelere, yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için oldukça temkinli bir şekilde yazmaya çalıştım ve hâliyle uzun bir yazı oldu. O yüzden de ikiye böldüm. Hem henüz ek gıdaya geçmemiş bebeklerin anneleri veya hamile anneler için de yaşadıklarım bir fikir verebilir, diye düşündüm…

Öncelikle her bebek, her anne ve koşulları farklıdır. Ancak ben yine Dünya Sağlık Örgütünün belirttiği gibi ilk altı ay yalnızca anne sütü, yokluğunda veya azlığında formül sütü ana besin olarak görüyorum. Yani anne sütü almayan bebeğin ek gıdaya erkenden geçirilmesi bana kesinlikle doğru gelmiyor. Daha önce bir Instagram paylaşımımda bu konuya değinmiştim. Okuduklarım ve pediatristlerden duyduklarım doğrultusunda benim görüşüm bu yönde.

Bu konuda bile tıp dünyası pek uzlaşmaya varamamış görünüyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı ilk altı ay yalnızca anne sütü dese de Aile Sağlığı Merkezleri ve çocuk doktorları aksi yönde tavsiyede bulunabiliyor.

Bebeğin hayatının geri kalanında istediği kadar yiyip içebilecekleri yiyecekleri ona özel olan bir beslenme şeklinin sunulduğu bu ilk altı aylık dönemde zorla ağzına tepiştirmeyi doğru bulmuyorum. Bebektir bu, oral evredeler sonuçta. Tabii ki siz bir şeyler yerken ilgi duyacaklar. Bu onların yemek istediği anlamına gelmiyor. Öyle olsa kumandayı, telefonu, ayıcığı falan da yedirmemiz gerekirdi herhalde bebeklere. (“Bebeğin canı çekiyor, azcık sür ağzına.”cı teyzelere ithafen…)

Bazı doktorlar bebeğin kilo alımı yavaşlayınca formül süt yerine ek gıdaya erken geçmeyi önerebiliyorlar. Tabii persentil değerlerinin çok altında bir bebek, sağlık sorunu olup olmadığı araştırıldıktan sonra, meme ve biberon reddi gibi özel sebeplerle ek gıdaya erken geçirilebilir. Çok ileri düzeyde meme reddi ve biberon reddi de kaşıkla beslenmenin önünü açabilir ve bebek püre/katı kıvamlı gıdalarla erkenden tanışabilir. Bunlar yalnızca doktor ve annenin bebek özelinde yapacağı değerlendirmeyle alacağı kararlardır; ancak bebek 3. Ayından sonra 500 gramın altında kg aldı diye genel durumu ve kilosu sağlıklı olduğu halde ek gıda öneren doktorları anlamamı beklemeyin benden. Kilo alımı üç aydan sonra yavaşlar. Altıncı aydan sonra daha da yavaşlayacak. Hazırlayın kendinizi… İlk ay ek gıda zaten tadımlık. O bebek lıkır lıkır içtiği/emdiği sütten alamadığı kiloyu üç beş kaşık ek gıdayla mı alacak? Siz hiç yemek yemeyen – ama böyle hiç yemeyen – insan gördünüz mü? Belki başlarda bazı şeyleri yemeyecek; ama sonuçta karnını mutlaka doyuracak bu insan. Ayrıca her insan her yemeği yemek zorunda da değil. Bu bir insan yavrusunun da en doğal hakkı. Yani daha erken ek gıdaya geçmesi her zaman her şeyi yiyeceği anlamına gelmemeli. (“Yedir her şeyden erkenden. Bak sonra yemek seçer maazallah!”çılar slm nbr?)

Özellikle sosyal medyada, artık eş dostla o kadar sık görüşmediğimizden midir, bilmem yaşlıların üzerimizde yarattığı baskının on katı kadardır bu sosyal medya baskısı, “mama terörü” diye bir şey var. Evet, resmen terörize ediliyor bu durum. Sütü yetmeyen/az olan (Yukarıda anlattığım gibi mantıklı bir persentil değerlendirmesi sonucunda bebeğin minyon bebek olmadığı ve gelişim geriliğinin olduğu anlaşıldıktan sonra hekim tarafından öneriliyorsa…) annenin yaptığı mama takviyesi insanların gözüne batıyor ve o anne mama terörü”nün kurbanı oluyor resmen. Tabii bazı anneler de egolarını şişirmek için bebeğine mama vermeyi tercih ediyorlar. Yani sağlıklı, kilosu yerinde bir bebeği sırf biraz daha büyüsün, daha iri olsun, diye mamaya zorlayanlar var. Bir tık üstü, sadece rahat bir uyku çekebilmek için bebeğine zorla mama veren anneler (!) Az önceki anne sözcüğü için özür dilerim…

Tüm bu saydıklarımdan hareketle şunu söyleyebiliriz o halde. Sütünüz yetersizse bebeğinizi aç bırakamazsınız, değil mi? Size bu konuda baskı yapan/yapacak olanlara: Yavrumun doymadığını bildiğim halde onu aç bırakıp ağlatmak gibi zevklerim yok. dersiniz artık. Tabii bu açlık-tokluk kavramları kesinlikle göreceli olmamalı ve günlük 5 tane bir yumurta ağırlığında çişli bez almanız bebeğinizin doyduğunu anlamanız için yeterli. (Kaka yalnızca yenidoğan döneminde tokluk kriteri)

Bebekler için özel olarak formülize edilen bu formül sütleri – gerektiğinde kullanmak ek gıdaya erken geçmekten daha doğrudur kesinlikle. Bu konuda kaygılarınız varsa ve çok az da olsa bazı zamanlarda buna ihtiyacınız olabileceğini düşünüyorsanız mutlaka evinizin bir köşesinde bebeğinizin içebileceği (doktor tavsiyesiyle) bir formül süt (mama) bulundurun. Anne ne kadar kaygılarından arınmış ve mutlu olursa bebek de bir o kadar mutlu ve huzurlu olacaktır. Hiçbir takviye, bebeğinizi aç bırakıp ağlatmak kadar kötü olamaz.

Son olarak çeşitli sebeplerden ötürü bebeğini sadece formül sütle besleyen annelere bir şeyler söylemek istiyorum. Bebeğinizin anne sütü almaması, ek gıdaya erken geçebileceği anlamına gelmiyor. Bebeklerimizin sindirim sistemi ve bağırsak florası (Buna barsak diyenleri anlamıyorum.) altıncı aydan önce farklı bir besine hazır değil. Formül sütler de buna göre hazırlanan formüller zaten. Tabii ki ekonomik sebeplerden ötürü mama yükünü hafifletmek isteyen annelerin görüşlerine saygı duymak zorundayız. (Mecburi sebeplerden ötürü ek gıdaya erken başlatılan bebekler olduğunu düşünürsek 4. ay ve sonrası beslenme için de mümkün olduğunca uygun ek besinler mevcut.)

Her anne, bebeği için en iyisini ister. Sütü varsa emzirir, emmiyorsa sağar, sağdığı süt azalırsa takviye yapar, hiç emzirememişse formül süt verir ve bunların hepsi kabul edilebilir şeylerdir. Lütfen bir anneyi eleştirmeden/ona akıl vermeden önce söyleyeceğiniz her şeyi akıl ve duygu süzgecinden geçiriniz.

“Mutlu anne” demek “mutlu bebek” demek!
Haydi gidip öpelim mi yavrularımızı? :)


5 yorum:

  1. Upuzun bir yorum yazmıştım, siliniverdi 😞

    En kısası şöyle: Seni, emeklerini ve fikirlerini seviyorum 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa, bana e-posta gelmeden silinmiş demek ki. Olsun. Teşekkür ederim canım benim. Ben de seni seviyorum. :)

      Sil
  2. Hepimiz bebeklerimiz icin en iyisini yapmaya calisiyoruz. Bu konuda anne hissi diye bir sey var bence kesinlikle. Bir anne az cok bebegi icin hangisinin en iyisi olduğunu hissedebilir. Belki üstüme vazife degil ama yazinizla ilgili bir elestirim olacak. Yaziyi sonuna kadar okudum ve kendimi dayak yemis gibi hissediyorum. Cok sert ve kesin yargilarla dolu bir yazi olmis. Belki yasadiginiz zor süreçten kaynaklidir bilemiyorum. Yada bana oyle geldi.ben de 29 haftalik dogmus bir prematüre annesiyim.bu süreçte ogrendigim tek sey. Her hamilelik ve her bebek tamamen kendine ozel ve farkli ilerliyor.

    YanıtlaSil
  3. Merhaba, hangi kısmı sizi bu kadar gücendirdi acaba? Prematüre bebeklerin bakımı çok farklı ve daha özeldir elbette. Örneğin mama takviyesi bunlardan biri. Bu konuda anneler çok hassas olabiliyor. Ben zaten bu durumu destekler bir görüşte olduğumu söyledim. Onun dışında, söylediklerinize kesinlikle katılıyorum.

    YanıtlaSil
  4. Aynı sorunları bende yaşıyorum maalesef. Önce meme reddi sonrasında biberon reddi. Uyanıkken hiç bir şekilde beslenmiyor bebeğim. Şu anda 5 ay 1 haftalik ek gidaya bende gexmek istemedim erkenden. Denizin bu beslenme reddinin bi sebebi var mı. Biz bulamadık kusma da yok bizde.

    YanıtlaSil

Blogda Ara

Son Yazılar

Tüm Yazıları Göster

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı