29 Aralık 2016 Perşembe

2016’ya Veda Ederken…



Bugün 29 Aralık 2016, günlerden Perşembe…
Uzun bir iç savaşın ardından yorgun umutlarımla aralamıştım 2016’nın kapısını. Yorgun; ama umutlu… 2016’nın bana getirmesini istediğim tek bir şey vardı: oğlum… Tek bir şey; ama aslında pek çok şey.

O gelince mutluluk gelecekti, huzur gelecekti ruhuma, benzerini tatmadığım bir aşk sarıp sarmalayıp ısıtacaktı kalbimi. Beklediğim tek bir şey ne çok şeye gebeydi aslında ve tüm bunların doğumuna sayılı günler kalmıştı…

27 Ocak 2016, günlerden Çarşamba…
Satırlara sığmayacak kadar büyük bir olaydı benim için. Kendi tarihimde çağ açıp kapatan bir olay. Anne oldum! Oğlum geldi…
Hamile kaldığımda değiştiğimi sanmıştım ya. Yanılmışım. Ama ne yanılmak!
Annelik bambaşkaymış. Ben oğlumu doğururken kendimi de doğurmuşum meğer. Bambaşka bir ben doğmuş benden dışarı…

Kendi içimde yaşadığım köklü değişimlerin çoğunu büyük şaşkınlıkla izledim bütün bir yıl boyunca, tıpkı olayları dışarıdan izleyen bir kimse gibi. Kimi zamanlar bir o kadar uzaktım kendime çünkü. Hiç tanımadığım, tanışmadığım bir kadını izliyor gibiydim bazı zamanlar. O kadın, anahtarını takıp kapısını açıyordu evimin; geziniyordu tüm odalarında kalbimin, yüzündeki o tanıdık edayla. Kendime dışarıdan bakmak ve aynı zamanda içeride olmak. Yaşadığım tam olarak böyle bir şeydi. Bir boyuttan başka bir boyuta geçişin kilidini açmış gibiydim o günden sonra…

Sarhoş gibi dolaştığım günlerim oldu; biçare, yorgun ve kederli. Divane gibi dolaştığım günlerim oldu; âşık gibi, Mecnun gibi. Her iki uca da aynı mesafedeydim. Bir zaman sonra kendimi buldum…

Kendimi buldukça hazzın derinliklerine indim. Hayatımdaki sığ ve tekdüze şeyleri tek tek sildim. Bana iyi gelmeyen şeyleri gözümü kırpmadan vurup indirdim. Kendi kendime yeni bir dünya yarattım.

Doğum ve ölüm birbirine hiç olmadığı kadar yakındı benim için o “an”dan sonra. Arada yaşanan ne varsa onu daha da güzel kılmak için çabaladım, çabalamak istedim. Kendimce…

Hayatımdan “nefret”i sildim. Hayat mutsuz olmak için çok kısaydı.... Nefretse bu mutsuzluğu besleyen sinsi bir yılandı.
Hafızamdan “kötü anılar”ı sildim. Onları hatırlamak yüzümdeki çizgileri derinleştiriyor kimi zamansa bir yenisini ekliyordu hayat haritama.
Geçmişin damağımda bıraktığı buruk tadı, mutlu anlardan koca bir yudum alarak boğdum içimde bir yerlerde.

Böyle böyle affetmeyi, affedici olmayı öğrendim. Önce kendimi affettim tüm hatalarım için. Sonra başkalarını… Sindiremediğim hataların üzerine mütalaa etmek ziyadesiyle yoruyordu ruhumu ve bedenimi. Kendime bir güzellik yaptım: Affettim herkesi ve her şeyi.
Hayat küs kalmak için çok kısaydı… Ben de gülümsedim.

Bir şeyleri değiştirmekten çok onları değiştirmeye çalışırken harcadığım zaman tüketiyordu beni. Vazgeçtim! Hayatı ve insanları olduğu gibi kabullendim.
Dünyanın üzerine küçücük bir nokta koydum. Çünkü bu kocaman dünyada ben küçücüktüm. Burası benim hayat ve insanlarla aramdaki mesafeyi simgeliyordu. Hiçbir yere gitmiyordum!
Beni yıpratan ne varsa, umudumu yitirdiğim ne varsa olduğu gibi bıraktım; geride bıraktım ve arkama hiç bakmadım.
İçimde değişeceğine dair hiçbir umut taşımadığım şeyler için uğraşmamayı öğrendim.
Sevdiklerimi ise olduğu gibi kabullenmeyi… Geride bırakamayacağım şeyler vardı ve ben de bırakmadım, sarıldım…

Dünya bu sefer gerçekten güzel bir yer oldu, yeryüzündeki cennetim oldu.
Dilediğim ne varsa ayaklarıma serdi.
Beklemeyi öğrendim, beni ödüllendirdi.

Şimdi dünya, üzerindeki küçücük bir noktanın etrafında dönüyor sanki.
İstemediğim hiçbir şeyi yapmak zorunda değilim. Beni mutlu eden ne varsa, kim varsa ona daha çok zaman ayıracağım…
Dünya güzel bir yer…



Ben kendimi buldum. Peki, sen neredesin?

2 yorum:

  1. Yazınızı okudum, öyle güzel ifade etmişiniz ki sanki kendi kalemimden dökülen kelimeleri okuyor gibi bir çırpıda bitirdim ama ben böyle güzel ifade edemezdim içimdekileri, öyle ki tarihleri değiştirip kendi sayfamda paylaşasım geldi 😄 o kadar "ben" di yani, eminim her anne bunu söyleyecektir, hani bir roman okurken karakterin söylemleri tamamen sizin iç sesinizdir ya, ya da bir şairin aşkını ifade edişi.. İşte böyle bir hisle okudum, yüreğinize sağlık çok güzeldi❤😊

    YanıtlaSil
  2. Kalemi güzel insanlari ayrı seviyorum❤ Biliyorum ki yüreği de kalemi kadar güzel. Elinize,yüreğinize sağlık��2016 bana gurbetin ne olduğunu öğretti. Anneniz bi mahalle bile ötenizde olsa gurbettir benim için��insanları sevmek için kan bağınız olmasa da oluru iyice pekiştirdim.En acısı nefreti öğrendim.2017 yi umutla,sevgiyle karşılayacak ve yaşadıklarımı unutacağım İNŞALLAH �� Özgün Deniz'e alerjisiz güzel güzel beslendiği kusmadığı mutlu bi sene diliyorum��(dolaylı olarak size de��)Sevgiyle aşkla kalın ��

    YanıtlaSil

Blogda Ara

Son Yazılar

Tüm Yazıları Göster

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı