Sevgilim,
“Yıllar sonra, unutulmuş bir yerlerden mektubum çıkar da
yüzünde bir tebessüm olurum belki.” diye yazıyorum sana.
Beni hatırlayacak kadar unutmuş olur musun, bilmem ama.
Ben seni ömrümce unutamayacağımı çok iyi biliyorum.
“Ömrümce” diyorum ama. Belki sonrasında da…
Bu ömürden sonrası varsa şayet, onu en çok biz hak ediyoruz…
Öyle sözleşmiştik hani.
Yıllar önceydi, bir tesadüf kesiştirmişti yollarımızı.
Geçmişe dönüp o zamanlara baktığımızda “İyi ki…” dedik hep. Oysa neler yaşadık
aradaki o zaman diliminde. Bu kadar canını yakan bir şeye nasıl olur da “İyi
ki…” der insan! Delilik!
Sevgim ne kadar derinse öfkem de bir o kadar büyük oldu.
Öfkem de kıskançlığım da. Biz hep bu delilik boyutunda yaşadık aşkı. Hep en
uçta dolaştık. En sonunda o uçurumlardan birinden aşağı yuvarlandık…
Birbirimize o kadar benziyorduk ki bazen çok iyi anlaştık,
bazen iki huysuz kedi gibi hırlaştık…
Ah… Sokak kedisi… Ne kavgamız bitti ne sevdamız.
Günün ilk ışıklarını küs karşılamamalıydık. Oysa biz
tartıştık. Gece yarılarından sabahlara dek bazı zamanlar. Köşedeki sokak
lambası henüz sönmemişti. Gün ağarmakla ağlamak
arasında gelip gidiyordu sanki. Sabahın ayazı yüzümüze vurdukça gözlerimizdeki
yaşlar biraz daha buz kesti yanaklarımıza doğru süzülürken. Sonra dudakların
karşıladı gözyaşlarımı. Bir türlü kopamadık. Ayrılmayı beceremeyen iki acemi
âşıktık…
Ayrılığın bile güzeli olurmuş meğer. En güzeline sokaklar
şahit oldu henüz kimse yokken. Acım mı ağır basıyordu sevgim mi? Ben o acıyı
dindirmek için, o yolun sonunda hep sana koştum. Sesin yankılandı sabahın ıssız
serinliğinde. Başımı omzuna koymak, iki dağın birbirine çarpması gibiydi.
Kulaklarımda yankılandı şiddeti. Sonra omzunla buluştu gözyaşlarım. Dışarıdaki
soğuğa inat, içine aktı ılık ılık.
Sen de ağladın! Ağlamak mı? Ah, ağlamak ne kelime…
Çünkü erkekler de ağlar sevgilim. En çok da seven erkekler...
Ağlamak en çok sana yakıştı, beni hep sana yaklaştırdı.
Dinmeyen öfke nöbetlerinin sonunda, bizi hep o barıştırdı.
Ne zaman canım yansa canını yaktım. Öfkem sevgimin
peşindeydi. Tek derdi onu ele geçirmekti. Kimi zaman oldu beni zehirledi. O
zehirden kimseye hayır gelmezdi. Bilemedim. Bilemezdim.
Güzel günler göreceğiz, dedim. Kendi kendime… Göremedik.
Affet! Ben affettim!
Yıllar sonra. Bak, buradayım. Buradayız! İhtimal, yine
burada olacağız.
Bitmemiş… Bitmezmiş!
Şimdi boğazımda koca bir düğüm, gelip yokluyor ara ara. Ne
istediğimi bilmiyor gibiyim. Bazen darmaduman bazen iyiyim. Ama ben en çok
senle iyiydim… Keşke içimi dökebilsem sana. Korkusuzca anlatsam…
Geçmişe dönsek ne değişirdi, bilmiyorum. Değişmeyecek şeyler
var, iyi biliyorum. Bazı hatalar var, hata değil. Bazı sevdalar var, yalan
değil. Ben bilirim sevgilim, bilirim ki sen de iyi bilirsin. Kimselere
söylemediğimi bir tek sana söyler tek bir söz, bir çift göz. Sen en çok da
gülünce ortaya çıkan çizgilerimi seversin. Çoğu zaman onları göremedin.
Yastığına gözyaşlarımı bıraktım onun yerine. Bazılarını sen görmedin. Bazıları
sana doğruydu gözyaşlarımın. Bazıları seninkilerle buluştu. Gözlerinin içine
baktım, kayboldum. Yastığına rimelimin karasını bıraktım, karalar içinde
boğuldum.
Bazı zamanlar hem acı hem tatlıydı. Nasıl anlatsam sana…
Gözyaşlarım yine pınarlarımı zorluyordu. Mutluluktan…
Mutluluğuma ağladım, mutluluğumuza ağladım. Sonra oturdum, bir gün bu
mutluluğun da sonu geleceğine ağladım! Ah sevgilim, bilir misin ki ben en çok
sana ağladım!
Bir yıl geçti, belki birkaç yıl, hatta daha fazla.
Ben acıyla harmanlanırken kendi içimde bir köşede; zaman,
herhangi bir şeyden farksızdı. Akreple yelkovanın mütemadiyen görevi olan bir
şeyi hissizce yerine getirmesi gibi, öylesine boş…
Hissetmedim.
Sensiz zaman nasıl geçti, hissedemedim.
Zamana karşı nankör değilim. Zaman oldu, değiştim.
Sonra sen geldin.
Habersiz gelişlerin ayrı bir güzelliği vardır sevgilim. Hoş
geldin!
Küllerimden doğdum. Aradığım sıcaklığı senin yamacında
buldum.
Zaman oldu, değiştim. Bunu daha güzel nasıl ifade
edebilirdin…
Evet, değiştim. Şu zaman, onu hafife almışım sanki! Kocaman
bir kadın oldum sevgilim, büyüdüm, değiştim.
Öfkemle olan savaşımdan galip çıktım! Gözlerimdeki kara bulutlar
çekildi, şimdilerde güneş açıyor güldüğüm yerde. En çok da sen hak ediyorsun bu
güneşli günleri.
Haydi yine, yeniden güldür beni!
Ben senin her şeyinim. “Biri bitse biri kalır…”

Söze gerek yok. Okudukça doyamadığım, doyamadığım içinde hep okuyacağım bir yazı. Çok duygulandım... Yüreğinize sağlık ❤
YanıtlaSilTarih :21.08.2018 / 03:01
YanıtlaSilGece yaşadığım büyük bir acı ile dakikalarca ağlıyordum . Bir süre sonra sakinleşmek için binbir gece masalları okudum ,kâr etmedi . En ünlü şairlerin en acı dolu ,en umut dolu ,en aşk dolu şiirlerini okudum yetmedi . Tanınmamış şairleri ,yabancı şairleri ,yazarları oku oku olmadı . En sonda şu söz aklıma geldi " Geçmişe dönsek ne değişirdi ?"... Yazdığın günden beri içime oturmuş sözler . Açtım ve bir daha okudum bu yazıyı . Ve bu gece ve benim 8 yılım ve benim içimdeki tarifsizlik bu satırlarda. Anlatsam bu kadarını tarif edemezdin ... Sana bu yazıda kendimi buldurduğun için teşekkür ederim ... İsim benzerliğini geçtim hayatımda, sevdiğim de ,şiirlerde bu kadar benzer mi ?...