34. Hafta – Doğum Plan(sızlık)ı
Hamileliğimin başlarında doktoruma
“doğum planı” gibi bir uygulamaları olup olmadığını sormuştum. İnternet
ortamında bu tarz yazılara denk gelmiş olabilirsiniz. Ben de birkaçını okuyup
derledim aslında. Doktorumsa doğumda yöneticinin kendisi olduğunu ve zaten
gerekli görmediği herhangi bir uygulamayı gerçekleştirmeyeceğini, bebek ve
annenin sağlığını ön planda tuttuğunu belirtti. Zaten bu tarz bir planla
gitmemin antipatik olabileceğinin farkındayım ben de. O yüzden telefonuma liste
şeklinde hazırladığım bu maddelerin üstünden sözlü olarak geçmeyi düşünüyorum
doktorumla. Bir sonraki randevum 35. haftada, yani tam olarak 34+6’da ve bu
zamana kadar hamileliğimin henüz doğum konuşulacak kadar ilerlemediğini
düşündüğümüz için ertelediğimiz bazı hususlara bu randevumda ve sonrasında
yavaş yavaş değinmeye başlayacağım.
Normal doğum istiyor, bekliyorsanız
bunun ne kadar plan dâhilinde ilerlemesini bekleseniz de “doğaçlama” olarak
gelişeceğini unutmamalısınız. “Hayat siz planlar yaparken başınıza gelen
şeylerdir.” Öyle mi demişti John Lennon? Ah, evet tam da öyle. O yüzden
kendinize ve zihninizde oluşturduğunuz planlarınıza bu esnekliği
verebilmelisiniz her zaman.
Bu doğum planı yazılarından kendime
uyarlayabildiklerim şunlar oldu:
- Doğum sırasında yabancı insanların
kalabalığının üzerimde yaratacağı stresi düşünerek, orada olması gerekli
olmayan hiçbir görevlinin sürece dâhil olmamasını arzu ediyorum.
- Doğum öncesinde, doğum sırasında ve sonrasında
eşimin yanımda olmasını istiyorum.
- Sakin ve huzurlu bir ortam yaratmak
için odamda kısık sesli, rahatlatıcı müzik dinlemek istiyorum.
- Kasılmaları karşılarken ve NST’ye
bağlı iken hareket özgürlüğüm olmasını, pozisyon değiştirebilmeyi
istiyorum.
- Serum gerekmesi halinde hareket
edebilmem açısından yatağa bağlı kalmadan katater takılmasını talep
ediyorum.
- Bebeğim ve benim açımdan muhakkak
gerekmediği sürece epizyotomi olmayı tercih etmiyorum ve fundal bası (Kristaller
manevrası) uygulaması istemiyorum.
- Bebeğimin doğar doğmaz kucağıma
verilmesini istiyorum.
- Doğumun hemen ertesinde bebeğimize
tıbbi müdahale gerekmesi halinde eşimin de onun yanında olmasını
istiyorum.
- Bebeğime yalnızca anne sütü vermeyi
planlıyorum ve doğar doğmaz emzirmeyi istiyorum.
- Tıbbi bir gereksinim olmadıkça
bebeğime bakım odasındayken biberonla herhangi bir sıvı (mama, şekerli su
ve sade su vs.) verilmesini istemiyorum.
·
Acil ve
kaçınılmaz nedenlerden ötürü sezaryen gerekmesi halinde:
- Epidural
sezaryen yapılmasını istiyorum, tüm süreç boyunca uyanık olmak istiyorum.
- Eşimin de
yine tüm süreç boyunca yanımda olmasını ve bebeğin kucağıma verilmesini
istiyorum.
Maddelerin bir
kısmını kendime uyarlasam da çoğu maddenin özü birkaç farklı siteden alıntıdır.
Bu maddelerin çoğunun hastanenin rutin
uygulaması dâhilinde olduğunu düşünüyorum. O yüzden sadece üzerlerinden sözlü
olarak geçmeyi yeterli buluyorum. Önemli olduğunu veya bana özel bir talep
olduğunu düşünüyorsam diğer randevu ve kontrollerde de bazılarını tekrar dile
getireceğim. Öncesinde eşimle de paylaştığım bu maddelerin doğum öncesinde bir
kez daha genel olarak üstünden geçilmesini istiyorum. Bu görevi ben sancılarla
baş ederken daha sağduyulu ve serinkanlı olacağına inandığım için ona verdim.
:)
Koca bir hafta sonu, eşimin olağan
dışı yoğun iş temposundan ötürü bebek hazırlıkları açısından biraz verimsiz
geçti, diyebilirim. Haftalar ilerledikçe şu sona sakladığım oda dekorasyonu işi
için kendimde enerji bulamamaktan korkuyorum.
Pazartesi günü eşim günübirlik şehir
dışına çıktı ve ilk defa “acil bir durumda” kimi arayabileceğimi, ne yapmam
gerektiğini konuştuk biraz. Evet, şaka maka derken o kritik haftalara
yaklaştık… 37. hafta dolduktan sonra gelmekte özgür olduğunu düşündüğümüz
bebeğimiz belki o kadar bile beklemeyecek ve biz bahsettiğimiz planlara bu
ihtimali de dâhil etmeliyiz. Yeni yıla kadar hastane çantamı (Valiz desek daha
doğru olur aslında.) hazır etme telaşım da bu yüzden işte. Tüm yıkama, ütüleme
işlerini bitirdim.
NST için hastaneye gittiğimde
hemşireye gerek duyarsak biberonları tekrar hastanede sterilize edip
edemeyeceğimizi sormuştum. O da bana emzirme politikalarından ve her hâlükârda
önceliğin anne sütünden yana olduğundan bahsetti. Ben de bebeğin emme
refleksinin zayıf olması, sütümün gelmemesi, pompa kullanmamız gerekmesi gibi
“plan dışı” şeyler olması durumunda biberona başvurabileceğimizi ve bu yüzden
bu konuyu merak ettiğimi söyledim. Eğer saydığım sorunlardan biri yaşanırsa
bebeğin emme refleksini köreltmemek için enjektör ile besleneceği yanıtını
aldım. Duvarlarda asılı emzirme politikalarını gözüme çarptıkça okuyordum
zaten; ama Medicana’nın bu konuda böyle disiplinli olması içimi rahatlattı.
Salı günü miniğimin Mr. & Mrs.
Toys’dan sipariş ettiğimiz organik bambu iplikli, amigurumi oyuncaklarına
kavuştuk. Ondan önce biz oynadık. :) Ben de günlüğüne not düştüm oğluşumun.
Umarım o da beğenir. Öte yandan lohusa tacı, terliği siparişinin detayları,
bebek şekeri, kapı süsü gibi konuların yazışma kısmıyla uğraştım. Hepsi aralık
sonu, ocak başı gibi elimizde olacak inşallah. 15 Ocak’ta 37. haftam doluyor ve
bu tür, hastane çantasına göre nispeten daha az önemli olan, hazırlıkları da o
tarihten önce bitirmiş olmak istiyorum.
Oyuncakların yanında oğluşuma bir de
kırmızı kadife, üzerinde minik bir kardan adam olan bir tulum aldım yeni yıl
hediyesi olarak. Üzerinde görmek için nasıl sabırsızlandığımı tahmin edersiniz…
Rüyamda onu öyle kırmızı bir kadife tulum içinde görmüştüm hamile kalmadan
önce. O zamanlar tulum kırmızı olunca, bir de bebek küçük olunca cinsiyetini
anlamamıştım. :)
Bu yazıya başladıktan sonra çarşamba
gecesi pelvik ağrıdan da farklı bir ağrı saplandı birden bire. O an bir
kemiğimin kırıldığını düşündüm. Ertesi gün tüm gün boyunca o ağrı, acı hissi
devam edince doktorum muayene etmek istedi. Perşembe günü 33+6’da oğluşumla
sürpriz bir şekilde buluştuk böylelikle.
Ben 8 kiloya doğru emin adımlarla
ilerlerken oğluşum iki haftada 600 gramdan fazla almış. Neyse ki tek tesellim
bu oldu. 2368 gram ve 47,5 cm olmuş minik adamım. Poz vermeyi sevmiyor bu
aralar. Plasentayla arkadaş olmuşlar, yüzünü ona sürüp duruyor. :) Ama duduşunu
çok net gördüm. Hatta ruj sürmüş gibi, dedik gülüştük doktorumla.
Yürümek dünden beri hissettiğim acıyı
daha da kötüleştirdiği için, vajinal tuşede erken doğumu işaret edebilecek bir
açılma, silinme olmasa da, daha dikkatli olmamı ve pek yürümememi söyledi
doktorum.
Bu haftalık bizden bu kadar… Kendinize
ve bebeğinize iyi bakın. Aynı haftalardaysak siz de bebeğinizle ilgili
bilgileri, tecrübelerinizi benimle paylaşabilirsiniz. Blogumu ve Instagram
hesabımı (@merveblog) takip etmeyi unutmayın.
Şafak 42 Konya! Etli ekmeğe de bayılırım!
:)


Merhaba instagram da sorun var sanırım sizi takip ediyordum fakat şimdi baktım edemiyorum profiliniz gizli istek gönderdim ama olmadı �� bu haftalar sıkıntılı sanırım benim dün akşam şiddetli adet sancım oldu gece hafifledi sabah ağrısız uyandım. Öğlen idrarımı yaparken kan geldi o anki panikle anlayamadım vajinal kanama mı yoksa idrardan mı geldiğini neyse doktorumu aradım hemen hastaneye gittim. Muayene oldum hem vajinal hem de normal. Normal usg muayenesin de bebeğin başının doğum kanalına çok yakın olduğunu,vajinal muayene de ise rahim ağzında az incelme olduğunu belirtti. Kan gelmesinin sebebi böbrek kumu döküyor olmammış. Nst ye de girdim sancı çıkmadı. 2 hafta hiç bişey yapmamam gerektiğini en azından bu haftaları istirahat ederek gecirmemi söyledi. Minik bey korkuttu bizi inşallah 2-3 hafta daha sabreder��
YanıtlaSil