25 Aralık 2015 Cuma

34. Hafta – Doğum Plan(sızlık)ı

34. Hafta – Doğum Plan(sızlık)ı

Hamileliğimin başlarında doktoruma “doğum planı” gibi bir uygulamaları olup olmadığını sormuştum. İnternet ortamında bu tarz yazılara denk gelmiş olabilirsiniz. Ben de birkaçını okuyup derledim aslında. Doktorumsa doğumda yöneticinin kendisi olduğunu ve zaten gerekli görmediği herhangi bir uygulamayı gerçekleştirmeyeceğini, bebek ve annenin sağlığını ön planda tuttuğunu belirtti. Zaten bu tarz bir planla gitmemin antipatik olabileceğinin farkındayım ben de. O yüzden telefonuma liste şeklinde hazırladığım bu maddelerin üstünden sözlü olarak geçmeyi düşünüyorum doktorumla. Bir sonraki randevum 35. haftada, yani tam olarak 34+6’da ve bu zamana kadar hamileliğimin henüz doğum konuşulacak kadar ilerlemediğini düşündüğümüz için ertelediğimiz bazı hususlara bu randevumda ve sonrasında yavaş yavaş değinmeye başlayacağım.

Normal doğum istiyor, bekliyorsanız bunun ne kadar plan dâhilinde ilerlemesini bekleseniz de “doğaçlama” olarak gelişeceğini unutmamalısınız. “Hayat siz planlar yaparken başınıza gelen şeylerdir.” Öyle mi demişti John Lennon? Ah, evet tam da öyle. O yüzden kendinize ve zihninizde oluşturduğunuz planlarınıza bu esnekliği verebilmelisiniz her zaman.

Bu doğum planı yazılarından kendime uyarlayabildiklerim şunlar oldu:

  • Doğum sırasında yabancı insanların kalabalığının üzerimde yaratacağı stresi düşünerek, orada olması gerekli olmayan hiçbir görevlinin sürece dâhil olmamasını arzu ediyorum.
  • Doğum öncesinde, doğum sırasında ve sonrasında eşimin yanımda olmasını istiyorum.
  • Sakin ve huzurlu bir ortam yaratmak için odamda kısık sesli, rahatlatıcı müzik dinlemek istiyorum.
  • Kasılmaları karşılarken ve NST’ye bağlı iken hareket özgürlüğüm olmasını, pozisyon değiştirebilmeyi istiyorum.
  • Serum gerekmesi halinde hareket edebilmem açısından yatağa bağlı kalmadan katater takılmasını talep ediyorum.
  • Bebeğim ve benim açımdan muhakkak gerekmediği sürece epizyotomi olmayı tercih etmiyorum ve fundal bası (Kristaller manevrası) uygulaması istemiyorum.
  • Bebeğimin doğar doğmaz kucağıma verilmesini istiyorum.
  • Doğumun hemen ertesinde bebeğimize tıbbi müdahale gerekmesi halinde eşimin de onun yanında olmasını istiyorum.
  • Bebeğime yalnızca anne sütü vermeyi planlıyorum ve doğar doğmaz emzirmeyi istiyorum.
  • Tıbbi bir gereksinim olmadıkça bebeğime bakım odasındayken biberonla herhangi bir sıvı (mama, şekerli su ve sade su vs.) verilmesini istemiyorum.

·         Acil ve kaçınılmaz nedenlerden ötürü sezaryen gerekmesi halinde:
  • Epidural sezaryen yapılmasını istiyorum, tüm süreç boyunca uyanık olmak istiyorum.
  • Eşimin de yine tüm süreç boyunca yanımda olmasını ve bebeğin kucağıma verilmesini istiyorum.
Maddelerin bir kısmını kendime uyarlasam da çoğu maddenin özü birkaç farklı siteden alıntıdır.


Bu maddelerin çoğunun hastanenin rutin uygulaması dâhilinde olduğunu düşünüyorum. O yüzden sadece üzerlerinden sözlü olarak geçmeyi yeterli buluyorum. Önemli olduğunu veya bana özel bir talep olduğunu düşünüyorsam diğer randevu ve kontrollerde de bazılarını tekrar dile getireceğim. Öncesinde eşimle de paylaştığım bu maddelerin doğum öncesinde bir kez daha genel olarak üstünden geçilmesini istiyorum. Bu görevi ben sancılarla baş ederken daha sağduyulu ve serinkanlı olacağına inandığım için ona verdim. :)

Koca bir hafta sonu, eşimin olağan dışı yoğun iş temposundan ötürü bebek hazırlıkları açısından biraz verimsiz geçti, diyebilirim. Haftalar ilerledikçe şu sona sakladığım oda dekorasyonu işi için kendimde enerji bulamamaktan korkuyorum.

Pazartesi günü eşim günübirlik şehir dışına çıktı ve ilk defa “acil bir durumda” kimi arayabileceğimi, ne yapmam gerektiğini konuştuk biraz. Evet, şaka maka derken o kritik haftalara yaklaştık… 37. hafta dolduktan sonra gelmekte özgür olduğunu düşündüğümüz bebeğimiz belki o kadar bile beklemeyecek ve biz bahsettiğimiz planlara bu ihtimali de dâhil etmeliyiz. Yeni yıla kadar hastane çantamı (Valiz desek daha doğru olur aslında.) hazır etme telaşım da bu yüzden işte. Tüm yıkama, ütüleme işlerini bitirdim.

NST için hastaneye gittiğimde hemşireye gerek duyarsak biberonları tekrar hastanede sterilize edip edemeyeceğimizi sormuştum. O da bana emzirme politikalarından ve her hâlükârda önceliğin anne sütünden yana olduğundan bahsetti. Ben de bebeğin emme refleksinin zayıf olması, sütümün gelmemesi, pompa kullanmamız gerekmesi gibi “plan dışı” şeyler olması durumunda biberona başvurabileceğimizi ve bu yüzden bu konuyu merak ettiğimi söyledim. Eğer saydığım sorunlardan biri yaşanırsa bebeğin emme refleksini köreltmemek için enjektör ile besleneceği yanıtını aldım. Duvarlarda asılı emzirme politikalarını gözüme çarptıkça okuyordum zaten; ama Medicana’nın bu konuda böyle disiplinli olması içimi rahatlattı.

Salı günü miniğimin Mr. & Mrs. Toys’dan sipariş ettiğimiz organik bambu iplikli, amigurumi oyuncaklarına kavuştuk. Ondan önce biz oynadık. :) Ben de günlüğüne not düştüm oğluşumun. Umarım o da beğenir. Öte yandan lohusa tacı, terliği siparişinin detayları, bebek şekeri, kapı süsü gibi konuların yazışma kısmıyla uğraştım. Hepsi aralık sonu, ocak başı gibi elimizde olacak inşallah. 15 Ocak’ta 37. haftam doluyor ve bu tür, hastane çantasına göre nispeten daha az önemli olan, hazırlıkları da o tarihten önce bitirmiş olmak istiyorum.

Oyuncakların yanında oğluşuma bir de kırmızı kadife, üzerinde minik bir kardan adam olan bir tulum aldım yeni yıl hediyesi olarak. Üzerinde görmek için nasıl sabırsızlandığımı tahmin edersiniz… Rüyamda onu öyle kırmızı bir kadife tulum içinde görmüştüm hamile kalmadan önce. O zamanlar tulum kırmızı olunca, bir de bebek küçük olunca cinsiyetini anlamamıştım. :)




Bu yazıya başladıktan sonra çarşamba gecesi pelvik ağrıdan da farklı bir ağrı saplandı birden bire. O an bir kemiğimin kırıldığını düşündüm. Ertesi gün tüm gün boyunca o ağrı, acı hissi devam edince doktorum muayene etmek istedi. Perşembe günü 33+6’da oğluşumla sürpriz bir şekilde buluştuk böylelikle.

Ben 8 kiloya doğru emin adımlarla ilerlerken oğluşum iki haftada 600 gramdan fazla almış. Neyse ki tek tesellim bu oldu. 2368 gram ve 47,5 cm olmuş minik adamım. Poz vermeyi sevmiyor bu aralar. Plasentayla arkadaş olmuşlar, yüzünü ona sürüp duruyor. :) Ama duduşunu çok net gördüm. Hatta ruj sürmüş gibi, dedik gülüştük doktorumla.

Yürümek dünden beri hissettiğim acıyı daha da kötüleştirdiği için, vajinal tuşede erken doğumu işaret edebilecek bir açılma, silinme olmasa da, daha dikkatli olmamı ve pek yürümememi söyledi doktorum.

Bu haftalık bizden bu kadar… Kendinize ve bebeğinize iyi bakın. Aynı haftalardaysak siz de bebeğinizle ilgili bilgileri, tecrübelerinizi benimle paylaşabilirsiniz. Blogumu ve Instagram hesabımı (@merveblog) takip etmeyi unutmayın.

Şafak 42 Konya! Etli ekmeğe de bayılırım! :) 




1 yorum:

  1. Merhaba instagram da sorun var sanırım sizi takip ediyordum fakat şimdi baktım edemiyorum profiliniz gizli istek gönderdim ama olmadı �� bu haftalar sıkıntılı sanırım benim dün akşam şiddetli adet sancım oldu gece hafifledi sabah ağrısız uyandım. Öğlen idrarımı yaparken kan geldi o anki panikle anlayamadım vajinal kanama mı yoksa idrardan mı geldiğini neyse doktorumu aradım hemen hastaneye gittim. Muayene oldum hem vajinal hem de normal. Normal usg muayenesin de bebeğin başının doğum kanalına çok yakın olduğunu,vajinal muayene de ise rahim ağzında az incelme olduğunu belirtti. Kan gelmesinin sebebi böbrek kumu döküyor olmammış. Nst ye de girdim sancı çıkmadı. 2 hafta hiç bişey yapmamam gerektiğini en azından bu haftaları istirahat ederek gecirmemi söyledi. Minik bey korkuttu bizi inşallah 2-3 hafta daha sabreder��

    YanıtlaSil

Blogda Ara

Son Yazılar

Tüm Yazıları Göster

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı