35. Hafta – Yalancı Sancı Seni!
Yeni yıl yorgunluğu yavaş yavaş
üzerimden kalkarken 35. Hafta yazısı nihayet burada. :) Bu hafta aldığım kiloyu
8’e tamamlamak dışında bir değişiklik olmadı bende aslına bakarsanız. Oğluşumla
da aramız iyi, akşamları ve geceleri daha hareketli olsa da gün içinde de
hıçkırıklar ve minik ayaklar iş başında. Sanırım hâlâ biraz yeri var. Zaten
göğsümün altında hafif bir boşluk var, henüz o kadar büyümemiş miniğim. Ama
karnım biraz aşağıda durmaya başladı ilk haftalara göre.
Bu hafta ekstra bir yorgunluk ya da
ağırlaşma hissetmedim ve korktuğum gibi olmadı benim açımdan. Yalancı sancı ya
da kasılma dedikleri şeyi biraz daha belirgin hissetmeye başladım; ama
dayanılmayacak türden değildi hiçbiri. O yüzden yanlış alarmla ortalığı
birbirine katmadım henüz. :) Bence bu yalancı sancılar da doğum sancıları gibi
kişiye özel. Yani adet sancısı çekerken ne tür rahatsızlık hissediyorsanız
bunda da ilk başta öyle şikâyetleriniz oluyor. Benim belim çok ağrımaz mesela.
O yüzden genelde kasıklarımda ve dizlerimde bir ağrı hissettim genelde. Böyle
bir 10-15 dakika bazen de yarım saat sanki adet olacakmışım gibi bir his ve
hafif bir ağrı sadece. Beni korkutmaya yetmedi! :) Yalnız ağrı eşiğiniz düşükse
bu ağrılar gibi normal sancıları da hafife almanız muhtemel. Bu noktada
sancıların şiddeti, sıklığı devreye giriyor ayırt edebilmeniz için. Aman
dikkat…
2015’in son günü oğluşum yüzünü
göstermedi bize. Ben de 4D ile ayaklarına bakıp mutlu oldum. Göbeğimin üstünde
bükmüş bacaklarını, ham yapasım geldi. Yeni yılı evde kutladığımız zamanlar
olmuştu aslında; ama bu yıl hamileliğimle birlikte bebekli/çocuklu hayat
düzenine de adım atmış olduk ailecek. :) Bizim evdeydik, canım arkadaşım
mezelerin bir kısmını evinde hazırladı bir kısmını ben ve sonra her şeyi
toparlayıp masamızı kurduk. Aslında yorulmuyorum; ama ayaklarım çok ağrıyor
uzun süre ayakta kalınca. Her şey çok güzeldi ve bize birkaç saat sonra katılan
arkadaşlarımızla sabaha kadar oturduk, eğlendik. Karaoke yaptık ve ben
kocacımla “Aşkım baksana bana”yı söyleyip dans ederken çok eğlendim. :) Ne zor
şarkıymış yahu! Acayip hızlı, tekerleme gibi ve çok yüksek tempolu. Nefesim
tükendi resmen. Yani Acun Abi, seyirciye oynayıp: “O zaman seyirciyi kırmıyoruz
ve bir kez daha…” diye başlasa düşüp bayılırdım herhalde. :) Bu arada sesim hiç
güzel değildir; ama biz çok eğlendik yine de. Bir de tombala oynadık tüm
arkadaşlar. Ben de oğluşumla biraz para kazandım. :) Bu arada oğluş tüm akşam
ve gece boyunca bize eşlik etti. Hiç uyumadı minik adam! Eğlenmeyi seviyor
demek ki!
35+1’de ayak bileğim yine çok şişince
çok yakında olduğumuz için Zekai Tahir Burak’ın aciline gittik. Bir sıkıntım
olmadığı söylendi. Bebişin de keyfi yerindeydi. FL 73 mm ölçüldü, yani minik
adamın boyu 51 cm mi şimdi? :) Bilemedim valla. Beni yine de rutin olarak
NST’ye bağladılar. Oğluşun kalp atışları 140-150 aralığındaydı, benim de
düzenli bir sancım yoktu; ama kasılma dediğimiz şey, bazen bize sancı gibi
rahatsızlık vermese de, bebek kendi vücüdunu toplayıp kastığında, karnın belli
bir noktasına dayanıp ittiğinde ortaya çıkıyormuş. Oğluş ne zaman popoyu göbüşe
dayasa sancı yükseldi. 50’leri gördüm o kağıtta; ama bende sancı adına bir şey
yoktu.
Bir hafta daha böyle geçti ve
34+6’daki randevumda doktorum artık iki hafta sonra bebeğin prematüreden
çıkacağını ve her an bekleyebileceğimizi söyledi. Bunu bilsem de kez de
doktoruımun ağzından duyunca daha da heyecanlandım. Kavuşmamıza az kaldı minik
adam! 36. haftaya randevu aldım, yüzünü plasentadan çeksen iyi edersin minik
burun! :)
35+0 Şafak İzmir’den sevgiler.

Bu yazıma yorum yapabilirsiniz.