Son haftalar cidden hızlı geçiyormuş.
Bu hafta nasıl geçti, ben bile anlamadım. Geçen hafta beni tepetaklak eden
hastalığımın izleri silinmeye başladı çok şükür. Bir kutu antibiyotik bitirdim
ben de bu sırada. Bu hafta yüzümü güldüren bir olay da yarım kilo zayıflamam
oldu. Aslında epey bir kaçamak yaptım, hatta geç saatlere sarkan akşam
yemeklerim de oldu ama… Belki ben şu kitaplarda okuduğum son hafta kilo alımı
duran hamilelerdenimdir. Allah’ım lütfeeen… :) Şaka bir yana +9 kilo ile devam
ediyorum ve tartıda bu sabah 67’yi gördüm. Ortalama iki hafta gibi bir süre var
önümde ve bundan sonrası önemli olan oğlum ve benim sağlığım…
Bu hafta oğluşumun kapı süsü de geldi
sonunda. Ben artık minik adamımı çağırmaya başlayabilirim yani. :) Bir de şu
burç meselesi vardı kafamda. Bugün kova burcuna geçiyoruz, bu konuda da farklı
kaynaklar farklı şeyler söylüyor ama… Cuma ve sonrası kova burcu işte onda
herkes hemfikir. Kova, dâhilerin burcuymuş. :) Benim oğlum dehasını insanı ve
sevgiyi keşfetmek için kullansın. Bu ikisini anlamayan insandan hayır gelmez
zaten…
Çarşamba günü mahalledeki sağlık
ocağına (Aile Sağlık Merkezi) uğradım. Arada telefonla da olsa beni takip eden
bir hemşire var orada. Ben de uygun oldukça uğrayıp bilgilerimi güncelliyorum.
Tansiyonum 13/9 çıktı orada. Bir önceki muayenede de aynı ölçülmüş. Ben de evde
sabah aç ve tokken ölçtüğümde hep 13/9 çıkmıştı ve birkaç gündür bu böyleydi. O
sırada önemsemedim. Hemşire, bana bakarak pek kilo almadığımı ve ödemim
olmadığını söyledi; ama ben özellikle aksini belirtince bacaklarıma ve ayak bileklerime
baktı. Ödemimin biraz fazla olduğunu ama artık son haftalara geldiğimi ve
normal olabileceğini söyledi. Sonra eliyle karnımı muayene etti ve bebeğin
başının “doğum kanalına yerleştiğini” söyledi. Her an gelebileceğini de ekledi.
Bende tuhaf bir his oluştu o an. Oğluma biraz daha yaklaştığımı hissettim. Son
birkaç gündür pelvik ağrılar “yine” farklı bir boyut kazanmıştı. Özellikle bir
gece canım çok yanmıştı. Demek ki sebebi buymuş. Minik adam takvime uyuyor. Önce
doğum pozisyonu, şimdi doğum kanalı…
Son bir haftadır hamileliğin başındaki
gibi bulantılar yaşamaya başladım sabahları. Kahvaltı yapınca da geçmiyor. Gün
içinde de sürekli benimle. Kusma gibi bir sorunum yok; ama bulantı ve yanma ara
ara zorluyor. Özellikle geceleri bulantı can sıkıcı olabiliyor. Son haftalarda
bu tür bulantıları pek çok hamilenin yaşadığını duymuştum. Onun dışında arada
yoklayan yalancı sancılar ve bebişin bol bol kasılıp popo dayamaları rutine
bindi, diyebilirim. Fakat henüz uykularımı kaçıracak bir ağrım sızım yok çok
şükür. Sadece ara ara sağ kalçamda yaşadığım birkaç saniyelik sızı dün biraz
üst üste yoklayınca gözümden yaş geldi istemsiz. Ağrı veya sancı gibi değil,
bir şey saplanıp yakıyor sanki. Sonra sağ ayağıma kadar yayılıp zonkladı ve
hemen geçti. Ben yine de hâlâ rahat bir hamilelik geçiriyorum ve bu muhteşem
serüvenin son günlerinin tadını çıkarıyorum. Oğlumla konuşuyorum bol bol… 39.
haftayı da yazayım da 40. haftanın konusu oğluşumun gelişi olsun istiyorum.
Annem beni beklediğinden 3 gün önce, nedendir bilinmez suni sancıyla, doğurmuş.
Ben de 39+’larda geleceğini düşünüyorum oğluşumun. Umarım çok bekletmez… :)
Özledim yahu!
Bu hafta oğluşum 3300 gram ve 53,5 cm
olmuş. Doğuma kadar ne kadar olacağını henüz konuşmadık. Beklenen çatı
muayenesi bu hafta da olmadı. Zaten doktorum çatı muayenesini 39. haftada
yaptığını söylemişti. Çatı muayenesi ve bebeğin tahmini doğum tartısı bir arada
değerlendirilecek. Dar çatılı bir kadın zayıf bir bebeği kolaylıkla doğurabilir
mesela. Instagram’da çoğu hamilenin çatı muayenesini daha erken olduğunu
biliyorum; ama doktorum bebeğin kilosunun pek değişmeyeceği neredeyse son
haftasını baz almayı uygun görüyor. 39. haftanın biraz geç olduğunu, öncesinde
de doğumun başlayabileceğini söylediğimde: “Daha önce doğum başlarsa o sırada
muayene edip karar veririz.” diye serinkanlılığını takınmıştı. :) Bu hafta
bana, benim kadar detaycı bir insanı normal doğurtmanın pek iyi bir fikir
olmadığını söyleyip güldü. Şakaydı, di mi şaka? Ben de: “Hocam sizi çok sık
arayıp bunaltmadım bile.” dedim. “Hiç aramadın zaten. Onunla ilgisi yok.” dedi
gülerek. Neyse ki canım hemşireler orada imdadıma yetişti de çok tatlı bir
hamile olduğumu ve hiç kapris yapmadığımı, stressiz biri olduğumu söylediler.
:)
Kafamda normal doğum olsa da henüz
pelvik muayene gerçekleşmediği için bu kararı bir türlü netleştiremedik.
Bebeğin ölçüleri büyümüş ve hatta boyu uzamış; ama kilosu neredeyse aynı çıktı.
Geçen hafta AC ölçüsü daha büyük çıkmış oysa. Bu hafta, geçen haftaki ölçüme
göre 2 hafta daha küçük ölçmüş doktorum nedense. Bebek küçüldü, diye dalga
geçiyor benimle. Aslında geçen haftanın AC’sini baz alacak olsak 3500-3600 gibi
bir değer çıkabilirdi. Zaten yine +/- 478 gram verdi alet. Bu bebek aslında
2800 ile 3700 gram arası bir yerde yani. Bebeğin kilosu 4 kiloyu geçerse
zorunlu sezaryene karar veriliyormuş. Benim doktorumun kilo sınırı bu şekilde;
ama zaten bizim oğlan o kadar tombiş olmaz.
Doktorum, zamanı gelince anestezi
uzmanıyla beni görüştüreceğini söylemişti. Onu da sordum. Eğer sezaryene karar
verilirse önceden görüşmenin ayarlanacağını söyledi. Normal doğum sırasında
epidural anestezi istersem de o sırada konuşup karar verecekmişiz. Ben kendimi
bu hafta doğum yapacakmış gibi hissetmediğimi söyledim. :) Doktorum da benim gibi
düşünüyormuş. O yüzden gayet sakin bir şekilde bir hafta sonrasına (39+0)
randevu verdi. Ondan önce suyun gelmesi, kanama, şiddetli ve düzenli sancı,
bebek hareketlerini hissedememe gibi bir durumum olursa kendisine haber verip
13. kata gelmemi söyledi bir kez daha. Bugün NST’ye de girdim; ama hiç sancım
çıkmadı. Ultrason muayenesi sırasında da hiç kasılmam olmamış zaten. Bizde
durumlar bu. Deniz bebek ve beni sakin bir hafta bekliyor gibi görünüyor.
39. haftada görüşmek dileğiyle…
Bloguma katılmayı ve Instagram
hesabımı (merveblog) takip etmeyi unutmayın. Bu hafta için yorum ve
tecrübelerinizi bekliyorum. :)

Bu yazıma yorum yapabilirsiniz.