22 Ocak 2016 Cuma

38. Hafta – Asayiş Berkemal



Son haftalar cidden hızlı geçiyormuş. Bu hafta nasıl geçti, ben bile anlamadım. Geçen hafta beni tepetaklak eden hastalığımın izleri silinmeye başladı çok şükür. Bir kutu antibiyotik bitirdim ben de bu sırada. Bu hafta yüzümü güldüren bir olay da yarım kilo zayıflamam oldu. Aslında epey bir kaçamak yaptım, hatta geç saatlere sarkan akşam yemeklerim de oldu ama… Belki ben şu kitaplarda okuduğum son hafta kilo alımı duran hamilelerdenimdir. Allah’ım lütfeeen… :) Şaka bir yana +9 kilo ile devam ediyorum ve tartıda bu sabah 67’yi gördüm. Ortalama iki hafta gibi bir süre var önümde ve bundan sonrası önemli olan oğlum ve benim sağlığım…

Bu hafta oğluşumun kapı süsü de geldi sonunda. Ben artık minik adamımı çağırmaya başlayabilirim yani. :) Bir de şu burç meselesi vardı kafamda. Bugün kova burcuna geçiyoruz, bu konuda da farklı kaynaklar farklı şeyler söylüyor ama… Cuma ve sonrası kova burcu işte onda herkes hemfikir. Kova, dâhilerin burcuymuş. :) Benim oğlum dehasını insanı ve sevgiyi keşfetmek için kullansın. Bu ikisini anlamayan insandan hayır gelmez zaten…

Çarşamba günü mahalledeki sağlık ocağına (Aile Sağlık Merkezi) uğradım. Arada telefonla da olsa beni takip eden bir hemşire var orada. Ben de uygun oldukça uğrayıp bilgilerimi güncelliyorum. Tansiyonum 13/9 çıktı orada. Bir önceki muayenede de aynı ölçülmüş. Ben de evde sabah aç ve tokken ölçtüğümde hep 13/9 çıkmıştı ve birkaç gündür bu böyleydi. O sırada önemsemedim. Hemşire, bana bakarak pek kilo almadığımı ve ödemim olmadığını söyledi; ama ben özellikle aksini belirtince bacaklarıma ve ayak bileklerime baktı. Ödemimin biraz fazla olduğunu ama artık son haftalara geldiğimi ve normal olabileceğini söyledi. Sonra eliyle karnımı muayene etti ve bebeğin başının “doğum kanalına yerleştiğini” söyledi. Her an gelebileceğini de ekledi. Bende tuhaf bir his oluştu o an. Oğluma biraz daha yaklaştığımı hissettim. Son birkaç gündür pelvik ağrılar “yine” farklı bir boyut kazanmıştı. Özellikle bir gece canım çok yanmıştı. Demek ki sebebi buymuş. Minik adam takvime uyuyor. Önce doğum pozisyonu, şimdi doğum kanalı…

Son bir haftadır hamileliğin başındaki gibi bulantılar yaşamaya başladım sabahları. Kahvaltı yapınca da geçmiyor. Gün içinde de sürekli benimle. Kusma gibi bir sorunum yok; ama bulantı ve yanma ara ara zorluyor. Özellikle geceleri bulantı can sıkıcı olabiliyor. Son haftalarda bu tür bulantıları pek çok hamilenin yaşadığını duymuştum. Onun dışında arada yoklayan yalancı sancılar ve bebişin bol bol kasılıp popo dayamaları rutine bindi, diyebilirim. Fakat henüz uykularımı kaçıracak bir ağrım sızım yok çok şükür. Sadece ara ara sağ kalçamda yaşadığım birkaç saniyelik sızı dün biraz üst üste yoklayınca gözümden yaş geldi istemsiz. Ağrı veya sancı gibi değil, bir şey saplanıp yakıyor sanki. Sonra sağ ayağıma kadar yayılıp zonkladı ve hemen geçti. Ben yine de hâlâ rahat bir hamilelik geçiriyorum ve bu muhteşem serüvenin son günlerinin tadını çıkarıyorum. Oğlumla konuşuyorum bol bol… 39. haftayı da yazayım da 40. haftanın konusu oğluşumun gelişi olsun istiyorum. Annem beni beklediğinden 3 gün önce, nedendir bilinmez suni sancıyla, doğurmuş. Ben de 39+’larda geleceğini düşünüyorum oğluşumun. Umarım çok bekletmez… :) Özledim yahu!

Bu hafta oğluşum 3300 gram ve 53,5 cm olmuş. Doğuma kadar ne kadar olacağını henüz konuşmadık. Beklenen çatı muayenesi bu hafta da olmadı. Zaten doktorum çatı muayenesini 39. haftada yaptığını söylemişti. Çatı muayenesi ve bebeğin tahmini doğum tartısı bir arada değerlendirilecek. Dar çatılı bir kadın zayıf bir bebeği kolaylıkla doğurabilir mesela. Instagram’da çoğu hamilenin çatı muayenesini daha erken olduğunu biliyorum; ama doktorum bebeğin kilosunun pek değişmeyeceği neredeyse son haftasını baz almayı uygun görüyor. 39. haftanın biraz geç olduğunu, öncesinde de doğumun başlayabileceğini söylediğimde: “Daha önce doğum başlarsa o sırada muayene edip karar veririz.” diye serinkanlılığını takınmıştı. :) Bu hafta bana, benim kadar detaycı bir insanı normal doğurtmanın pek iyi bir fikir olmadığını söyleyip güldü. Şakaydı, di mi şaka? Ben de: “Hocam sizi çok sık arayıp bunaltmadım bile.” dedim. “Hiç aramadın zaten. Onunla ilgisi yok.” dedi gülerek. Neyse ki canım hemşireler orada imdadıma yetişti de çok tatlı bir hamile olduğumu ve hiç kapris yapmadığımı, stressiz biri olduğumu söylediler. :)

Kafamda normal doğum olsa da henüz pelvik muayene gerçekleşmediği için bu kararı bir türlü netleştiremedik. Bebeğin ölçüleri büyümüş ve hatta boyu uzamış; ama kilosu neredeyse aynı çıktı. Geçen hafta AC ölçüsü daha büyük çıkmış oysa. Bu hafta, geçen haftaki ölçüme göre 2 hafta daha küçük ölçmüş doktorum nedense. Bebek küçüldü, diye dalga geçiyor benimle. Aslında geçen haftanın AC’sini baz alacak olsak 3500-3600 gibi bir değer çıkabilirdi. Zaten yine +/- 478 gram verdi alet. Bu bebek aslında 2800 ile 3700 gram arası bir yerde yani. Bebeğin kilosu 4 kiloyu geçerse zorunlu sezaryene karar veriliyormuş. Benim doktorumun kilo sınırı bu şekilde; ama zaten bizim oğlan o kadar tombiş olmaz.

Doktorum, zamanı gelince anestezi uzmanıyla beni görüştüreceğini söylemişti. Onu da sordum. Eğer sezaryene karar verilirse önceden görüşmenin ayarlanacağını söyledi. Normal doğum sırasında epidural anestezi istersem de o sırada konuşup karar verecekmişiz. Ben kendimi bu hafta doğum yapacakmış gibi hissetmediğimi söyledim. :) Doktorum da benim gibi düşünüyormuş. O yüzden gayet sakin bir şekilde bir hafta sonrasına (39+0) randevu verdi. Ondan önce suyun gelmesi, kanama, şiddetli ve düzenli sancı, bebek hareketlerini hissedememe gibi bir durumum olursa kendisine haber verip 13. kata gelmemi söyledi bir kez daha. Bugün NST’ye de girdim; ama hiç sancım çıkmadı. Ultrason muayenesi sırasında da hiç kasılmam olmamış zaten. Bizde durumlar bu. Deniz bebek ve beni sakin bir hafta bekliyor gibi görünüyor.

39. haftada görüşmek dileğiyle…

Bloguma katılmayı ve Instagram hesabımı (merveblog) takip etmeyi unutmayın. Bu hafta için yorum ve tecrübelerinizi bekliyorum. :)

Bu yazıma yorum yapabilirsiniz.

Blogda Ara

Son Yazılar

Tüm Yazıları Göster

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı