16 Ocak 2016 Cumartesi

Normal Doğum vs. Sezaryen

Normal Doğum vs. Sezaryen

Sezar, Türk kadınının sezaryen sözcüğüyle verdiği sınavı görse tarihe geçecek daha başka bir şey söylerdi herhalde… :)

Başlığı ne amaçla yazdığımı tahmin etmişsinizdir. Evet, bunu bir yarış hâline getirdiler ne yazık ki. Kimin kimden üstün olduğunu/olacağını belirlemek için kıstas almadığımız bir doğum şekli kalmıştı çünkü!

Bu yazıyı henüz doğum yapmadan ve doğum şeklim belli olmadan yazıyorum. Bunun altını çizmek istiyorum. Henüz doğum şeklime karar vermedik. Bu kararı doktorumla birlikte vereceğiz, önceliğimiz bebeğim ve benim sağlığım olacak elbette. Ancak bildiğiniz üzere ben en başından beri normal doğum istediğimi belirtiyorum. Bu bir istek tabii ki. En azından normal doğum korkusuyla direkt sezaryeni seçmediğimi ifade ediyor sadece. Onun dışında başka bir anlamı yok.

Instagram’da gördüğüm en korkunç soru: “Arkadaşlar normal mi sezaryen mi önerirsiniz?” olmuştu. Buram buram cehalet kokan bir soru bu. Bir insan sizin ve bebeğiniz için sağlıklı olan doğum şeklini nasıl bilecek de size öneride bulunacak acaba! Birilerinin doğum deneyimlerini dinlemek – çok büyük ölçüde etkilenip kendinize rota çizmeyecekseniz – elbette normal bir şey; ancak her doğumun kişiye özel olduğunu, olacağını daha doğum yapmadan anlamış olmanız gerekir.

Öncelikle şunu belirteyim. Biz kadınlar için yüzyıllardır en doğal olan doğum şekli vajinal doğum, yani normal doğum. Bunu gerçekleştirmek için de sağlığınız ve koşullarınızın uygun olması gerekiyor. Bu konuyu tartışacağınız kişi tabii ki takibinizi yapan doktorunuz olacak. Evet, yüzyıllardır en doğalı normal doğum; ancak biz hep tarlada, evinde tek başına doğuranları duyuyoruz sadece. Normal doğumda bebeğin omzunu sakatlayanları, spastik bebek doğuranları, kontrolsüz ruptürlerle acı içinde kıvrananları,  ölü doğum yapanları, doğumda ölenleri, doğumdan sonra tuvaletini tutamayanları duymuyoruz. Dolayısıyla doğuma veya doğum kararına edilen müdahaleyi yersiz görebiliyoruz bazen. Oysa doktorumuz bizim ve bebeğimizin hayatı için en doğru olanı yapmak istiyor ve yukarıda saydığım risklerden birini bile almamak için bazı kararlar veriyor. Bunu unutmamalıyız. Ama yoook… Hamileyken ya zır cahil olacağız ya da çok okuyup bilmişlik edeceğiz, değil mi? Ortası yok çünkü bunun. Çok okuyunca ister istemez doktorun hareketlerini, kararlarını sorgulamaya başlıyor insan. Oysa bunu biraz daha etraflı düşününce kontrolün kimde olduğunu anlamak daha da kolaylaşıyor.

Normal doğuma mani durumlar vardır mesela. Yüksek doğum ağırlıklı bebek (Kimi doktor için 3800, kimisi için 4000 gram üstü.), doğum pozisyonu almamış bebek, BPD’nin 10 cm’den geniş olması (Rahim ağzı en fazla 10 cm açılacak.), anne adayında panik atak, taşikardi, yüksek tansiyon vs. sağlık sorunları olması, pelvik muayene sonucu ve bebeğin tahmini ağırlığı arasında uyumsuzluk, plasenta previa, kordon sarkması… Bunlar benim aklıma gelenlerden birkaçı, internette çok daha detaylı bilgi bulabilirsiniz.

İri bebek konusunu düşünelim örneğin. Doktorunuz belli bir +/- hata payıyla bebeğin kilosunu hesaplar ve makrozomi teşhisi koyarsa size sezaryen ile doğum yapmayı önerir. Ancak bu cihazların da hata payı vardır ve doktorun iri olarak hesapladığı bebek daha zayıf doğabilir. Bu da doktorun suçu değildir. Bu noktada alınan karar bebek ve anneyi gözeterek alınmıştır ve risk almaktan daha doğrudur. Bunu kabullenmek gerekir.  İri bir bebeği normal doğumla dünyaya getirmeye çalışmak sizde veya bebekte kalıcı hasarlar bırakabilir. Bu riski almaya değer mi?

Ultrason ölçümü ile bebeğin kilosu arasında 100 gram fark çıkmış diye demediğini bırakmamıştı bir anne geçen gün Instagram’da. :) Ne bekliyorsunuz cidden? Suyun içindeki bebeğin femur kemiği, karın, baş çevresi ve çapını yaklaşık olarak ölçünce gramı gramına kilosunu hesaplayabilir mi doktorumuz? Elimizdeki ultrason kağıdını “okumayı” bilmeliyiz. +/- hata payı için verilen gram neyse bebek ölçümdeki kilodan o kadar eksik veya fazla olabilecek aralıkta bir yerdedir kilo olarak.

BPD ölçüsü 10 cm’den büyük olarak öngörülen bir bebeği doğurmaya çalışmak sizin içte ve dışta dikişlerinizin ne kadar çok olacağı anlamına geliyor mesela. Normal ve sağlıklı bir doğumun garantisi yok zaten. Epizyotomi fobisi var ya bir de. O kesiyi yapmasalar da kontrolsüz yırtıklarınız olsa sizce daha mı kolay iyileşecek onlar? Bunları düşünmek gerek normal doğumu isterken. Doktor gerekli görürse yapacak böyle bir işlemi, epizyotominin iyileşmesi daha kolay ve çabuk olacaktır. Bu noktada doktorunuzun inisiyatif kullanmasına izin verin lütfen. Özellikle ilk doğumda epizyotomi, belli bir düzeyde, yaygın bir uygulama…

Doğum şekline karar vermek sanki direkt bizim elimizdeymiş gibi strese giriyoruz nedense. Her iki doğumun da kendine özgü avantajları var ve tabii her iki doğumun da hangi hamileye ve bebeğe uygun olduğunu belirlemek için birçok etmen var göz önüne alınması gereken. Birini diğerinden ayıran büyük bir artısı yok. Evet, normal doğum, bir ameliyat şekli değil ve toparlanmanız daha kısa zaman alacaktır; ama normal doğuma elverişli olmayan bir anne adayı da en az normal doğum yapan insan kadar annedir nihayetinde. Normal doğum yaptığını gerine gerine anlatıp da sezaryenle doğum yapacak insanları üzmeye çalışanlar çok açık ve net “ruh hastası”dır. Bebeğin kilosu için de durum böyle. Eğer anne hamileliğinde elinden geldiğince iyi ve düzenli beslendiği halde bebeği yeterince kilo alamadıysa bu onun veya bir başkasının suçu değildir. Hamilelikte en çok da hoşgörüye ihtiyacımız varken etrafımızda bu tuhaf şeylerin dönüyor olması ne kadar da üzücü…

Evet, bebeğinin doğduğu ana tanıklık etmek dünyanın en güzel anılarından biri olacak. Evet, doğumu normal ve müdahalesiz gerçekleştirmek sizin de en büyük arzunuz olabilir. Evet, sezaryen ile doğum düşünüyorsanız lokal anestezi türlerinden birini seçerek bebeğinize o an sarılmayı hayal ediyor olabilirsiniz. Ancak tüm bunları alt üst edecek bir sağlık durumu ortaya çıkabilir ve siz hiç beklemediğiniz bir anda genel anestezi ile sezaryen doğuma alınabilirsiniz. Buna da hazırlıklı olun. Doğumun her türlüsü büyük bir mucize zaten. Dokuz ay boyunca karnınızda bir insan taşıdınız, büyüttünüz; onunla sevginizi, yemeğinizi paylaştınız. Bundan daha özel bir bağ olabilir mi? Doğum şeklinin ne önemi var ki ikiniz de sağlıklı olduktan sonra…

Doktorum çok güzel bir şey söyledi: “Müdahale etmezsek her kadın bir şekilde normal doğum yapabilir.” İri bebek, postmatüre bebek, makat prezentasyonlu bebek, kordonu boynuna 3 kere dolanmış bebek… Yani herkes öyle veya böyle bir şekilde doğum yapabilir; ama bunun sonuçları olacaktır. Çünkü normal doğum her hamileye veya bebeğe uygun olmayabilir. Bilincinizi bu yönde hep açık tutun ve doktorunuzdan makul olmayacak taleplerde bulunmayın. Normal doğum bir övünme şekli değildir, bunu hayat memat meselesi hâline getirmeyin.

Sezaryen doğum yapacaksanız bunun kolaylıklarını da zorluklarını da kucaklamayı bilin. Başta sancı çekmediyseniz kolaylığını yaşamaktan bahsedebiliriz; ama sonrasındaki iyileşme sürecinde biraz acı çekmeyi de göze almalısınız. Siz, büyük bir operasyon geçirdiniz ve bebeğinizi kucağınıza almak en büyük ödülünüz oldu, olmalı… Ötesi yok bunun. Bu yaşadıklarınızı insanları cesaretlendirmek için anlatın.


Ben insanların doğum hikâyelerini dinlemeyi seviyorum. Dinlesem de bunu kendime takıntı yapmıyorum çünkü. Bu, onun doğumu ve benim doğumum da bana özel olacak. Onunki çok kolay olmuş olabilir, bu onun şansı. Diğerininki çok zor olmuş olabilir, bu onun şanssızlığı sadece. Bunu kendime karamsarlık malzemesi yapamam. Benim doğumum bana özel, kolay da olsa zor da olsa bu benim şansım. Vajinal veya abdominal, normal ya da sezaryen… Her iki doğum şekli de kabulüm ve bu süreci sonuna kadar benimsemeye hazırım. Ben bu yolun sonunda -  yol ne kadar uzun ya da kısa, acı ya da tatlı olursa olsun - hayatımın en büyük ödülünü alacağım. Gerisinin hiçbir önemi yok benim için! Kavuşmamıza çok az kaldı oğlum. Ben bir tek bunu düşünüyorum. Gerisini sana bırakıyorum. Seni seviyorum…

6 yorum:

  1. çok tatlısın ki sen :) gerçek hayatta tanışıyor olsaydık yakın arkadaş olabilirdik büyük ihtimalle :)

    Ben sürekli kendimi tekrar ediyorum ama henüz hamile değilim. Bebek sahibi olmak kendimi bildim bileli en çok istediğim şey :) her zaman ilgimi çekmiştir yani bu konular. Benim seçme şansım olsaydı normal doğumu tercih ederdim kesinlikle. Sebebi sezaryandan korkmam :) Ama bu konuda seninle aynı fikirdeyim. Öncelikli olarak normal doğum olsun, ama herhangi bir müdahale gerekirse de ne gerekiyorsa kabulüm. Yalnız bu noktada doktora güvenmek çok önemli. :( Ben daha hamile kalmadan doktor arayışına girdim :/ yine de gerçekten işin içinde olmadan, yani doktorla iletişim kurup anlaşabildiğini görmeden kesin karar vermek zor olacak.

    Çok sağlıklı bir doğum dilerim Merve sana ^^ her ne şekilde olursa olsun :) Sonra da ben yazmaya başlarım belki hamilelik yazıları :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, çok teşekkür ederim. Nerede yaşadığını bilmiyorum ama... Belki bir gün tanışırız. :) Ben de bebek konularına oldum olası ilgiliydim zaten. İnşallah her şey gönlüne göre olur senin de. Ben oğluşumu çok özlüyorum artık. İkimiz için de en sağlıklı şekilde dünyaya gelmesini istiyorum. Eskiden çok fazla seçenek yokmuş. Çoğu anne neyin kendisine ne kadar uygun olduğunu sorgulayamadan bir şekilde normal doğum yapmış...

      Sil
  2. Bu arada annem ikinci çocuğunu, yani erkek kardeşimi 4500gr olarak normal doğurmuş :D Ben de onun normal bir kilo olduğunu düşünüyordum senin yazını okuyana kadar :D Zavallı annem :) Kimbilir ne kadar zor oldu :/

    YanıtlaSil
  3. Ya süper yazılarını okudukça güç alıyorum inan.. herşey gönlünce olsun sağlıklı mutlu uzun ömürlü yıllar canim😊

    YanıtlaSil


  4. O an, aşık hastanede doğum verildi ve iki günlük kız bebek ona dikkat çekmek için sevgi dolu bir aileye ihtiyacı var.
    herally anne, ailesinin onun iptal etmek istedim bırakın, ama bir arkadaşım bebek tavsiye iptal etmek, sadece hiçbir iş kolejden mezun olan 23 yaşındaki çocuğun babası olduğu belirtildi.
    Eğer ilgileniyorsanız bu e-posta adresi ile bize ulaşın; marthaorphanage@gmail.com

    Saygılarımızla
    Martha dickson

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Can you please write in English? The Turkish translation makes no sense. :(

      Sil

Blogda Ara

Son Yazılar

Tüm Yazıları Göster

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı