Merhabalar efendim!
Şimdi size son zamanların çılgınlığı olan, "Sosyal medyada, sağda solda herkesin 'blogger'lara veya 'çok takipçili' hesaplara bok atma hadisesinden bahsedeceğim biraz. Daha doğrusu bu konuda benim görüşlerime yer vereceğim beni biraz daha iyi tanımanız için. Her gün benzer yorumlar alıyorum neden beni farklı tuttuğunuza dair yahut neyimle size samimi geldiğimi en tatlı sözlerle ifade eden. O yüzden ben de birkaç kelam edeyim, dedim şu konu üzerine...
Yahu kardeşim, blog yazınca "iyi biri" olamıyor muyuz sizin gözünüzde?!
Yahu kardeşim, blog yazınca "iyi biri" olamıyor muyuz sizin gözünüzde?!
Ben şunun ayrımını yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Blog yazmak ve fenomen olmak iki farklı şey en başta...
Ben anne olmadan önce de blog yazıyordum örneğin. Yani "anneliğin ekmeği"ni yiyenlerden değilim. Yiyen varsa da yesin zaten. Kimse gibi nefret kusmuyorum onlara. Şu her bir haltı terörize etme huyundan vazgeçemedi gitti klavye kahramanları! Herkesin kendi çocuğu sonuçta. Kime ne kardeşim. Beğenmezsen o insanı takip etme, olsun bitsin.
Ama şunu belirtmeye çalışıyorum. Blog yazarlığı da kendi içinde ciddi mesai isteyen bir iştir. İşin ucunda emek vardır ve pek çok ürünün tanıtımı için yeni bir mecra oluşturur. Bu yüzden ben yaptığım işi seviyorum. Hobi gibi; ama değil de. İş gibi de değil. Sonuçta hiç tanışmadan sevdiğin yüzlerce insan oluyor... 🙏🏼💙
Gelelim benim olayıma. Önce kendime aldıklarımla, bakınız aldıklarımla, başladım deneyimlerimi paylaşmaya. Sonra hamilelik, derken annelik... Artık sadece kendim için değil minik bir şey için alıyordum minicik minicik giysileri, eşyaları... Bu "alma" işlemi hiç bitmedi yani anlayacağınız. Tüketim toplumuyuz. Söylemeye ne hacet. Aldıkça alıyoruz işte. Fakat hiç değilse kendi içinde bir mantığı olan, gerçekten işimize yarayacak bir şeyler alalım derdindeyiz aynı zamanda. Bu yüzden de siz soruyorsunuz, ben paylaşıyorum. Bu bir firma gönderisi de olabilir. Asla olamaz, demiyorum. Fakat bu işin bir de şu boyutu var: Kemal Sunal'ın Yüz Numaralı Adam filmini hatırlayanlarınız vardır elbette. Düzene yenik düşmemek için direnen bir Şaban vardı orada. Hah işte. Onun gibi bir şey tam olarak... Yani ben normalde para verip almayacağım, gerçekten işe yarar görmediğim; kalitesinden, güvenliğinden emin olmadığım; fiyat performans olarak yeterince övgüyü hak etmeyen hiçbir ürünü -reklam ya da kendi aldığım bir ürün olsun- paylaşmam, paylaşamam. Hele şişirerek asla! Her gün birilerinden mesajlar alıyorum. Benim önerimle aldığı üründen son derece memnun kaldıklarını dile getiriyorlar. Benim fikirlerime, yorumlarıma güveniyor bu insanlar. Ben buradan kazanacağım üç beş kuruş için, meblalarla ölçüp ifade edemeyeceğim o GÜVEN'i yitirmeyi göze alamam! Bunu yapamam...
Bu da benim kendi görüşümdür. Kimse ile bu konuda tartışmak istemem.
Reklamın iyisi kötüsü gerçekten de olmuyor. Yani iyi yönü varsa onu da anlatıyorum; ama olumsuz yönleri varsa ona da değinmeden edemiyorum. Tabii genel olarak daha çok sevdiğim ürünleri paylaştığım bir platform burası sonuçta. O yüzden çok fazla olumsuz yazıyla karşılaşmayabilirsiniz sayfamda. Zaten olumsuzluk ve ben aynı cümlede pek bir sırıtırız a dostlar!
Benden bu kadar. Kalın sağlıcakla...❤️

Bu yazıma yorum yapabilirsiniz.