3 Aralık 2016 Cumartesi

Alerji Teşhisi Koyamadıklarımızdan mısınız?


Evet, bebeğim alerjik-MİŞ…
Aylardır içim içimi yedi durdu da hiçbir doktora, eşe dosta, hatta eşime dahi kabul ettirememiştim. Üstüne neredeyse “deli” damgası yiyecektim…

Bir teşhis koyulabilmesi içimi rahatlattı aslında. Aylardır bunun mücadelesini kendi içimde vermekten ve bir sonuca varamamaktan yorulmuştum açıkçası…


            Alerji çok derin bir konu. O yüzden kimseyi yanlış yönlendirmek istemiyorum. Fakat bir yandan da sürekli benzer sorular aldığım için herkese ortak bir yanıt olması amacı ile bu yazıyı yazıyorum…

            Bir de şunu şuraya kocaman ekleyeyim: ALERJİ KİŞİYE ÖZELDİR VE HER BEBEĞİN ALERJİK TEPKİSİ FARKLI OLABİLİR.




Bizimkinin kusma hikâyesini bilmeyen yoktur herhalde. Ama ben yine de “yeni gelenler” için şöyle bir toparlayayım, diyorum. “Kısaca” demiyorum farkındaysanız. :) Tembeller burada bırakıp gidebilir. :) Bu konuyla gerçekten ilgilenen birileri için olayları başı-sonu, seyri büyük önem arz ediyor.

Benim sütüm gelmeyince ilk gece mecburen mama takviyesi yaptık ilk gün. (Haydaaa, ulan cidden birinci günden başladı kadın…) Sonra gecenin bir yarısı fışkırarak kustu Özgün Deniz. Bu tarz bir kusma olursa acilen haber vermemiz için önceden uyarılmıştık. Hâliyle panik içinde haber verdik hemşirelere. Yavrumun midesi yıkandı ve tekrar olursa diye yine tembihlendik. Gece ara ara emzirme sonrası 5-10 cc kadar mama verdik şırıngayla. Zaten dökülüyordu çoğu. Sabaha karşı tekrar etti aynı kusma. Maalesef röntgen çektirmek zorunda kaldık ve midesi hortumdan dolayı tahriş olduğu için biraz kan kustu oğluş. Anneliğin şokunu, acemiliğini atlatamadan bir sürü şey yaşamıştık. Sonuç temiz çıkınca pek önemsedik ve taburcu da edildik o gün nitekim...

Evde birkaç gün ara ara, emzirme sonrası (emzirmeye çalışma sonrası) mama takviyesi yapmak durumunda kaldım.  Tabii Avent biberon yüzünden meme reddi yaşadım. :( Uzun uğraşlar sonucu o sorunu kısmen çözmüştük aslında; ama Özgün Deniz asla “ideal emzirme” görsellerindeki gibi ağzı açık ve areolanın çoğunu kavrayarak emmiyordu. Hâliyle yarım saat de emzirdiğimi düşünsem altını ıslatacak kadar ememiyordu ve sonrasında diğer memeyi de istemiyordu. Hâl böyle olunca ben Avent pompa ile yollarımı bir türlü ayıramadım. :) Bu sırada bu emememe sorunu her ikimizde de ciddi uykusuzluk problemi yarattığı için, “Bari geceleri sürekli acıkmasın, karnı iyice doysun uyuyakalmadan.” diye Medela Calma biberon kullanmaya başladık. (Bu biberonun özelliği, bebek meme emer gibi emmezse süt gelmemesi, diyebilirim. Meme reddi yaşamamak için bu marka biberon kullanmak gerek çalışacaksanız veya bebeğe bir başkası bakacaksa. Diğer muadilleri Türkiye’de yok. Başka marka bilmiyorum.)

İlk ay her şey çok güzeldi ve beşinci gün tamamen mamadan kurtulmuştuk. Kusma falan da olmadı şu normal sayılan bir miktar çıkarma dışında Kilo alımı da iyiydi (1600 gram); ama her emme sonrası çok fazla gazı olup ağlıyordu ve sürekli kaka yapıp acıkıyordu.
Bu şikayetlerimi dile getirdiğimde bana beyinleri yakan bir öneriyle gelen Dursun Ali Şenses de o gün kara listeye alınmıştı. “Üç saatte bir emzireceksin. Bebeğini sevginle sakinleştireceksin…”
Ulan beş günlük bebek ne anlar sevgiden? Onun için sevgi eşittir emmek, annesine yakın olmak… Şaka gibiydi. Bakış açısını baştan hatalı bulduğum biriyle devam edemezdim zaten.
Aslında sürekli ağlaması ve acıkması veya emmek istediğini belli etmesi normal şeyler gibi görünüyordu her bebek için. Fakat çocuk günde 10-12 kere kaka yapıyordu en az. Her bebeğin gazı olurdu evet; ama huzursuz olduğu her hâlinden belliydi ve emerken de ayaklarını içe çekip kıvranıyordu. Ama acıkmış da oluyordu bir yandan… Emzirirsem yine huzursuz olacağını düşündüğü için sevgili eşim ve annesi, hâliyle çıkmaza girmiştim iyice. Yani bebeğin meme istediğinden eminim; ama bu evdeki bilirkişi heyetinin deyimiyle “sütüm gaz yapıyor ve bebeğe yaramıyor” diye emzirmemem gerekiyor. Zaten uykunun u’su yok, onu bir unutalım da. Sürekli kucakta, beş dakika uyuyup uyanan bir bebek. Yatağa koymasam da uyanıyordu. Yani yenidoğanın anne sıcaklığını istemesinden farklı bir durum bu. Eve her gelen gülüyordu. “Bu nasıl bebek? Hiç mi uyumaz?” diye. Görümcem, Özgün Deniz’in evin büyük bir bireyi gibi ne zaman konuşsak/görüşsek salonda ve uyanık olduğunu söylemişti de çok gülmüştük hatta. Bir kere de bir akşam yedi saat uyudu diye ortalığı ayağa kaldırmışlığım var. Biogaia uyku yaptı sanmıştım:

“Bir şey oldu bu bebeğe!” Uyuyor!?!?”
Aylar sonra gelen iç ses: “Bırak uyusun be kadın. Allah’tan belanı mı istiyorsun?”
Niye bunu o zaman söylemedin iç sesçim? :)
Neyse, ertesi gün Sami Ulus’a gittik. Bir Pazar sabahı buz gibi havada acımasız gerçekler yüzümüze tokat gibi vurdu orada. Hastane ortamı korkunçtu. O kısımlara değinmeyeceğim. Özgün Deniz’in anlamlandıramadığımız şekilde çok fazla gazı vardı. Röntgende de çıktı nitekim. Doktor Hanım ser verip sır vermemekte ısrarcıydı; fakat dilinden de: “Bu gazın dağılması gerek. Bu gazın dağıldığını görmem gerek.” Gibi cümleler düşmüyordu. Diyorum bu gaz dağılmazsa ne olacak? Cevap yok. Elimize bir reçete tutuşturdu. Kocam bir fitil aldı ve mal gibi okumadan o fitili kocaman hâliyle tatbik etti minicik yavruma. Yani daha ben kapının ağzındayken, müdahale dahi edemeden… Fitili de tutamadı içinde. Dakika başı kaka yapan çocuk kaka da yapamadı bir süre. Doktor da gelmiş: “Bak o gaz dağılmadıysa bir daha radyasyon alır bu bebek!” diye bas bas bağırıyor azarlar bir tavırda. Te allam!

Neyse orada geçen beş altı saatin sonunda bizimki kaka yaptı da gazı dağıldı şükür ve idrar tahlilini veremeden eve döndük. Tövbe ettim neredeyse o hastaneye…

Yani şikayetlerin başında ciddi uykusuzluk ve gaz sıkıntısı, sık kaka yapma var. O kadar çok gaz olması normal değil; ama Deniz mizaç olarak biraz sakin bir bebek olduğu için pek ağlamıyor. Ben sadece annesi olarak huzursuzluğunu diğer insanlardan çok seziyorum…

Bu arada hemen herkesin fark ettiği bir durum vardı: Özgün Deniz çok hırıltılı nefes alıp veriyordu. Özellikle geceleri çok rahatsız oluyor ve bazen tıkanıyordu. Bunun için Medicana’da Çocuk hastalıkları ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karaayvaz’a gittik. Direkt alerji şüphesiyle değil tabii; ama şikayetlerimi anlattım. Nefes seslerinin normal olmadığından emindim.  Ciğerlerini iyice dinledi. Boğaz kültürü istedi ve sonra bir de röntgen. Sonra yine beyin yakan bir cümle döküldü ağzından: “Bazı şeyler kulağa duyulmaz; ama işitilir…” (WTF) Neyse ki ne demek istediğini anlamıştım. Türkçe meali: Dinlerken sıkıntılı bir şey duymadım; ama yüzde yüz emin olmak için yeterli değil. Bir de içerisini görelim… Minicik oğlum üçüncü kez radyasyon aldı ve sonuçta hiçbir şey çıkmadı. Alerji uzmanımıza kocaman bir alkış… Sonra kendisine sorularım olursa gibi bir şeyler gevelediğimde özel muayenehanesine beklediğini söyledi. Hoşça kal Doktor Mehmet! Görüşmemek üzere… (Bu pediatristlerin Hipokrat yemininde bir sıkıntı mı var acaba?)


Kırkı çıktıktan sonra birden bire fışkırır tarzda kusmalar başladı. Emdiğinden de sıvı hâlde, hiç sindiremeden çıkarıyordu sütü. Bazen beslenme sırasında bazen gaz çıkarırken bazen gece uykusunda beşikte kusup boğuluyordu. Kâbus gibiydi, hatırlamak dâhi istemiyorum… Bu sıralarda cildinde, daha doğrusu nokta nokta sivilce gibi minik döküntüler de çıkmıştı. Alerjiden şüphelenmek için yeterince veri vardı elimde; ama eşim inatla kabul etmedi. O ay kilo alımı yaklaşık 700 gram düştü. Bu aslında çok normaldi. Hep çok kilo alacak değildi; ama ciddi kusması olmuştu ve yaklaşık 200-250 gram kaybetmişti. Bence bu, kesinlikle normal değildi.

Doktor herhangi bir teşhis koyamadı. Öylece kaldı bu durum. Bu arada kakası ideal kaka tanımına hiç uymuyordu. Çok fazla veya her zaman mukus yoktu; ama hep yeşil ve sıvı ve gürültülü şekilde kaka yapıyordu. Benim gibi okuyup araştıran ancak buna rağmen kafasında soru işaretleri olduğu için sorular soran bir anneyi dikkate dahi almadan ezberlediği kitap cümlelerini ardı ardına sıralayan Süer Bey, işte daha o gün gözümden düşmüştü. "Bebeğin kakası sarı,pütürlü ve püre kıvamında olmalıdır. ilk aydan sonra açlık için çişli bez sayısı..." Yahu hocam, bebeğin kakası yemyeşil ve su gibi. Niye bir cevap vermek yerine ezberden gidiyorsun daha? İlk ve son görüşmemiz oldu. Bir daha da gitmedim zaten. (Koru Çukurambar Dr. Süer Yüksel) Bunun önsüt fazlalığından olabileceğini öğrendiğimde blok emzirme tekniğini denedim. Üst üste aynı memeden emziriyordum iki veya daha fazla kez. Hâliyle pompadan da kurtulamıyordum. Kaka maalesef pek toparlanmadı. Bazı zamanlar köpüklü oluyordu ki bu da çok fazla gazı olduğuna işaret ediyordu. Elimde sadece birkaç “boktan” veri vardı yani anlayacağınız. Bir de bir dönem tavan yapan çok şiddetli kusmalar…

Aylarca içim içimi yedi. Facebook’ta Alerji ile Yaşam Platformunu buldum. Oradaki alerjik bebeklerin sıkıntılarını okudum ve hep kendi bebeğiminkilerle benzeştirdim. İhtiyacımız olan önce iyi bir çocuk gastroentereloğu, sonra yine iyi bir çocuk alerji uzmanıydı; ama yapamadık. Eşim inat etti çünkü. Ailesinin dediğine göre Özgün Deniz alerjik bebek olamazdı. Evet, eşimin bir kuzeni çocuk alerjisi profesörü ve ağabeyinin oğlu da alerjik bebek; ama nedense bizimkinin alerjik olabileceğine ihtimal verilmedi… Bebeğinizde alerjiden şüpheleniyorsanız şunu unutmayın: Onun en iyi doktoru önce sizsiniz. Anneler her şeyi bilir…

Alerji konusunda oturup ahkâm kesemeyeceğim; çünkü gerçekten çok ciddi ve çok boyutlu bir konu. Eskiden sanılanın aksine yalnızca hapşırık, aksırık, kaşıntı-döküntü değil çok ciddi gastrointestinal tepkilerle seyredebilen mühim bir hastalık ve tespit edilemezse iç organlarda ciddi ve kalıcı tahribata yol açabiliyor… Kimsenin kafasını karıştırmak istemiyorum o yüzden. Ama aklınızda şüpheye yer kalmaması için yolunuzun iyi bir doktorla kesişmesi de şart. “İyi bir doktor” diyorum; çünkü maalesef bazı doktorlar uykusuzluk, ciddi gaz sıkıntısı, iştahsızlık ve kusma gibi sorunları ciddiye almayabiliyor. Tabii ki bu şikâyetlerin tümü alerjiye işaret etmeyebilir; ancak mutlaka araştırılması gerekir. Bu noktada şunu atlamayın lütfen: Çok iyi bir çocuk doktorunuz olsa da bu onun branşı değil ve çocuk doktorları maalesef süreci yanlış yönetiyorlar.

Bu arada şu an hâlâ bebeğimin aylık kontrollerini yapan doktoru Hakan Balta. Deniz’in sanırım üçüncü ayından beri beraberiz. Bu süreçte pek sonuç vermeyeceğini bilsek de kanda süt ve yumurta alerjisine baktık ve negatif sonuç aldık. Laktoz intoleransını düşünmüştü Hakan Hoca. O da testte negatif geldi. Bu arada 2. aydan sonra Deniz her ay 600-650 gram kadar kilo aldı ve boyu 2-3 cm uzadı. O yüzden dışarıdan bakınca pek de sorunlu veya alerjik bebek izlenimi vermedi doktoruna ve etrafımızdakilere. Ben hariç…

Ek gıda için altıncı ayı bekledik. Bu süreçte kusmaların gelişigüzel azaldığı dönemler de oldu, bir anda korkunç derece arttığı da. Maalesef bir türlü tespit edemedim sorunu. Bu arada kusma derken bazen insanlar bebeğinin peynir gibi, kesik süt gibi kusmasını da kusmadan sayıyor ya. Onun adı “çıkarma” aslında. Yani bebek içtiği/emdiği sütün fazlasını sindirip çıkarıyor. Eskiler “sütünün yaradığını” söylermiş. Enteresan… :) Deniz’in kusması için biz genelde kova tutuyorduk. Engellenemez bir tazyikle ve tek seferde tüm midesini boşaltıyordu. Hatta süt daha sıvı halde çıkıyordu muhtemel iç sıvılarla karışıp. Bazen boğuluyor bazen de burnundan kusuyordu bir kısmını. Yani her kusan bebek sorunlu değil. Bir de mama takviyesi yapıyorsanız fazla besleme ihtimalini her zaman ihtimal dâhilinde tutun. Gereğinden fazla beslenen bebek de bu şekilde kusabilir.

Ek gıdaya geçene kadar kusma ve kaka döngüsü içinde yaşıyordum sanki. Günüm çok ciddi meme reddi yaşayan bebeğimi emzirmeye çalışıp hayal kırıklığı yaşadıktan sonra süt sağmak ve ardından kırk takla atarak o sütü içirmeye çalışmakla; hatta sonrasında nice zorlukla sağdığım sütü kusmasına, acı içinde boğularak kusmasına tanıklık etmekle, etrafı temizleyip üstünü değiştirdikten sonra paçalarından akar derecede ishal kaka yapmasıyla beni sinir krizi boyutuna taşıyan hadiseler zincirinde kaybolmakla geçiyordu. (Ağır edebiyat yaptım; ama tam bir “kaos”tu ve ben “yalnız”dım. Düşünebiliyor musunuz? Yapayalnız…) O sıralar bunu nasıl yapıyordum, tüm bu olanların ardında bıraktığı enkazı ve en önemlisi kırılıp dökülen kalbimi nasıl topluyordum, hiç hatırlamıyorum. Bir de sürekli süt üretmek zorundayım; çünkü kusarsa yedekte sütüm olmalı… (Özellikle diyet yaptığım dönem buzluktaki sütleri kullanamadığım için stresim daha da artmıştı.)

Alerjik bebek annesi olmak psikolojinizi iki kat daha fazla çökertiyor. Bunu söylemeliyim. Tamam, her gün şükrettim daha kötüsü olmadığına. Ama şu resmetmeye çalıştığım tablo beni uçurumun kenarına sürükledi her gün. Evet, şükrediyordum; çünkü bu sıkıntılarını gözardı edebilirsek gerçekten sağlıklı, gelişimi düzgün ve en önemlisi acayip neşeli ve güleryüzlü bir minnoşum vardı. Zaten bu yüzden hiçbir doktoru hasta olduğuna ikna edemiyordum ya…


Şimdi size bu süreçte kendi tanınızı nasıl koyabileceğiniz konusunda ufacık bir fikir vermeye çalışacağım:
Temelde alerji için özellikle ek gıdaya geçmiş bebeklerde izlenecek basit bir yol var benim tecrübe ettiğim: Şüpheli gıdayı verdiğiniz zaman alerjiden kaynaklı olabileceğini düşündüğünüz ishal, kabız, kusma, döküntü, solunum güçlüğü, karın ağrısı vb. şikayetler gözlemliyor; bu gıdayı bebeğin beslenmesinden çıkardığınızda 72 saat içinde bir düzelme olduğunu, bebeğinizin rahatladığını fark ediyorsanız bu alerjidir. Altı ay öncesi ise annenin uygulayacağı yeni bir beslenme düzeninden bahsedebilirim ancak. Fakat burada es geçmememiz gereken bir husus var: çapraz alerjenler… Yani bebeğinizin süte ve dolayısıyla tereyağı, yoğurt peynir gibi süt ürünlerine alerjisi olduğunu düşünüyorsanız soya alerjisi çapraz alerjen olarak yanıbaşınızda beliriyor. Dana eti de tüketemiyorsunuz tabii, kuzu etini ancak deneyerek karar verebilirsiniz. Bazı bebekler ona da tepki geliştiriyor ne yazık ki. Yumurta alerjisinde tavuk ve diğer kümes hayvanlarının eti, yumurtası yine çapraz alerjen oluyor ve çoğunlukla diyetinizden çıkarılması gerekiyor. Çok ciddi bir diyetten bahsediyoruz burada, “katı diyet” diyorlar buna. Unutup yediğiniz minik bir bisküvinin içindeki süt ürünü dahi bebeğinizi rahatsız edebilir. Gerçi bu durum bebeğin alerji eşiğiyle ve alerjinin seyriyle ya da ne kadar zamandır var olduğuyla da alakalı birazcık. Zamanla bu kadarını (anne sütünden geçen) tolere edebilir hâle gelebilir; ancak ek gıda olarak hâlâ alerjik tepkisi olabilir. Ne yazık ki bu diyetle düzelme sağlamak için en az iki üç hafta beklemek gerekiyor ve diyetinizde en ufak bir kaçak olmamalı.

İleriki vakalarda anne sütünün tamamen kesilmesi de söz konusu olabiliyor. Çoklu besin alerjisinden şüpheleniliyorsa bebeğe alerji için özel üretilmiş tıbbi diyet mamalarından veriliyor ve anne bu sırada sütünü sağıyor; ancak bebeğe içirmiyor. Daha sonra diyet deneme yanılma yöntemiyle açılabiliyor. Sanırım bu da eliminasyon diyeti dedikleri şey.

Hakan Hoca’nın başının etini yediğim için o da beni önce bir çocuk gastroenteroloğuna yönlendirdi. Tabii Bayındır Hastanesi biraz tuzlu olunca ben de Başkent Hastanesinde bir doktordan randevu aldım: Dr. Zeren Barış

Ben emzirme dönemimde sadece üç hafta kadar diyet yapabildim. Doktor, bahsettiğim şikâyetlerin yanında kendi muayenesi sırasında fark ettiği hırıltılı solunumdan dolayı süt ürünleri alerjisinden şüphelenmişti. Diyetimde bir tane kaçak oldu ve doktor çapraz alerjenlerden bahsetmediği için (!) ben kırmızı et tükettim ve kendi kafama göre yumurtayı şüpheli sayıp listemden çıkarsam da gayet güzel bir şekilde tavuk eti tükettim ve maalesef ek gıda döneminde oğlumun tavuğa da alerjisi olduğunu fark ettim. Yaptığım diyet tam olmadığı için düzelme olmaması da kaçınılmazdı. Doktorun bahsetmediğini söylüyorum da aynı doktor süt alerjisinden şüphelenirken içinde süt proteini olan bir kalsiyum tableti yazmıştı bana. Böyle de kendisiyle çelişebiliyor bazen doktorlar. Tamam, dalgınlık, insan hâli falan diyeceğiz de bir gastroentereloğun dalgınlıkla bile yapamayacağı bir hata bence. (Bkz. “You had one job…”) :) Diyet sırasında Özgün Deniz’de düzelme olmadı. Sonra ben diyetimi bozmaya başladım. Daha kötü de olmadı. Zaten hep kusuyordu ve ishaldi. Daha kötüsü olamazdı sanırım ve ben bu durumu kanıksamıştım…

Bu sırada Özgün Deniz beş buçuk aylık oldu. Sanırım ek gıda yazımda da bahsetmiştim. Biz Özgün Deniz’e süt bazlı bir mama ve ev yoğurdu vererek kendimizce test etmek istedik alerjisi olup olmadığını, tabii Hakan Hoca ile ortak kararımızla. Bir çay kaşığı yoğurt verince Deniz iki saat sonra kustu ve iyice ishal oldu su gibi. Ertesi gün denediğimizde de sonuç aynı… Ama Deniz o kadar kusuyordu ki sanırım ciddiye almadık. Çünkü etrafımdaki tüm doktorlar (aileden) büyük bir alerjik reaksiyon bekliyor döküntü gibi. “E” dedik, “Alerji değil; ama vücut ek gıdaya da hazır değil galiba.” Görümcem de dermatolog, eşi de göğüs hastalıkları uzmanı. Ben alerji olduğundan o kadar emindim ki ek gıda denemesini doktor denetiminde yapıyorum yani anaflaksi ihtimaline karşı. Ama: “Yok yiaaa. Alerji değil bu.” (Tıbbın beyin ölümü gerçekleşiyor bu sırada.)

Sonra Deniz’e mama (Golden Goat) verdik. Kakası bir anda toparlanmaya başladı bir iki ishal kıvamında kakadan sonra. Ama kusmalar tam gaz yine fışkırır tarzda ve biberon dolusu. Bu arada bu 6 aylık süreçte, ikinci aydan sonra yaşadığım meme reddiyle birlikte biberon reddiyle de mücadele ediyorum. Deniz hiçbir şekilde almıyor. Sürekli bir şeyler deniyorum. Kaşık ve şırıngayı da almıyor, verdiğimizi tükürme huyu edinmiş. Çok zor da olsa Lansinoh biberona ağzını açtı; ama onu da çekip çekip tükürmeye başladı, bir süre bu şekilde devam ettik. Deniz’in kusmalarını ne kadar normalleştirdik, kanıksadıysak artık alerjisi olmadığına bu şekilde kanaat getirdik. E kaka da toparladı. “Acaba cidden sütüm mü yaramıyordu? Belki de başka bir gıdaya alerjisi var…” dedim kendi kendime. Oysa keçi sütü bazlı mamaların çoğu bebeği kabız yaptığını düşünürsek benim oğlumun ishal kakasını normal kaka gibi püre kıvamına getirmesine şaşırmamalıydık. Kaldı ki bazı durumlarda inatçı kabızlık da alerji belirtisi olabiliyor.


Altıncı ayla birlikte bildiğiniz ek gıdaya geçtik. Hem de yoğurtla. Alerjik bebek ve yoğurt… Akılsız kafam… Beynimi yıkadılar çünkü, “Alerji değil, değil, değil…” diye.

Bazı meyveleri deniyorum. Deniz ağzını açıp alıyor; ama hemen öğürüp kusuyor. Bu, biraz da yeni tatlara ve kıvamlara alışık olmadığından. Sanırım bir on gün kadar sürdü bu durum. Sonra yoğurdun tadını sevdiğini bildiğim için yeni meyve sebzelerle birlikte yoğurt da vermeye başladım. Beyin hızla terk etti odayı. Oğlanın alerjisi var (Bilmiyoruz daha.) ve daha yoğurt derdindeyim. Hâliyle kusuyor da. Ama beynime kazınan bir şey var: “Kusma alerji belirtisi değildir.” By Feyzullah Çetinkaya, eşimin kuzeni the çocuk alerji profesörü…

Yumurta denemesi yapmaya karar verdik. Bu arada Deniz’in severek yediği bir şey var: Hipp Tahıllar Meyveler kavanoz maması. Yani cidden bir beş altı kaşık ağzını açıyor. Bu durum da bir on on beş gün kadar sürdü. Hayatımın en güzel günleriydi. Kaşığı uzatıyorum ve ağzını açıyor. Ağlamak istiyorum sayın seyirciler…

Neyse çılgın ben yumurta sarısı denemesi için koyuldum. İkinci gün elinde kızarıklık oldu. Kusmalar devam tabii. Annemler gelmişti. Giderken de elinden öpmüşler, sonra silmişler orayı. Ondan da olabilir, dedik doktorla. Ara verip tekrar deneyecektim.

Bu sırada yoğurt çorbası yapıyorum bir iki kaşık yiyor Deniz. Garibim bir de yiyor ya. Kendime mi kızsam etrafımdakilere mi bilemedim!

Yumurta denemesini tekrar ediyorum. İkinci gün kustuktan sonra soyduğumda sırtının dalga dalga kızardığını, kırmızı beyaz ala bele bir hâl olduğunu gördüm. Hakan Hoca’ya attım fotoğrafını. Alerji bu, dedi. Yumurtayı bir yaşa kadar kesecekmişiz.

Tamam, dedim. Yumurtaya alerjisinin çıkması ve sırtındaki kusma sonrası kızarıklık beynimde bir ampul yaktı. (Haydi ulen! Yakmayaydı bir de!)
“Bu çocuğun başka şeylere de alerjisi var. Biliyorum!”
Yine iplenmiyorum evde tabii.
            Sonra çılgınca bir fikirle Özgün Deniz’e ne “yedirmeye çalıştığımızı” yazmaya karar verdik. Bu sırada Alo Feyzullah Danışma Hattından telefonla destek alıyor eşim: “Alerji değil. Yumurtayı bir daha deneyin.”

            Eşimin dünyanın en kalın kafalı insanı olduğuna kanaat getirmiştim o sıralar. Söz konusu ailesi olunca tüm tıp dünyası benim arkamda olsa da ben HAKSIZIMDIR. Niye? Çünkü, “Kusma alerji belirtisi değildir.” Yav yapmayın, etmeyin hocam. Açılın ben tercümanım, açılın benim Türkçem var. “Tek başına “kusma”,  alerji tanısı koymak için yeterli değildir.” diyelim de şu bizim taş kafa olaya farklı bir perspektif getirebilsin.

            Neyse, delinin bir boku bellediği gibi yumurtayı belledik biz de. Yine yumurta verdik oğlana. O gün tam üç kere fışkırır tarzda kustu. Boğulacak gibi oluyor kusma öncesi. Kusacağını anladığım için neredeysek o an en güvenli halısız, koltuksuz vs. alana doğru fırlıyorum bebeği kapıp. “Gördün mü? Bak Taylan. Yumurta verdik, kustu. Ne oldu? Yumurta verince kustu. Yani neymiş? Yumurta verince kusuyormuş. Kusuyormuş yumurtayı. Anla artık!”

            Kusma sonrası genelde sırtı ve ağız çevresi kızarmış oluyor; ama sonra hemen geçiyordu. Biz bu sırada listeye devam ediyoruz. Sonra fark ettim ki bir kaşık yoğurt yemiş olsun, o gün ve hatta ertesi gün tüm gün kusuyor. İçtiği süt miktarı en az 300-400 cc azalıyor ve bebek aç kalıyor. Sen bebeğe bu kadar travma yaşatırsan kaşık reddi de geliştirir tabii. Artık hiçbir şey yemek istemiyor. Yoğurdun da Deniz’i kusturduğundan emindim artık.

            Feyzullah Abi: “laktoz” dedi. Feyzullah Abi: “intolerans” dedi. Bizim sazan inandı. “Yoğurttaki laktoz anne sütündeki ve mamadakinden daha fazla. Ondan kusuyor bu bebek. Laktoz intoleransı olabilir.” Adam alerjiyi bir türlü sindiremedi. Gurur meselesi yaptı zaar. Bizim herif de hemen atladı: “Piki Feyzullah Abi.”
            “Alerji değil, diyor.”
            “Sen üç beş yazı okudun da kendini doktor mu sandın? Bu adam niye profesör oldu o zaman. Öyleyse herkes Google’dan bakıp doktor olsun.”

            Evet o sırada saçımı başımı yoluyorum ve kendi kocama dalmamak için zor tutuyorum kendimi. “He Taylan, he. He aq, sen haklısın tamam…” (İçimden mi artık orasını size bırakıyorum…)

Bu arada süt sağma olayları beni neredeyse intiharın eşiğine sürüklüyor. Evde sürekli kusan bir bebek, gece sürekli ağlayıp kıvranıyor. Sütüm desen gittigidiyorbittibitiyor.com … Tam bunlarla ciddi bir sınav verdiğimi düşünürken bir sabah Deniz’in elinde bir kızarıklık fark ettim. Bir şey yemiyor; ama deli gibi kusuyor. Hemen fotoğrafını attım görümceme. “Sinek ısırığı” dedi. Ya sinek ısırınca böyle olmuyor eli. Ben biliyorum… The Koca Efendi Hazretleri hemen yapıştırdı: “Önemli değil. Çocuğun keyfi yerinde. Hastalık arama yine.” Ulan çocuğun anası ağlamış kusmaktan. (Deyimi dibine kadar yaşıyorum o an…)
Diyorum ki bak bu elindeki zıkkımla birlikte sebepsiz kusmaya başladı ve ağzını hiçbir şeye açmaz oldu. Derken elindeki büyüdü. Özgün Deniz ishal oldu ve bir yudum su dahi içmiyor. Ek gıda zaten almıyor. Sütü versem hemen kusuyor ve poposu korkunç derecede pişik oldu. Bu arada sütüm epey azaldı, stoklarım bitmek üzere. Her gün envanter listemi güncelliyorum. “-200 cc, -100 cc daha…” Sonra Hakan Hoca’ya bir gittik ki bebem el ayak ağız (popo) hastalığı (hand-foot-mouth disease) olmuş! Yani bu saydığım yerler başta olmak üzere vücudunda döküntüler çıkıyor ve birkaç gün boyunca ilaçlara bile direnç gösteren yüksek ateş nöbetleri, ishal ve kusma… Tabii doktora gidene kadar arada ek gıda denedik. Ağzı yara olduğu için hiç açmıyormuş ağzını meğer yavrum. Onu iyice travmaya sürükledik farkında olmadan. Sonra ağzını hiç (kelimenin tam anlamıyla hiç) açmadığını görünce ağzında bir yara olduğunu düşündüm; ama ona bakmak için bile açtıramadım ağzını. Doktora gittiğimizde zor bela açıp görebildik yaralarını.

Ek gıda yazımda da belirttiğim gibi sütümün yetmediği yerde, hatta bittiğinde inek sütü yerine devam sütü verecektim iki yaşına kadar. Bu süreçte biraz da formül sütün tadına alışsın istediğim için ara ara mama da hazırlıyorum. Zaten hep kusuyor ve kusmazsa bir ihtimal midesinde kalıyor biraz süt. O yüzden bu sıralarda da biraz mama verdim Deniz’e. Bu arada Deniz’in alerji hikâyesinde bazı tutarsızlıklar var, o da benim oğlumun cins karakterinden olsa gerek. Mama içince kusmuyor genelde. Daha çok gaz ve huzursuzluk, uyku sorunu oluyor. Mamanın proteinleri direkt inek sütüne kıyasla daha sindirilebilir sonuçta. Formüle edilmiş olduklarını düşününce mantıklı sanki… Pek anlamlı gelmese de kendimce böyle yorumluyorum. Mesela bebek bisküvileri direkt inek sütünden yapıldığı için onlardan verdiğimde kusuyordu.

Bu arada hemen şuraya bir açıklık getireyim. Evet, “inek sütü alerjisi” diye geçiyor; ama aslında o sütün içindeki proteine karşı alerji söz konusu ve keçi sütünde de bu proteinlerin hemen hepsi mevcut. Zaten alerji de tek bir proteine karşı gelişmiyor. Keçi sütünü neden tercih etmediğimi merak ederseniz ek gıda yazımda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz. Alerji durumu için de bilinenin aksine KEÇİ SÜTÜ BİR ALTERNATİF DEĞ İLDİR.

Deniz’e bazen tahıl bazlı kaşık mamalarını meyvelerle tatlandırıp muhallebi hazırlıyordum. Kendimce üç gün kuralıyla ilerleyip menüsüne yeni meyveler eklemeye çalışıyordum. Zaten her gün kustuğu için ve sözde, güya, mahsusçuktan “kusma alerji belirtisi olmadığı için” ben de kafama göre gıdaları deniyorum işte. Muhallebi hazırladığım gün (Kaşık mamaları ya devam sütü içeriyor ya da yemezse ziyan olacağı için devam sütüyle hazırlıyorum. Aman canııım, sütüm ziyan olacağına paramız ziyan olsun.) Deniz mutlaka kusuyor. Ben de o meyveleri şüpheli listesine alıyorum. Halbuki suçlu meyve değil!

İçim hiç rahat olmadığı için şu el ayak ağız hastalığı sonrası uzunca süren ishal salgınıyla baş ederken bir kez daha alerji ihtimali için Feyzullah Abi’yi arattırdım eşime. Bize Deniz’i besleme alışkanlıklarımızı değiştirmeyi önerdi Hocamız. Yatağını su terazisiyle 30 derece eğimli olarak ayarladı manyak kocam. Bir öğünü iki saate bölüp dört beş seferde içiriyoruz biberondan. Hâliyle içtiği miktar epey azaldı. Katı gıda hiç vermiyoruz. Kusmalar da biraz azaldı; çünkü midesi boş, çünkü çocuk ishal…
Hah, dedi bizimkiler. “Bak sorun buymuş. Ama madem sen istiyorsun, Feyzullah Hoca bir arkadaşına söylemiş. Deniz’i o muayene edecek.” Hacettepe Çocuk Gastroenteroloji - Hepatoloji ve Beslenme Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Özer. Ooo, ne kadar da havalı. Ara ara makalelerine, dergideki yazılarına falan denk geliyorum ben bu hocanın. Tamam, dedim. Normalde randevu bile alamaşmışız bu hocaya. Sırf “tanıdık” vasıtasıyla olduğu için böyle bir şansımız olmuş. Ben de heyecanlandım tabii. Bu zamana kadar elimizde olan tüm tetkiklerinin bir çıktısını aldık Deniz’in. Sormak istediğim soruları da not aldım telefonuma.

Sonuç ne mi? KOCA BİR SIFIR, KOCA BİR HİÇ. ASLA VE ASLA SAYGILI OLAMAYACAĞIM BU KONUDA. Güya arada bir yakınımız olunca daha çok ilgilenecekti ya bu hoca, kibrinin gölgesinde kalmış olacak ki doktorluğu, neredeyse muayene dahi etmedi. Günde 10-12 kere kaka yapıyor çocuk. Biberonu da reddediyor. Bir yudum su bile içmiyor o sırada. “Ne dehidrasyonu? Seruma falan gerek yok. Teste, tahlile de gerek yok. Hiçbir şeyi yok bu çocuğun. Baksana boyuna kilosuna… Gayet sağlıklı. Ne alerjisi?”

Eşim yine beynimin duvarlarını kemirmeye başladı. Koskoca profesörden iyi mi bilecekmişim? Alerjinin düzeyine bağlı olarak bağırsakların tahribat görmemiş kısımlarından emilim sağlanabilir ve bebek kilo olabilir. Tek kriter bu olmamalı, diyorum. Ama kime diyorum! Ha yani bunu ben biliyormuşum da o profesör bilmiyor muymuş…

Bilmiyormuş arkadaşım. Demek ki bilmiyormuş. Bence iyi bir doktor olmak sadece teorik bilgiyle değil, o bilgileri gözlem ve deneyim ile hastaya uyarlayıp teşhis yoluna gidebilmekle oluyor ve Hasan Hoca bizi “sallamadı” bile. Bu dediğimin yanına yaklaşamadı benim nezdimle doktorluğu. KİMSE KUSURA BAKMASIN.

Neyse, bu sırada kayınvalidem bizde. Gastroenterolojiden de sonuç çıkmayınca (!) Feyzullah Abi bir başKa ihtimalden bahsetti: Deniz’i fazla besliyormuşum! Birden bire tüm aile fertleri bu çılgın fikri benimsedi. Feyzullah Abi dedi ki: (Hay başıma taş düşsün Feyzullah Abi kadar, sorun bende valla. Fazla sabırlıyım.) “Madem Deniz anlattığınız kadar çok kusuyor. O zaman nasıl boyu ve kilosu bu kadar iyi olabiliyor? Demek ki fazla besliyor annesi…” Hemen bağrına bastı herkes bu fikri, hem-men. Yuh artık, yok artık sayın seyirciler. Bu sefer cidden ağlamak istiyorum. Evet, çocuk beslenme konusunda sorunlu olduğu için gün içinde beslenmeye ayırdığım süre biraz fazla gibi görünüyor; ama miktarlar ortada. Hatta günlük beslenme ölçüsünün yarısını hedef koyduk kendimize. Yemesi gerekenin yarısını yemesi için uğraşıyoruz Hakan Hoca’yla. Deniz genelde benim aylar öncesi sağdığım sütlerimle beslendiği için (En eskiden yeniye doğru eritiyorum stokları.) ilk aylar sağdığım sütün yağ içeriği daha yoğun ve daha kalori olarak daha yüksek. Bence gelişiminin ortalama persentil değerlerinde olmasının bir nedeni bu, bir nedeni de genetik etmenler…

Neyse, kalem kırıldı. Hesap kitap ortada olmasına rağmen çok beslediğime kanaat getirildi. Eşim bir anda annesinin bu konudaki en sıkı destekçisi oldu her zamanki gibi. Beslenme olayını benden aldılar ve çocuk onca hastalığa rağmen on günde 150 gram almışken ishali bittiği halde ve kusmaları da az beslemeden ötürü epey azalmışken onun üzerine daha da aç bırakıldığı için bildiğin 300 gram verdi beş günde. Aç kaldığı için uyuyamadı da. Beş on dakikalık bir uyku girişimi dışında 17 saat uykusuz kalarak rekor kırdı yavrum.

Bu sırada Deniz 7,5 aylık ve bir lokma ek gıda almıyor. Sütüm azaldıkça endişem de artıyor. Feyzullah Abi bir yaşına kadar sadece mama bile alsa yeteceğini söyledi ve tüm aileyi buna ikna edip beni rahatlattı. Tamam madem, dedim. Alın, sizin olsun. Yemiyor. Yemiyorsa yemesin. Napayım artık!

Deniz 8 aylık oldu sonunda. Kendi kararımla Pregomin AS vermeye başladım Deniz’e. Sütüm ve stoklarım bitmek üzere. Hiçbiri alerji diyetine uygun değil; ama başka çarem de yok. Direkt mamaya geçemem. Deniz garibimi o kadar çok maruz bıraktım ki alerjisi olan gıdalara, e artık çocuğun alerji eşiği de yükseldi demek ki. Benim sütümden geçeni tolere edebildiğine eminim. Yumurta hariç. Süt ürünü tüketip sağdığım sütte kusmuyor artık. Denemek için yumurta yedim. Ertesi gün içirdiğim o sütten birkaç saat sonra kustu. Kusmalar genelde bir iki saat sonra oluyor. Sonra yumurta yemeden devam ettim süt sağmaya, çok az da çıksa… Amacım Deniz’i alerji mamasına alıştırmak. Tadı çok kötü; ama benim derdim o değil. Deniz bu zamana kadar hep anne sütü aldığı için direkt mamaya geçemiyorum. Büyük ihtimal ağır gelecek ve her öğün bir 30 cc mama ekleyip karşılığında bir o kadar süt azaltarak devam ediyorum beslenmesine. Ek gıda neredeyse hiç almıyor, bazı günler 20-30 gram… Yaklaşık 10 günün sonunda tamamen mamaya geçecek dengeyi sağladım.

8 Ekim’de Ankaralı Anneler Buluşması adı altında bir organizasyon gerçekleştirdim. Herkes dağıldıktan sonra şehir dışından gelen kuzenimle buluştum. O da konulara az buçuk vakıf aslında; ama henüz net bir şey yok. Deniz’e Pregomin içirmeye çalışıyoruz yine. Biberonu almayınca çantamdan oyuncağını çıkarmak istedim, dikkatini dağıtıp içirecektim. O sırada Deniz Efendi kuzenimin bardağına saldırmış. Hani “kaşla göz arası” derler ya, tam o hesap… İçinde ballı süt varmış bardağın. Hem süt hem de ballı… Başımı kaldırır kaldırmaz bir çığlık attığımı hatırlıyorum. Bir kere dikmiş kafasına. Bir yudum ya aldı, ya almadı yani. Ama eve gittikten sonra yarım saat içinde kustu ve resmen boğuldu. Suratı kıpkırmızı oldu ve ağız çevresinde minik döküntüler oldu. Alerjeni kusma veya kaka ile vücudundan attıktan sonra mutlaka ağız ve popo çevresinde kızarıklık oluyor. Artık süt alerjisinden iyice emin oldum. Sütün içinde bal belli belirsizdi zaten. Kötü bir tecrübe oldu; ama emin oldum. Özgün Deniz çok ciddi şekilde tıkandı, boğuldu kusarken ve çok korktum. Sonra gece boyu ağladı, uyuyamadı. Karnına kramplar girdi ve inanılmaz gazı oldu. Yarım saatte bir uyandı ve uyutmak da bir o kadar zaman aldı. Sadece sabah olmasını bekledim…

Hakan Hoca’yla konuşup alerji konusunda hemfikir olduktan sonra hafta başı onun önerdiği bir gastroenteroloğa randevu aldık Gazi Üniversitesi Hastanesine.

Hafta sonu Seğmenler Parkına gittik. Özgün Deniz’in çimlerle direkt teması olmadı; ama açık havada epey zaman geçirdik. Bir iki kere sebepsiz öğürdü; ama kusmadı. Sonra yüzünde kulağına varan kızarıklıklar ve morarmalar fark ettim. Kesin alerji, diyorum. Kocam inat etmiş Feyzullah Abi’yi zırt bırt rahatsız etmeyelim, diyor. Akşam oldu. Şu çektiğim fotoğrafları at sadece, dedim. Bir şey demezse kabullenip susucam anasını satim!

Neyse, o an bütün evreni dize getirecek bir mucize oldu: Feyzullah Abi, “Alerji bu.” Dedi. Evet evet, yanlış duymadınız. Yo hayır, gözüme bi şey kaçtı da…

Böylelikle olaya yeni bir perspektif getirdik. Bravo bize. Kocaman alkış!!!

Feyzullah Abi, Hacettepe’den Özge Hoca’yı tanıyormuş. Doç. Dr. Özge Uysal Soyer, çocuk alerji uzmanı. O sizi arayacak randevu için, dedi. Öyle de oldu. Hakan Hoca’nın aracı olduğu Sinan Hoca’dan iki gün öncesine randevu verdi.

Normalde Hacettepe’den randevu almak biraz zormuş. Bana sürekli prosedür soruluyordu; ancak ben de bu konuya tam hâkim değilim açıkçası.

Özge Hoca’ya bütün bir öyküsünü anlattım Özgün Deniz’in. Not almıştım unutmamak için, hatta bazı görselleri de paylaştım. Hatta poposunun çevresindeki hare şeklindeki pişik ve nokta nokta döküntülere de baktı. Solunumunu da dinledi. Sonuç olarak alerji olduğuna kanaat getirdi ve alerji maması için rapor çıkarttı. Ayrıca deri ve kan testleri istedi. Bu testlerin iki yaşa kadar doğru sonuç vermeme ihtimalinin çok yüksek olduğunu ve çoğu besin alerjisinin de iki yaşa kadar düzeldiğini unutmamak gerek.

Yalnız, söylemeden edemeyeceğim. Özge Hoca tek kelimeyle mükemmel. Hem insanlığı, hem doktorluğu hem de anaç tavırları ve anneliğiyle kesinlikle çocuk doktoru olmak için gelmiş dünyaya. Çok ilgili, titiz, temkinli ve her şeyi en ince ayrıntısına kadar sorup irdeliyor. Hataya, es geçmeye mahal vermiyor hiçbir şekilde. Tüm ayrıntıları değerlendirip her ihtimali göz önüne alıyor. Alerji şüphesiyle yaşıyorsanız doğru doktorla karşılaşmak gerçekten çok önemli. Özge Hoca’nın Türkiye’nin dört bir yanından muayeneye gelen hastaları var. Sebebi çok açık… Allah razı olsun.


Deniz’i Pregomin’e alıştırdığımı söyleyince doktor, rapora aynı mamadan yazdı yine. Bir de Neocate var alerji maması. Bu iki mama Numil firmasına ait. Biri Nutricia biri Milupa yani. Şu an Türkiye’de var mı, emin değilim; ama bir diğer alerji maması da Bebelac Pepti Junior. Yani Similac Alimentum falan olmaz. İçinde süt bileşeni olmaması lazım. Kocaman kazein yazıyor içindekiler kısmında. Kusura bakmayın, biraz ağır bir dille yazıyorum ama. Bir başka salak doktor da (Arkadaşım ismini vermemi istemedi, kadın bir gastroenterelogmuş. Cinsiyetçi yaklaşmıyorum olaya, sadece yolunuz düşerse diye eşkal veriyorum bir nebze.) inek sütü alerjisi teşhisi koyduğu bebeğe Similac Alimentum için rapor çıkartmış. Hipoalerjenik HA mamalar bu mamalardan farklı ve bu mamaların yerine kullanılamaz. Bunu ben bile biliyorum yahu. Biraz kendinize gelin. Sorun valla bende değil; ama gastroenterelogların ciddi sıkıntısı olduğunu düşünüyorum. Evlerden ırak…

Test sonucunda süte deride çok az bir reaksiyon çıktı ve kan testinde de yumurta alerjisi çıktı ve Merve büyük bir zafer kazandı! Evet, evde uzunca bir süre zafer kazanan komutan edasıyla dolaştım arkadaşlar. :)

Bu arada doktor beslenme konusunda resmen payladı bizi. Hiç ek gıda almamasına ve hele hele buğdaya ve glütene tepki geliştirmemesi için alıştırmış olmamız gerekirken hiç ekmek veya buğday unu tüketmemesine çok kızdı. Kan değerlerinin düşük olabileceğini, birçok vitamin eksikliği olabileceğini söyledi. Çok ciddi beslenme bozukluğu olmuş Deniz’de. Hiçbir şey yemediği gibi sütü de o kadar az içiyordu ki. “Ama Feyzullah Hoca bir yaşa kadar hiçbir şey yemese de süt tüm ihtiyaçlarını karşılar, demişti.” Dedim. Eşim tabii hemen atladı. Kendini rahatlatmak için bizi suçlama, diye. Ulan siz dediniz ya: “Takıntı yaptın, bırak yemesin. Bak bir zararı yokmuş.” diye…

Özge Hoca resmen şok geçirdi. “Feyzullah Hoca bu çocuğa mı ‘Alerjisi yok.’ dedi?” diye sordu kadıncağız. Valla tamam, Deniz’i görmedi; ama ne olursa olsun literatürdeki “alerjik reflü” kavramını bir kez olsun göz önünde bulundurmadı ve kuş kadar beslediğim yavrumun kusmalarını aşırı beslenmeye bağladı. Ben pek iyimser olamıyorum Hocam. Hiç kimse kusura bakmasın sevgili ailem…

Özge Hoca bizi hemen bir diyetisyene yönlendirdi. Deniz için ciddi kalori hesaplamaları ile birlikte ideal bir beslenme listesi oluşturduk. Tabii Deniz listeye uyacak kadar iştahlı ve ek gıda heveslisi değil; ama mümkün olduğunca yaklaşmaya çalışıyorum tavsiye edilenlere.

Mesela menüde ara öğünler var; ama Deniz zaten zar zor ek gıda alıyor ve ara öğün kesinlikle istemiyor. Ben de biraz süt içirip uyutuyorum gündüz iki kere. Ara öğünü süt oluyor yani. (Süt=biberon maması ve bizim durumumuzda alerji maması ve sütsüz.)

Üç gün kuralıyla menüsüne eklemem gereken gıdaları not aldı Özge Hoca. Ek gıdaya yeni başlamış gibi oldu Deniz. Çok daha dikkatliyim artık. Şu an bildiğim kadarıyla hayvansal her şeye alerjisi var ve vegan bebek oldu Deniz Bey. Onun dışında domates, susam (tahin), brokoli ve yabanmersini alerjisi var.

Kan sonuçları gayet iyi geldi. Hemoglobin, demir, ferritin ve B12 değerleri normal ve bu benim içimi büyük ölçüde rahatlattı. Hamileliğimden beri beslenmemi önemsiyordum. Bunun etkisi olduğunu düşünüyorum.

Alerji testi sonuçlarının çıkmasını beklerken Hakan Hoca’nın aracı olduğu gastroenteroloğa gittik. Hastanenin sisteminin saçmalığından falan bahsedemeyeceğim; ama resmen tövbe ettim.

Doç. Dr. Sinan Sarı ve ruh hastası stajyer öğrencisi… Allah’ım böyle bir şey olamaz. Adam resmen dalga geçer gibi dinledi beni. Yanındaki sözüm ona doktor olacak tıp gönüllüsü pislik kız da küçük dağları kendisinin yarattığını sanıyor olacak ki bütün kibri o iğrenç yüzüne yansıdı. Allah’ım böyle insanlar lütfen doktor olmasın. Hele çocuk doktoru asla. Ben orada tüm ihtimalleri düşünüp beyin fırtınası yaratarak oğlumun hastalığına bir teşhis konması için çalışıyorum; fakat gelmiş stajyer hanım, o geri zekâlı suratını şekilden şekle sokarak karşıma geçmiş resmen gülüyor. Böyle terbiyesizlik görmedim. Sinan Hoca desen sanki beni göt edince madalya takacaklarmış edasıyla her söylediğimi çürütmeye çalışıyor! Hepsini dinledi bir de gülüyor. “Bu çocukta mı alerji varmış?” Evet, tatlım. O yarım ağzını düzelt de önce. Alerji uzmanı koydu ya hani teşhisi. “Bizim alerji uzmanları görse bu çocuğa alerji demez. Boyu kilosu gayet iyi. Ayrıca bu çocuk koca kafalı.” BPD 46 cm ve %50 persentilde Hocam. Ölçüp tabloya baktığında biraz olsun bozuldun mu acaba?

Adam resmen beni sinir etti, hem o hem o suratsız stajyer. Zaten hastaydım o gün. Eve gidince bir hırs geri aradım ben bunları. Bir güzel dile getirdim yapılan terbiyesizliği. Daha “tamam tamam” diyor adam. Bir özür dile istersen kaba adam! Sen özür dilemezsen ben de senin seviyene inerim ve “Sağlık sektörü de olsa ben bu hizmeti almak için 100 küsür lira para ödediysem kimsenin suratını çekmek zorunda değilim.” diye haddini bildiririm. Ben bir karar aldım, kim nasıl davranıyorsa benden de öyle muamele görecek şu saatten sonra. “Hayır, her dediğime burun kıvırıp durdunuz da. Çok pardon Hocam siz benim oğluma bir teşhis koyabildiniz de benim mi haberim yok?” dedim. Tık yok. Tık olmaz tabii. Her ne olacaksan önce insan olup sonra o olacağın şeyi olmaya çalışacaksın. Bak olacağının dahi garantisi yok. Bu işler böyle gülüm. Önce insan, önce insanlık… Bak, ben bir anneyim. Benim canım yanıyor, evladım her gün boğulup kusuyor. Ben tabii endişelenirim. Sen hiçbir test istemez hiçbir ihtimali düşünmez de: “Bu çocuk iyi görünüyor.” gibi saçma bir cümleyle gelirsen ben tabii ki her ihtimali düşünüp çırpınırım yavrumun hastalığı ortaya çıksın, diye…

Alerji teşhisinden sonra Deniz’in odasını ayırdım ve alerjenleri hayatımızdan çıkarmaya başladım. Bitmek üzere olan sütümü sağmayı bıraktım ve sütüm bir daha hiç akmadı bile. O kadar azalmış ki bu fırsatı bekliyormuş zavallım. Deniz o gün ilk kez 12 saat kesintisiz uyudu. Benim huzurumu tahmin edemezsiniz.

Deniz’e önceden süt bazlı mama verdiğimiz günlerde veya süt ürünü içeren herhangi bir kaşık maması, kavanoz maması, bisküvi vs. verdiğimizde kakası hemen sıvılaşıyordu. İshal gibi ama bazı zamanlar cıvık bir macun kıvamında ve her zaman mukus yok. fakat inanılmaz gazı oluyordu ve bu gaz özellikle geceleri tavan yapıyordu. Resmen kıvranıyordu yavrum. Ayrıca poposu nokta nokta döküntülerle doluyordu tükettiği miktara bağlı olarak. Yoğurt yediğinde ekşi yoğurt kokuyordu kakası. Genel olarak alerjisi olan gıdaların kokusunu kakasında alıyorum. Zaten alerjiden önce hep “ekşi kaka” diyordum ben bu sıpanınkine. Meğer hep alerjen alıyormuş. Neyse muhabbet iyice b*ka sarmadan konuyu kapatalım… :)


Deniz’de çoğu yiyecek alerji diyemesem de gaz sıkıntısı yaptı. O yüzden Biogaia’ya başladık tekrar. Doğal olduğu için hiçbir sakıncası yok. Bilinenin aksine gaz damlası değil, probiyotik.

Bir hafta sonu, süt ürünleri ve yumurtadan doğan açığını kapatmak için menüsüne nitelikli yiyecekler ekleme düşüncemin neticesinde biraz rüşeym verdim Deniz’e. Ağız kenarında döküntüler oldu ve deli gibi kustu çocuk. Buğday alerjisinden şüphelendik. Bu arada buğday alerjisi ve glüten enteropatisi birbirinden farklı kavramlar; ancak genelde birbirine eşlik eden hastalıklar olduğu için ciddi bir ayrımı yapılmıyor genelde, özellikle anneler açısından diyeyim.

Deniz’e ara ara organik irmik veriyordum; ama belki de alerji eşiğini geçmiyordu bir tatlı kaşığı irmik. Rüşeym ise konsantre bir ürün ve direkt tepki verdi. Alerjeni kessem de kusmalar bitmedi. Yoğun geniz akıntısı oldu. O sırada hasta da olabilirdi; ama döküntüleri olmuştu yüzünde. Emin olamadım.

Rüşeymi menüden çıkarttı Özge Hoca. Kanda ve deride buğday alerjisi negatif çıktı. Sonra bizi hastaneye çağırdı. Gözlem altında yedirecektik şüpheli gıdayı. Buna “besin karşılaşma testi” veya “provokasyon testi” deniyor. (Arkadaşlar provokasyonlara gelmeyin. Esprimi patlatır giderimmm…”

Normalde buğday alerjisi için en çok ekmek kullanılıyormuş bu testte. Deniz’e ekmek yediremiyoruz. İçinde Canan Karatay var çünkü bizim oğlanın. :)Hâl böyle olunca ben hem ev yapımı ekmek götürdüm hocadan azar işitmemek için :) hem de suda buğday unu pişirdim son olarak da buğday unlu mercimek çorbası yaptım ve hepsini götürdüm.

Hoca çorbayı tercih etti; ama şu alerji eşiği konusu hep içimi kemirdi. 2,5 cc ile başladık vermeye. 10 dakikada bir 2,5 cc arttırarak 10 cc’ye ulaştık kusma olmadı; ama ağız kenarında döküntü oldu. Bunlar çabucak geçiyor genelde. Çoğu alerjide olan döküntüler gibi değil. Zaten Deniz’in tepkisi ciltte değil mide ve bağırsakta. Hoca bu döküntüleri önemsemedi ve “devam” dedi. O gün çorbayı içirdik evde; ama gece uyuyamadı. Tabii mercimeğin gaz yapmış olması da muhtemel; ama sabah da kustu. Ben artık bu işlerin içinden çıkamaz oldum. Bu sırada brokoli alerjisini tespit ettim ve tekrar denemeye başladım buğdayı.

Deniz çok hassas bir bebek. Misafirlikte ben su içerken bardağıma saldırınca ona da içirdim. Bu arada ben de çok hassasım ve alerjiğim. Ayrıca her tadı ayırt ederim, su markalarını bile. İçtiğim su yağlı gibiydi, pek sevmedim. Deniz o sudan içtikten sonra akşam vakti kaka yaptı. Ekşi kokulu ve biraz sıvı. Tek suçlu su olabilirdi ki aynısı eve gidince bana da oldu. Yani bu kadarına cidden pes. :)

Bazen kafayı bozacağımı düşünüyorum tüm bunları düşünürken. İlk çocuk, ilk annelik derken epey zorlandım şu alerji ve beslenme konusunda. Tamam, kesinlikle şükrediyorum hastanede başka sıkıntıları olan minicik bedenleri gördükçe; ama alerji de hafife alınmayacak bir konu. Birileri sürekli bir şeyler yedirmeye çalışıyor. Kayınvalidem yoğurtlu çorba yapayım, diyor. Annem, “Tarhana pişir de içir.” diyor. Yok yani, anlatamıyorum ben bu insanlara derdimi. Eşim desen, “Annemin gönlü kırılmasın. İstediğini yedirsin. O gidince sen kafana göre beslersin.” Diyor. Yok hayır, cahil de değil; üniversite mezunu adam. Ama anlatamıyorsun işte…

Deniz’e kullandığım organik zeytinyağı bitti geçen gün. Asitlik oranı 0,4 olduğu için tercih etmiştim. Bu yağlar açıldıktan sonra asitlik oranı artarmış o yüzden bazı markalarda “en yüksek 0,8” yazıyor hatta. Evdeki bitince bizim zeytinyağından kullandım azıcık. Buzlukta alerji testinden geçen sebzeler vardı. Onları buharda pişirdim. (Avent Wasabi) Buğday denemesinde olduğumuz için buğday unu ekledim suda pişirip. Fakat bu püreden sonra iki kere ekşi kokulu ve biraz cıvık “tepki kakası” yaptı Deniz. Gece hiç uyumadı. Poposu kıpkırmızı oldu ve dokundurtmadı bile. Kakası normale dönünce cildi de iyileşti. Bugün aynı menüden çok daha az miktarda yedi ve yine aynı şekilde kaka yaptı. Birkaç saat sonra kustu ve yüzünde döküntü oldu.

Çok hassas bir bebek olduğunu biliyorum. Acaba zeytinyağı yüzünden mi diyorum? Markette de o markanın sadece 3 litresi kalmış. Galiba gidip 150 lira bayılıcam o yağa. Yoksa bu şüphe ile yaşamak zulüm! Sonra dedim buğday alerji eşiğini mi geçti! Of aman ya! Ama kakası zeytinyağı kokuyordu. Benim daha önce kullandığım yağ özel bir ağaçtan elde ediliyormuş. Organik Ladolia yazıyor üstünde. Acaba bu yeni yağın ağacına mı alerjisi var lan bu bebenin! Valla bak! Bazı ağaçların yanında hapşırıyor, burnu akıyor yani. Olamaz, diyemiyorum ki. Aklıma başka da bir şey gelmiyor. Şimdi bu krizi çözmeye yoracağım beynimi. En olmadı sebzeleri tekrar üç gün kuralıyla vereceğim.


Alerji zor bir süreç. Eminim hepimizin cevaplayamadığı onlarca soru var zihnimizde. Instagram sayfamda (@merveozgunlu) bu yazıya ait görselin altında başka annelerin tecrübelerinden yararlanabilirsiniz. Benim de zaman zaman sizlerin yardımına, fikirlerine ihtiyacım oluyor; fakat ne yazık ki özelden gelen, “Sizce bu alerji mi?” tarzı sorulara cevap verip kimsenin sağlığıyla oynayamam. Siz de beni anlayın. Tecrübe ettiğim bir konu olabilir; ama ben DOKTOR DEĞİLİM.

Deniz’e verebildiğim çok az şey var. Bir hastalansa hemen midesi bağırsağı etkileniyor. Üç gün kuralını uygulasam bile sonuç alamıyorum. Benim işim epey uzun yani arkadaşlar. Bu yazıyı da neredeyse bir ayda bitirebildim. Sorabileceğinizi düşündüğüm her şeyi yazmak istedim; çünkü inanın tek tek cevaplamaya vaktim olmuyor. Çok nazlı ve çok yaramaz bir oğlum var. Beni bir bebeğin yorabileceğinden daha da çok yoruyor. Ama o dünya tatlısı! Ama o dünyalara bedel!
Ben onu çok çok çok seviyorum.
Herhangi bir alerjik bebek annesi…


16 yorum:

  1. Yazıyı baştan sona okudum oğlumu uyuturken:)
    Deniz çok özel bir bebek annesi:) çünkü onu candan hisseden, onun için sabır gösteren ,onu canından çok seven bir annesi var. Ve buyazı gösteriyor ki annesinin onun için yapamayacagı bir şey yok:) bu zorlu süreci hakkıyla atlatmışsınız.. Bundan sonrası daha iyi olsun inşallah. Allah ım yardımcın olsun güzel anne onun saf gülüşü minik yanakları herşeye bedel . Öpüyorum miss kokusundan.

    YanıtlaSil
  2. Kıyamam ben denize küçücük bedeni ne sıkıntılara maruz kalmış inşallah tez zamanda düzelir. Benim size tavsiyem Denizin aşılarını en az 2 yaşına kadar geciktirmeniz. Aksi takdirde alerjik durumu artarak devam eder. Nitekim aşılarda ki proteinler başlı başına alerji nedeni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba 😳Çok doğru söylüyorsunuz . Benim oğlum aşı oldukça arttı alerjileri. Eskiden daha az tepki verirdi şimdi çoğaldı. Hatta 9 aylık olan aşıdan sonra tepki vermişti vücudu gözü kaşı şişmişti. Doktor 15 aylıkken olsun ikincisini diyip bekletmişti 😬 Şimdi son aşısı kaldı. 2 yaş aşısı olacak 2 hafta sonra. Yaptırmamam mı gerekiyor geçmi kaldım yoksa 😡

      Sil
    2. Okuduğum yerli yabancı forumlarda özellikle 12 ve 18 ay aşısı sonrası yani kızamık aşısı sonrası bebeklerde çok ağır tablolar ortaya çıkıyor. Ben bebeğime hiç aşı yaptirmadim çünkü ben de eşim de zaten yeteri kadar alerjik bünyeye sahibiz ne kadar sıkıntılı olduğunu iyi biliyoruz. Aşı da başlı başına alerji nedeni göze alamadik.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  3. Ben də hepsini okudum başdan ayağa. Allah sabir və kolay lılar versin
    Cok zorlu bir sürəc olmus

    YanıtlaSil
  4. Merhaba �� O kadar iyi anlıyorum ki sizi bende kimseye inandıramıyorum oğlumun alerjik olduğunu �� Götürmediğim doktor kalmadı ve çevremdekiler başta eşim benim takıntılı olduğumu düşünüyorlar. Benim oğlumun tepkisi kaka ve pişik. Geçmeyen bir pişiği var ve ara ara tavan yapıyor kanıyor. Ve çok üzülüyorum. Yumurta olduğuna kesin eminim testlerde çıkmamış olmasına rağmen �� Onu vermiyorum ama yine ara ara oluyor ve ne olduğunu bulamıyorum. Şimdi 2 yaşına girecek 1 senedir uğraşıyorum.yazınızı okuyunca uykusuzluk sıkıntısı ve gaz sorununuzda alerji kaynaklı olduğunu anladım. Doktorlar hep yanlış yönlendirmişler beni . Bana deli muamelesi yapıp dalga geçmişler .uyumuyor oğlum dediğimde." Uyumuyı sevmiyor bu Bebek" ememiyor oğlum dediğimde "anne sevgisi verin" bla bla dediler. Bunun gibi Bin tane örnek verebilirim size �� Dilerim bir an önce geçer alerji belirtilerimiz���� tüm bunun gibi olan bebişlerinde tabi ������������ iyi akşamlar Sevgi'yle kalın oğluşunuzada Kocaman maşallah ������������

    YanıtlaSil
  5. Allah kolaylık versin inşallah en kısa zamanda geçer. :( Bu arada blogunuzu yeni keşfettim. hemen takipçiniz oldum. :) bende kendi blogumda sizi misavir etmek isterim. tugbatugbatugba.blogspot.com

    YanıtlaSil
  6. Similac mama araştırırken denk geldim yazınıza.İki oğlum var büyüğü 7 yaşında süt ve süt ürünleri alerjisi var halen devam ediyor. 4 aylıkken ortaya çıktı . Sizin yaşadıklarınıza benzer şeyler yaşadık bizde kimseyi inandıramadım. Küçük oğlu 7 aylık halen yoğurt veremedik . Acaba ondanda çıkacak mı korkusuyla. Önümüzdeki günlerde alerji uzmanına muayene ettirip oyle başlayacağız .Zor bir süreç alerji. sizin devam ediyor mu bilmiyorum henüz diğer yazılarınızı okuyamadım. umarım geçmiştir. şimdi instagramda takip ettim sizi . paylaşımlarınızı merak ediyorum. iyi günler

    YanıtlaSil
  7. Siz bu kadar biliyorsunuz madem, bu kadar bilgi sahibisiniz bu kadar terimlere testlere belirtilere hakimsiniz neden bebeginizi doktora goturmeyi tercih ettiniz ki?? Yazinizi okudum bende allerjik bebek annesiyim evet surec zor sonuc almak ta zor ama neyseki ben etrafimdakilere bu tarzda davranmadigim icin onlarda bana bi okadar saygililar bu surecte. Bende saglikciyim ama kesinlikle cok bildigimi iddia etmedim ne aileme ne de hekimlerime guven ortami icinde bu sureci gayet dogal ve hizli atlatiyoruz.. Allah bebeginize de acil sifalar versin

    YanıtlaSil
  8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

  9. Smilac Alimentum kısmı hidrolize mamadır ve sizin gibi coklu besin allerjisi yasama durumunda kullanılması bir işe yaramayacaktır, sizinki gibi bebekler amimoasit formul mama( neocate, pregomin as) kullanmalıdır bu dogru fakat inek sütü protein allerjisinde ilk basamakta kullanılması/denenmesi gereken mama Smilac Alimentum’dur. Lütfen insanları yanlış yönlendirmeyin.

    YanıtlaSil
  10. Aynı yollardan geçtik , geçmeye de devam ediyoruz. Burnundan besleyeceğiz diye tutturdu hocalar , çocuk kabul etmiyor mamayı , zorlatıyorlar hala . Sonunda kovdum hemşireleri odadan. 2 yaşına geldi , daha yeni alerji teşhisi koyabildiler ,hala doktorların davranışları beni benden alıyor , nasıl düşünemezler bu ihtimali anlayamıyorum . Teşhis için endoskopi dahi yaptılar. Madem bu tarz mama var , önce ver mamayı , çözülüyorsa zaten iş bitmiş demektir. Niye endoskopi vs uğraştırıyorsun el kadar çocuğa

    YanıtlaSil
  11. Aynı yollardan geçtik , geçmeye de devam ediyoruz. Burnundan besleyeceğiz diye tutturdu hocalar , çocuk kabul etmiyor mamayı , zorlatıyorlar hala . Sonunda kovdum hemşireleri odadan. 2 yaşına geldi , daha yeni alerji teşhisi koyabildiler ,hala doktorların davranışları beni benden alıyor , nasıl düşünemezler bu ihtimali anlayamıyorum . Teşhis için endoskopi dahi yaptılar. Madem bu tarz mama var , önce ver mamayı , çözülüyorsa zaten iş bitmiş demektir. Niye endoskopi vs uğraştırıyorsun el kadar çocuğa

    YanıtlaSil

Blogda Ara

Son Yazılar

Tüm Yazıları Göster

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı