Evet, bebeğim alerjik-MİŞ…
Aylardır içim içimi yedi durdu da hiçbir
doktora, eşe dosta, hatta eşime dahi kabul ettirememiştim. Üstüne neredeyse “deli”
damgası yiyecektim…
Bir teşhis koyulabilmesi içimi rahatlattı aslında.
Aylardır bunun mücadelesini kendi içimde vermekten ve bir sonuca varamamaktan
yorulmuştum açıkçası…
Alerji çok derin bir konu. O yüzden
kimseyi yanlış yönlendirmek istemiyorum. Fakat bir yandan da sürekli benzer
sorular aldığım için herkese ortak bir yanıt olması amacı ile bu yazıyı
yazıyorum…
Bir
de şunu şuraya kocaman ekleyeyim: ALERJİ KİŞİYE ÖZELDİR VE HER BEBEĞİN ALERJİK
TEPKİSİ FARKLI OLABİLİR.
Bizimkinin kusma hikâyesini bilmeyen yoktur
herhalde. Ama ben yine de “yeni gelenler” için şöyle bir toparlayayım, diyorum.
“Kısaca” demiyorum farkındaysanız. :) Tembeller burada bırakıp gidebilir. :) Bu
konuyla gerçekten ilgilenen birileri için olayları başı-sonu, seyri büyük önem
arz ediyor.
Benim sütüm gelmeyince ilk gece mecburen mama
takviyesi yaptık ilk gün. (Haydaaa, ulan cidden birinci günden başladı kadın…)
Sonra gecenin bir yarısı fışkırarak kustu Özgün Deniz. Bu tarz bir kusma olursa
acilen haber vermemiz için önceden uyarılmıştık. Hâliyle panik içinde haber
verdik hemşirelere. Yavrumun midesi yıkandı ve tekrar olursa diye yine
tembihlendik. Gece ara ara emzirme sonrası 5-10 cc kadar mama verdik şırıngayla.
Zaten dökülüyordu çoğu. Sabaha karşı tekrar etti aynı kusma. Maalesef röntgen
çektirmek zorunda kaldık ve midesi hortumdan dolayı tahriş olduğu için biraz
kan kustu oğluş. Anneliğin şokunu, acemiliğini atlatamadan bir sürü şey yaşamıştık.
Sonuç temiz çıkınca pek önemsedik ve taburcu da edildik o gün nitekim...
Evde birkaç gün ara ara, emzirme sonrası
(emzirmeye çalışma sonrası) mama takviyesi yapmak durumunda kaldım. Tabii Avent biberon yüzünden meme reddi yaşadım.
:( Uzun uğraşlar sonucu o sorunu kısmen çözmüştük aslında; ama Özgün Deniz asla
“ideal emzirme” görsellerindeki gibi ağzı açık ve areolanın çoğunu kavrayarak
emmiyordu. Hâliyle yarım saat de emzirdiğimi düşünsem altını ıslatacak kadar
ememiyordu ve sonrasında diğer memeyi de istemiyordu. Hâl böyle olunca ben
Avent pompa ile yollarımı bir türlü ayıramadım. :) Bu sırada bu emememe sorunu
her ikimizde de ciddi uykusuzluk problemi yarattığı için, “Bari geceleri sürekli
acıkmasın, karnı iyice doysun uyuyakalmadan.” diye Medela Calma biberon
kullanmaya başladık. (Bu biberonun özelliği, bebek meme emer gibi emmezse süt
gelmemesi, diyebilirim. Meme reddi yaşamamak için bu marka biberon kullanmak
gerek çalışacaksanız veya bebeğe bir başkası bakacaksa. Diğer muadilleri Türkiye’de
yok. Başka marka bilmiyorum.)
İlk ay her şey çok güzeldi ve beşinci gün
tamamen mamadan kurtulmuştuk. Kusma falan da olmadı şu normal sayılan bir
miktar çıkarma dışında Kilo alımı da iyiydi (1600 gram); ama her emme sonrası
çok fazla gazı olup ağlıyordu ve sürekli kaka yapıp acıkıyordu.
Bu şikayetlerimi dile getirdiğimde bana
beyinleri yakan bir öneriyle gelen Dursun Ali Şenses de o gün kara listeye alınmıştı.
“Üç saatte bir emzireceksin. Bebeğini sevginle sakinleştireceksin…”
Ulan beş günlük bebek ne anlar sevgiden? Onun
için sevgi eşittir emmek, annesine yakın olmak… Şaka gibiydi. Bakış açısını baştan
hatalı bulduğum biriyle devam edemezdim zaten.
Aslında sürekli ağlaması ve acıkması veya
emmek istediğini belli etmesi normal şeyler gibi görünüyordu her bebek için.
Fakat çocuk günde 10-12 kere kaka yapıyordu en az. Her bebeğin gazı olurdu
evet; ama huzursuz olduğu her hâlinden belliydi ve emerken de ayaklarını içe çekip
kıvranıyordu. Ama acıkmış da oluyordu bir yandan… Emzirirsem yine huzursuz
olacağını düşündüğü için sevgili eşim ve annesi, hâliyle çıkmaza girmiştim
iyice. Yani bebeğin meme istediğinden eminim; ama bu evdeki bilirkişi heyetinin
deyimiyle “sütüm gaz yapıyor ve bebeğe yaramıyor” diye emzirmemem gerekiyor. Zaten
uykunun u’su yok, onu bir unutalım da. Sürekli kucakta, beş dakika uyuyup
uyanan bir bebek. Yatağa koymasam da uyanıyordu. Yani yenidoğanın anne sıcaklığını
istemesinden farklı bir durum bu. Eve her gelen gülüyordu. “Bu nasıl bebek? Hiç
mi uyumaz?” diye. Görümcem, Özgün Deniz’in evin büyük bir bireyi gibi ne zaman
konuşsak/görüşsek salonda ve uyanık olduğunu söylemişti de çok gülmüştük hatta.
Bir kere de bir akşam yedi saat uyudu diye ortalığı ayağa kaldırmışlığım var.
Biogaia uyku yaptı sanmıştım:
“Bir şey oldu bu bebeğe!” Uyuyor!?!?”
Aylar sonra gelen iç ses: “Bırak uyusun be
kadın. Allah’tan belanı mı istiyorsun?”
Niye bunu o zaman söylemedin iç sesçim? :)
Neyse, ertesi gün Sami Ulus’a gittik. Bir
Pazar sabahı buz gibi havada acımasız gerçekler yüzümüze tokat gibi vurdu
orada. Hastane ortamı korkunçtu. O kısımlara değinmeyeceğim. Özgün Deniz’in
anlamlandıramadığımız şekilde çok fazla gazı vardı. Röntgende de çıktı nitekim.
Doktor Hanım ser verip sır vermemekte ısrarcıydı; fakat dilinden de: “Bu gazın
dağılması gerek. Bu gazın dağıldığını görmem gerek.” Gibi cümleler düşmüyordu.
Diyorum bu gaz dağılmazsa ne olacak? Cevap yok. Elimize bir reçete tutuşturdu.
Kocam bir fitil aldı ve mal gibi okumadan o fitili kocaman hâliyle tatbik etti
minicik yavruma. Yani daha ben kapının ağzındayken, müdahale dahi edemeden…
Fitili de tutamadı içinde. Dakika başı kaka yapan çocuk kaka da yapamadı bir süre.
Doktor da gelmiş: “Bak o gaz dağılmadıysa bir daha radyasyon alır bu bebek!”
diye bas bas bağırıyor azarlar bir tavırda. Te allam!
Neyse orada geçen beş altı saatin sonunda
bizimki kaka yaptı da gazı dağıldı şükür ve idrar tahlilini veremeden eve döndük.
Tövbe ettim neredeyse o hastaneye…
Yani şikayetlerin başında ciddi uykusuzluk ve
gaz sıkıntısı, sık kaka yapma var. O kadar çok gaz olması normal değil; ama
Deniz mizaç olarak biraz sakin bir bebek olduğu için pek ağlamıyor. Ben sadece
annesi olarak huzursuzluğunu diğer insanlardan çok seziyorum…
Bu arada hemen herkesin fark ettiği bir durum
vardı: Özgün Deniz çok hırıltılı nefes alıp veriyordu. Özellikle geceleri çok
rahatsız oluyor ve bazen tıkanıyordu. Bunun için Medicana’da Çocuk hastalıkları
ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karaayvaz’a gittik. Direkt alerji şüphesiyle
değil tabii; ama şikayetlerimi anlattım. Nefes seslerinin normal olmadığından
emindim. Ciğerlerini iyice dinledi. Boğaz
kültürü istedi ve sonra bir de röntgen. Sonra yine beyin yakan bir cümle döküldü
ağzından: “Bazı şeyler kulağa duyulmaz; ama işitilir…” (WTF) Neyse ki ne demek
istediğini anlamıştım. Türkçe meali: Dinlerken sıkıntılı bir şey duymadım; ama
yüzde yüz emin olmak için yeterli değil. Bir de içerisini görelim… Minicik oğlum
üçüncü kez radyasyon aldı ve sonuçta hiçbir şey çıkmadı. Alerji uzmanımıza
kocaman bir alkış… Sonra kendisine sorularım olursa gibi bir şeyler gevelediğimde
özel muayenehanesine beklediğini söyledi. Hoşça kal Doktor Mehmet! Görüşmemek üzere…
(Bu pediatristlerin Hipokrat yemininde bir sıkıntı mı var acaba?)
Kırkı çıktıktan sonra birden bire fışkırır
tarzda kusmalar başladı. Emdiğinden de sıvı hâlde, hiç sindiremeden çıkarıyordu
sütü. Bazen beslenme sırasında bazen gaz çıkarırken bazen gece uykusunda beşikte
kusup boğuluyordu. Kâbus gibiydi, hatırlamak dâhi istemiyorum… Bu sıralarda
cildinde, daha doğrusu nokta nokta sivilce gibi minik döküntüler de çıkmıştı.
Alerjiden şüphelenmek için yeterince veri vardı elimde; ama eşim inatla kabul
etmedi. O ay kilo alımı yaklaşık 700 gram düştü. Bu aslında çok normaldi. Hep çok
kilo alacak değildi; ama ciddi kusması olmuştu ve yaklaşık 200-250 gram
kaybetmişti. Bence bu, kesinlikle normal değildi.
Doktor herhangi bir teşhis koyamadı. Öylece
kaldı bu durum. Bu arada kakası ideal kaka tanımına hiç uymuyordu. Çok fazla
veya her zaman mukus yoktu; ama hep yeşil ve sıvı ve gürültülü şekilde kaka yapıyordu.
Benim gibi okuyup araştıran ancak buna rağmen kafasında soru işaretleri olduğu
için sorular soran bir anneyi dikkate dahi almadan ezberlediği kitap cümlelerini
ardı ardına sıralayan Süer Bey, işte daha o gün gözümden düşmüştü. "Bebeğin kakası sarı,pütürlü ve püre kıvamında olmalıdır. ilk aydan sonra açlık için çişli bez sayısı..." Yahu hocam, bebeğin kakası yemyeşil ve su gibi. Niye bir cevap vermek yerine ezberden gidiyorsun daha? İlk ve son görüşmemiz oldu. Bir daha da
gitmedim zaten. (Koru Çukurambar Dr. Süer Yüksel) Bunun önsüt fazlalığından
olabileceğini öğrendiğimde blok emzirme tekniğini denedim. Üst üste aynı
memeden emziriyordum iki veya daha fazla kez. Hâliyle pompadan da kurtulamıyordum.
Kaka maalesef pek toparlanmadı. Bazı zamanlar köpüklü oluyordu ki bu da çok
fazla gazı olduğuna işaret ediyordu. Elimde sadece birkaç “boktan” veri vardı
yani anlayacağınız. Bir de bir dönem tavan yapan çok şiddetli kusmalar…
Aylarca içim içimi yedi. Facebook’ta Alerji
ile Yaşam Platformunu buldum. Oradaki alerjik bebeklerin sıkıntılarını okudum
ve hep kendi bebeğiminkilerle benzeştirdim. İhtiyacımız olan önce iyi bir çocuk
gastroentereloğu, sonra yine iyi bir çocuk alerji uzmanıydı; ama yapamadık. Eşim
inat etti çünkü. Ailesinin dediğine göre Özgün Deniz alerjik bebek olamazdı.
Evet, eşimin bir kuzeni çocuk alerjisi profesörü ve ağabeyinin oğlu da alerjik
bebek; ama nedense bizimkinin alerjik olabileceğine ihtimal verilmedi… Bebeğinizde
alerjiden şüpheleniyorsanız şunu unutmayın: Onun
en iyi doktoru önce sizsiniz. Anneler her şeyi bilir…
Alerji konusunda oturup ahkâm kesemeyeceğim; çünkü
gerçekten çok ciddi ve çok boyutlu bir konu. Eskiden sanılanın aksine yalnızca
hapşırık, aksırık, kaşıntı-döküntü değil çok ciddi gastrointestinal tepkilerle
seyredebilen mühim bir hastalık ve tespit edilemezse iç organlarda ciddi ve
kalıcı tahribata yol açabiliyor… Kimsenin kafasını karıştırmak istemiyorum o yüzden.
Ama aklınızda şüpheye yer kalmaması için yolunuzun iyi bir doktorla kesişmesi
de şart. “İyi bir doktor” diyorum; çünkü maalesef bazı doktorlar uykusuzluk,
ciddi gaz sıkıntısı, iştahsızlık ve kusma gibi sorunları ciddiye almayabiliyor.
Tabii ki bu şikâyetlerin tümü alerjiye işaret etmeyebilir; ancak mutlaka araştırılması
gerekir. Bu noktada şunu atlamayın lütfen: Çok iyi bir çocuk doktorunuz olsa da
bu onun branşı değil ve çocuk doktorları maalesef süreci yanlış yönetiyorlar.
Bu arada şu an hâlâ bebeğimin aylık
kontrollerini yapan doktoru Hakan Balta. Deniz’in sanırım üçüncü ayından beri
beraberiz. Bu süreçte pek sonuç vermeyeceğini bilsek de kanda süt ve yumurta
alerjisine baktık ve negatif sonuç aldık. Laktoz intoleransını düşünmüştü Hakan
Hoca. O da testte negatif geldi. Bu arada 2. aydan sonra Deniz her ay 600-650
gram kadar kilo aldı ve boyu 2-3 cm uzadı. O yüzden dışarıdan bakınca pek de
sorunlu veya alerjik bebek izlenimi vermedi doktoruna ve etrafımızdakilere. Ben
hariç…
Ek gıda için altıncı ayı bekledik. Bu süreçte
kusmaların gelişigüzel azaldığı dönemler de oldu, bir anda korkunç derece arttığı
da. Maalesef bir türlü tespit edemedim sorunu. Bu arada kusma derken bazen
insanlar bebeğinin peynir gibi, kesik süt gibi kusmasını da kusmadan sayıyor
ya. Onun adı “çıkarma” aslında. Yani bebek içtiği/emdiği sütün fazlasını
sindirip çıkarıyor. Eskiler “sütünün yaradığını” söylermiş. Enteresan… :)
Deniz’in kusması için biz genelde kova tutuyorduk. Engellenemez bir tazyikle ve
tek seferde tüm midesini boşaltıyordu. Hatta süt daha sıvı halde çıkıyordu
muhtemel iç sıvılarla karışıp. Bazen boğuluyor bazen de burnundan kusuyordu bir
kısmını. Yani her kusan bebek sorunlu değil. Bir de mama takviyesi yapıyorsanız
fazla besleme ihtimalini her zaman ihtimal dâhilinde tutun. Gereğinden fazla
beslenen bebek de bu şekilde kusabilir.
Ek gıdaya geçene kadar kusma ve kaka döngüsü
içinde yaşıyordum sanki. Günüm çok ciddi meme reddi yaşayan bebeğimi emzirmeye çalışıp
hayal kırıklığı yaşadıktan sonra süt sağmak ve ardından kırk takla atarak o sütü
içirmeye çalışmakla; hatta sonrasında nice zorlukla sağdığım sütü kusmasına, acı
içinde boğularak kusmasına tanıklık etmekle, etrafı temizleyip üstünü değiştirdikten
sonra paçalarından akar derecede ishal kaka yapmasıyla beni sinir krizi
boyutuna taşıyan hadiseler zincirinde kaybolmakla geçiyordu. (Ağır edebiyat
yaptım; ama tam bir “kaos”tu ve ben “yalnız”dım. Düşünebiliyor musunuz?
Yapayalnız…) O sıralar bunu nasıl yapıyordum, tüm bu olanların ardında bıraktığı
enkazı ve en önemlisi kırılıp dökülen kalbimi nasıl topluyordum, hiç hatırlamıyorum.
Bir de sürekli süt üretmek zorundayım; çünkü kusarsa yedekte sütüm olmalı…
(Özellikle diyet yaptığım dönem buzluktaki sütleri kullanamadığım için stresim
daha da artmıştı.)
Alerjik bebek annesi olmak psikolojinizi iki
kat daha fazla çökertiyor. Bunu söylemeliyim. Tamam, her gün şükrettim daha kötüsü
olmadığına. Ama şu resmetmeye çalıştığım tablo beni uçurumun kenarına sürükledi
her gün. Evet, şükrediyordum; çünkü bu sıkıntılarını gözardı edebilirsek
gerçekten sağlıklı, gelişimi düzgün ve en önemlisi acayip neşeli ve güleryüzlü
bir minnoşum vardı. Zaten bu yüzden hiçbir doktoru hasta olduğuna ikna
edemiyordum ya…
Şimdi size bu süreçte kendi tanınızı nasıl
koyabileceğiniz konusunda ufacık bir fikir vermeye çalışacağım:
Temelde alerji için özellikle ek gıdaya geçmiş
bebeklerde izlenecek basit bir yol var benim tecrübe ettiğim: Şüpheli gıdayı
verdiğiniz zaman alerjiden kaynaklı olabileceğini düşündüğünüz ishal, kabız,
kusma, döküntü, solunum güçlüğü, karın ağrısı vb. şikayetler gözlemliyor; bu gıdayı
bebeğin beslenmesinden çıkardığınızda 72 saat içinde bir düzelme olduğunu, bebeğinizin
rahatladığını fark ediyorsanız bu alerjidir. Altı ay öncesi ise annenin
uygulayacağı yeni bir beslenme düzeninden bahsedebilirim ancak. Fakat burada es
geçmememiz gereken bir husus var: çapraz alerjenler… Yani bebeğinizin süte ve
dolayısıyla tereyağı, yoğurt peynir gibi süt ürünlerine alerjisi olduğunu düşünüyorsanız
soya alerjisi çapraz alerjen olarak yanıbaşınızda beliriyor. Dana eti de
tüketemiyorsunuz tabii, kuzu etini ancak deneyerek karar verebilirsiniz. Bazı
bebekler ona da tepki geliştiriyor ne yazık ki. Yumurta alerjisinde tavuk ve diğer
kümes hayvanlarının eti, yumurtası yine çapraz alerjen oluyor ve çoğunlukla
diyetinizden çıkarılması gerekiyor. Çok ciddi bir diyetten bahsediyoruz burada,
“katı diyet” diyorlar buna. Unutup yediğiniz minik bir bisküvinin içindeki süt ürünü
dahi bebeğinizi rahatsız edebilir. Gerçi bu durum bebeğin alerji eşiğiyle ve
alerjinin seyriyle ya da ne kadar zamandır var olduğuyla da alakalı birazcık.
Zamanla bu kadarını (anne sütünden geçen) tolere edebilir hâle gelebilir; ancak
ek gıda olarak hâlâ alerjik tepkisi olabilir. Ne yazık ki bu diyetle düzelme sağlamak
için en az iki üç hafta beklemek gerekiyor ve diyetinizde en ufak bir kaçak
olmamalı.
İleriki vakalarda anne sütünün tamamen
kesilmesi de söz konusu olabiliyor. Çoklu besin alerjisinden şüpheleniliyorsa
bebeğe alerji için özel üretilmiş tıbbi diyet mamalarından veriliyor ve anne bu
sırada sütünü sağıyor; ancak bebeğe içirmiyor. Daha sonra diyet deneme yanılma
yöntemiyle açılabiliyor. Sanırım bu da eliminasyon diyeti dedikleri şey.
Hakan Hoca’nın başının etini yediğim için o da
beni önce bir çocuk gastroenteroloğuna yönlendirdi. Tabii Bayındır Hastanesi
biraz tuzlu olunca ben de Başkent Hastanesinde bir doktordan randevu aldım: Dr.
Zeren Barış
Ben emzirme dönemimde sadece üç hafta kadar
diyet yapabildim. Doktor, bahsettiğim şikâyetlerin yanında kendi muayenesi sırasında
fark ettiği hırıltılı solunumdan dolayı süt ürünleri alerjisinden şüphelenmişti.
Diyetimde bir tane kaçak oldu ve doktor çapraz alerjenlerden bahsetmediği için
(!) ben kırmızı et tükettim ve kendi kafama göre yumurtayı şüpheli sayıp
listemden çıkarsam da gayet güzel bir şekilde tavuk eti tükettim ve maalesef ek
gıda döneminde oğlumun tavuğa da alerjisi olduğunu fark ettim. Yaptığım diyet
tam olmadığı için düzelme olmaması da kaçınılmazdı. Doktorun bahsetmediğini söylüyorum
da aynı doktor süt alerjisinden şüphelenirken içinde süt proteini olan bir
kalsiyum tableti yazmıştı bana. Böyle de kendisiyle çelişebiliyor bazen
doktorlar. Tamam, dalgınlık, insan hâli falan diyeceğiz de bir gastroentereloğun
dalgınlıkla bile yapamayacağı bir hata bence. (Bkz. “You had one job…”) :)
Diyet sırasında Özgün Deniz’de düzelme olmadı. Sonra ben diyetimi bozmaya başladım.
Daha kötü de olmadı. Zaten hep kusuyordu ve ishaldi. Daha kötüsü olamazdı sanırım
ve ben bu durumu kanıksamıştım…
Bu sırada Özgün Deniz beş buçuk aylık oldu.
Sanırım ek gıda yazımda da bahsetmiştim. Biz Özgün Deniz’e süt bazlı bir mama
ve ev yoğurdu vererek kendimizce test etmek istedik alerjisi olup olmadığını,
tabii Hakan Hoca ile ortak kararımızla. Bir çay kaşığı yoğurt verince Deniz iki
saat sonra kustu ve iyice ishal oldu su gibi. Ertesi gün denediğimizde de sonuç
aynı… Ama Deniz o kadar kusuyordu ki sanırım ciddiye almadık. Çünkü etrafımdaki
tüm doktorlar (aileden) büyük bir alerjik reaksiyon bekliyor döküntü gibi. “E”
dedik, “Alerji değil; ama vücut ek gıdaya da hazır değil galiba.” Görümcem de
dermatolog, eşi de göğüs hastalıkları uzmanı. Ben alerji olduğundan o kadar
emindim ki ek gıda denemesini doktor denetiminde yapıyorum yani anaflaksi
ihtimaline karşı. Ama: “Yok yiaaa. Alerji değil bu.” (Tıbbın beyin ölümü gerçekleşiyor
bu sırada.)
Sonra Deniz’e mama (Golden Goat) verdik.
Kakası bir anda toparlanmaya başladı bir iki ishal kıvamında kakadan sonra. Ama
kusmalar tam gaz yine fışkırır tarzda ve biberon dolusu. Bu arada bu 6 aylık
süreçte, ikinci aydan sonra yaşadığım meme reddiyle birlikte biberon reddiyle
de mücadele ediyorum. Deniz hiçbir şekilde almıyor. Sürekli bir şeyler
deniyorum. Kaşık ve şırıngayı da almıyor, verdiğimizi tükürme huyu edinmiş. Çok
zor da olsa Lansinoh biberona ağzını açtı; ama onu da çekip çekip tükürmeye başladı,
bir süre bu şekilde devam ettik. Deniz’in kusmalarını ne kadar normalleştirdik,
kanıksadıysak artık alerjisi olmadığına bu şekilde kanaat getirdik. E kaka da
toparladı. “Acaba cidden sütüm mü yaramıyordu? Belki de başka bir gıdaya
alerjisi var…” dedim kendi kendime. Oysa keçi sütü bazlı mamaların çoğu bebeği
kabız yaptığını düşünürsek benim oğlumun ishal kakasını normal kaka gibi püre
kıvamına getirmesine şaşırmamalıydık. Kaldı ki bazı durumlarda inatçı kabızlık
da alerji belirtisi olabiliyor.
Altıncı ayla birlikte bildiğiniz ek gıdaya geçtik.
Hem de yoğurtla. Alerjik bebek ve yoğurt… Akılsız kafam… Beynimi yıkadılar çünkü,
“Alerji değil, değil, değil…” diye.
Bazı meyveleri deniyorum. Deniz ağzını açıp alıyor;
ama hemen öğürüp kusuyor. Bu, biraz da yeni tatlara ve kıvamlara alışık olmadığından.
Sanırım bir on gün kadar sürdü bu durum. Sonra yoğurdun tadını sevdiğini bildiğim
için yeni meyve sebzelerle birlikte yoğurt da vermeye başladım. Beyin hızla
terk etti odayı. Oğlanın alerjisi var (Bilmiyoruz daha.) ve daha yoğurt
derdindeyim. Hâliyle kusuyor da. Ama beynime kazınan bir şey var: “Kusma alerji
belirtisi değildir.” By Feyzullah Çetinkaya, eşimin kuzeni the çocuk alerji
profesörü…
Yumurta denemesi yapmaya karar verdik. Bu
arada Deniz’in severek yediği bir şey var: Hipp Tahıllar Meyveler kavanoz
maması. Yani cidden bir beş altı kaşık ağzını açıyor. Bu durum da bir on on beş
gün kadar sürdü. Hayatımın en güzel günleriydi. Kaşığı uzatıyorum ve ağzını açıyor.
Ağlamak istiyorum sayın seyirciler…
Neyse çılgın ben yumurta sarısı denemesi için
koyuldum. İkinci gün elinde kızarıklık oldu. Kusmalar devam tabii. Annemler
gelmişti. Giderken de elinden öpmüşler, sonra silmişler orayı. Ondan da
olabilir, dedik doktorla. Ara verip tekrar deneyecektim.
Bu sırada yoğurt çorbası yapıyorum bir iki kaşık
yiyor Deniz. Garibim bir de yiyor ya. Kendime mi kızsam etrafımdakilere mi
bilemedim!
Yumurta denemesini tekrar ediyorum. İkinci gün
kustuktan sonra soyduğumda sırtının dalga dalga kızardığını, kırmızı beyaz ala
bele bir hâl olduğunu gördüm. Hakan Hoca’ya attım fotoğrafını. Alerji bu, dedi.
Yumurtayı bir yaşa kadar kesecekmişiz.
Tamam, dedim. Yumurtaya alerjisinin çıkması ve
sırtındaki kusma sonrası kızarıklık beynimde bir ampul yaktı. (Haydi ulen!
Yakmayaydı bir de!)
“Bu çocuğun başka şeylere de alerjisi var.
Biliyorum!”
Yine iplenmiyorum evde tabii.
Sonra çılgınca bir fikirle Özgün
Deniz’e ne “yedirmeye çalıştığımızı” yazmaya karar verdik. Bu sırada Alo
Feyzullah Danışma Hattından telefonla destek alıyor eşim: “Alerji değil.
Yumurtayı bir daha deneyin.”
Eşimin dünyanın en kalın kafalı
insanı olduğuna kanaat getirmiştim o sıralar. Söz konusu ailesi olunca tüm tıp
dünyası benim arkamda olsa da ben HAKSIZIMDIR. Niye? Çünkü, “Kusma alerji
belirtisi değildir.” Yav yapmayın, etmeyin hocam. Açılın ben tercümanım, açılın
benim Türkçem var. “Tek başına “kusma”, alerji tanısı koymak için yeterli değildir.”
diyelim de şu bizim taş kafa olaya farklı bir perspektif getirebilsin.
Neyse, delinin bir boku bellediği
gibi yumurtayı belledik biz de. Yine yumurta verdik oğlana. O gün tam üç kere fışkırır
tarzda kustu. Boğulacak gibi oluyor kusma öncesi. Kusacağını anladığım için
neredeysek o an en güvenli halısız, koltuksuz vs. alana doğru fırlıyorum bebeği
kapıp. “Gördün mü? Bak Taylan. Yumurta verdik, kustu. Ne oldu? Yumurta verince
kustu. Yani neymiş? Yumurta verince kusuyormuş. Kusuyormuş yumurtayı. Anla artık!”
Kusma sonrası genelde sırtı ve ağız çevresi
kızarmış oluyor; ama sonra hemen geçiyordu. Biz bu sırada listeye devam
ediyoruz. Sonra fark ettim ki bir kaşık yoğurt yemiş olsun, o gün ve hatta
ertesi gün tüm gün kusuyor. İçtiği süt miktarı en az 300-400 cc azalıyor ve
bebek aç kalıyor. Sen bebeğe bu kadar travma yaşatırsan kaşık reddi de geliştirir
tabii. Artık hiçbir şey yemek istemiyor. Yoğurdun da Deniz’i kusturduğundan
emindim artık.
Feyzullah Abi: “laktoz” dedi. Feyzullah
Abi: “intolerans” dedi. Bizim sazan inandı. “Yoğurttaki laktoz anne sütündeki
ve mamadakinden daha fazla. Ondan kusuyor bu bebek. Laktoz intoleransı
olabilir.” Adam alerjiyi bir türlü sindiremedi. Gurur meselesi yaptı zaar.
Bizim herif de hemen atladı: “Piki Feyzullah Abi.”
“Alerji değil, diyor.”
“Sen üç beş yazı okudun da kendini
doktor mu sandın? Bu adam niye profesör oldu o zaman. Öyleyse herkes Google’dan
bakıp doktor olsun.”
Evet o sırada saçımı başımı
yoluyorum ve kendi kocama dalmamak için zor tutuyorum kendimi. “He Taylan, he.
He aq, sen haklısın tamam…” (İçimden mi artık orasını size bırakıyorum…)
Bu arada süt sağma olayları beni neredeyse
intiharın eşiğine sürüklüyor. Evde sürekli kusan bir bebek, gece sürekli ağlayıp
kıvranıyor. Sütüm desen gittigidiyorbittibitiyor.com … Tam bunlarla ciddi bir sınav
verdiğimi düşünürken bir sabah Deniz’in elinde bir kızarıklık fark ettim. Bir şey
yemiyor; ama deli gibi kusuyor. Hemen fotoğrafını attım görümceme. “Sinek ısırığı”
dedi. Ya sinek ısırınca böyle olmuyor eli. Ben biliyorum… The Koca Efendi
Hazretleri hemen yapıştırdı: “Önemli değil. Çocuğun keyfi yerinde. Hastalık arama
yine.” Ulan çocuğun anası ağlamış kusmaktan. (Deyimi dibine kadar yaşıyorum o
an…)
Diyorum ki bak bu elindeki zıkkımla birlikte
sebepsiz kusmaya başladı ve ağzını hiçbir şeye açmaz oldu. Derken elindeki büyüdü.
Özgün Deniz ishal oldu ve bir yudum su dahi içmiyor. Ek gıda zaten almıyor. Sütü
versem hemen kusuyor ve poposu korkunç derecede pişik oldu. Bu arada sütüm epey
azaldı, stoklarım bitmek üzere. Her gün envanter listemi güncelliyorum. “-200
cc, -100 cc daha…” Sonra Hakan Hoca’ya bir gittik ki bebem el ayak ağız (popo)
hastalığı (hand-foot-mouth disease) olmuş! Yani bu saydığım yerler başta olmak
üzere vücudunda döküntüler çıkıyor ve birkaç gün boyunca ilaçlara bile direnç
gösteren yüksek ateş nöbetleri, ishal ve kusma… Tabii doktora gidene kadar arada
ek gıda denedik. Ağzı yara olduğu için hiç açmıyormuş ağzını meğer yavrum. Onu
iyice travmaya sürükledik farkında olmadan. Sonra ağzını hiç (kelimenin tam
anlamıyla hiç) açmadığını görünce ağzında bir yara olduğunu düşündüm; ama ona
bakmak için bile açtıramadım ağzını. Doktora gittiğimizde zor bela açıp
görebildik yaralarını.
Ek gıda yazımda da belirttiğim gibi sütümün
yetmediği yerde, hatta bittiğinde inek sütü yerine devam sütü verecektim iki
yaşına kadar. Bu süreçte biraz da formül sütün tadına alışsın istediğim için
ara ara mama da hazırlıyorum. Zaten hep kusuyor ve kusmazsa bir ihtimal
midesinde kalıyor biraz süt. O yüzden bu sıralarda da biraz mama verdim
Deniz’e. Bu arada Deniz’in alerji hikâyesinde bazı tutarsızlıklar var, o da
benim oğlumun cins karakterinden olsa gerek. Mama içince kusmuyor genelde. Daha
çok gaz ve huzursuzluk, uyku sorunu oluyor. Mamanın proteinleri direkt inek
sütüne kıyasla daha sindirilebilir sonuçta. Formüle edilmiş olduklarını
düşününce mantıklı sanki… Pek anlamlı gelmese de kendimce böyle yorumluyorum.
Mesela bebek bisküvileri direkt inek sütünden yapıldığı için onlardan
verdiğimde kusuyordu.
Bu arada hemen şuraya bir açıklık getireyim.
Evet, “inek sütü alerjisi” diye geçiyor; ama aslında o sütün içindeki proteine
karşı alerji söz konusu ve keçi sütünde de bu proteinlerin hemen hepsi mevcut.
Zaten alerji de tek bir proteine karşı gelişmiyor. Keçi sütünü neden tercih
etmediğimi merak ederseniz ek gıda yazımda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Alerji durumu için de bilinenin aksine KEÇİ SÜTÜ BİR ALTERNATİF DEĞ İLDİR.
Deniz’e bazen tahıl bazlı kaşık mamalarını
meyvelerle tatlandırıp muhallebi hazırlıyordum. Kendimce üç gün kuralıyla
ilerleyip menüsüne yeni meyveler eklemeye çalışıyordum. Zaten her gün kustuğu
için ve sözde, güya, mahsusçuktan “kusma alerji belirtisi olmadığı için” ben de
kafama göre gıdaları deniyorum işte. Muhallebi hazırladığım gün (Kaşık mamaları
ya devam sütü içeriyor ya da yemezse ziyan olacağı için devam sütüyle
hazırlıyorum. Aman canııım, sütüm ziyan olacağına paramız ziyan olsun.) Deniz
mutlaka kusuyor. Ben de o meyveleri şüpheli listesine alıyorum. Halbuki suçlu
meyve değil!
İçim hiç rahat olmadığı için şu el ayak ağız
hastalığı sonrası uzunca süren ishal salgınıyla baş ederken bir kez daha alerji
ihtimali için Feyzullah Abi’yi arattırdım eşime. Bize Deniz’i besleme
alışkanlıklarımızı değiştirmeyi önerdi Hocamız. Yatağını su terazisiyle 30
derece eğimli olarak ayarladı manyak kocam. Bir öğünü iki saate bölüp dört beş
seferde içiriyoruz biberondan. Hâliyle içtiği miktar epey azaldı. Katı gıda hiç
vermiyoruz. Kusmalar da biraz azaldı; çünkü midesi boş, çünkü çocuk ishal…
Hah, dedi bizimkiler. “Bak sorun buymuş. Ama
madem sen istiyorsun, Feyzullah Hoca bir arkadaşına söylemiş. Deniz’i o muayene
edecek.” Hacettepe Çocuk Gastroenteroloji - Hepatoloji ve Beslenme Anabilim
Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Özer. Ooo, ne kadar da havalı. Ara ara
makalelerine, dergideki yazılarına falan denk geliyorum ben bu hocanın. Tamam,
dedim. Normalde randevu bile alamaşmışız bu hocaya. Sırf “tanıdık” vasıtasıyla
olduğu için böyle bir şansımız olmuş. Ben de heyecanlandım tabii. Bu zamana
kadar elimizde olan tüm tetkiklerinin bir çıktısını aldık Deniz’in. Sormak
istediğim soruları da not aldım telefonuma.
Sonuç ne mi? KOCA BİR SIFIR, KOCA BİR HİÇ.
ASLA VE ASLA SAYGILI OLAMAYACAĞIM BU KONUDA. Güya arada bir yakınımız olunca
daha çok ilgilenecekti ya bu hoca, kibrinin gölgesinde kalmış olacak ki
doktorluğu, neredeyse muayene dahi etmedi. Günde 10-12 kere kaka yapıyor çocuk.
Biberonu da reddediyor. Bir yudum su bile içmiyor o sırada. “Ne dehidrasyonu?
Seruma falan gerek yok. Teste, tahlile de gerek yok. Hiçbir şeyi yok bu
çocuğun. Baksana boyuna kilosuna… Gayet sağlıklı. Ne alerjisi?”
Eşim yine beynimin duvarlarını kemirmeye
başladı. Koskoca profesörden iyi mi bilecekmişim? Alerjinin düzeyine bağlı
olarak bağırsakların tahribat görmemiş kısımlarından emilim sağlanabilir ve
bebek kilo olabilir. Tek kriter bu olmamalı, diyorum. Ama kime diyorum! Ha yani
bunu ben biliyormuşum da o profesör bilmiyor muymuş…
Bilmiyormuş arkadaşım. Demek ki bilmiyormuş.
Bence iyi bir doktor olmak sadece teorik bilgiyle değil, o bilgileri gözlem ve
deneyim ile hastaya uyarlayıp teşhis yoluna gidebilmekle oluyor ve Hasan Hoca
bizi “sallamadı” bile. Bu dediğimin yanına yaklaşamadı benim nezdimle
doktorluğu. KİMSE KUSURA BAKMASIN.
Neyse, bu sırada kayınvalidem bizde.
Gastroenterolojiden de sonuç çıkmayınca (!) Feyzullah Abi bir başKa ihtimalden
bahsetti: Deniz’i fazla besliyormuşum! Birden bire tüm aile fertleri bu çılgın
fikri benimsedi. Feyzullah Abi dedi ki: (Hay başıma taş düşsün Feyzullah Abi
kadar, sorun bende valla. Fazla sabırlıyım.) “Madem Deniz anlattığınız kadar
çok kusuyor. O zaman nasıl boyu ve kilosu bu kadar iyi olabiliyor? Demek ki
fazla besliyor annesi…” Hemen bağrına bastı herkes bu fikri, hem-men. Yuh
artık, yok artık sayın seyirciler. Bu sefer cidden ağlamak istiyorum. Evet,
çocuk beslenme konusunda sorunlu olduğu için gün içinde beslenmeye ayırdığım
süre biraz fazla gibi görünüyor; ama miktarlar ortada. Hatta günlük beslenme
ölçüsünün yarısını hedef koyduk kendimize. Yemesi gerekenin yarısını yemesi
için uğraşıyoruz Hakan Hoca’yla. Deniz genelde benim aylar öncesi sağdığım
sütlerimle beslendiği için (En eskiden yeniye doğru eritiyorum stokları.) ilk
aylar sağdığım sütün yağ içeriği daha yoğun ve daha kalori olarak daha yüksek.
Bence gelişiminin ortalama persentil değerlerinde olmasının bir nedeni bu, bir
nedeni de genetik etmenler…
Neyse, kalem kırıldı. Hesap kitap ortada
olmasına rağmen çok beslediğime kanaat getirildi. Eşim bir anda annesinin bu
konudaki en sıkı destekçisi oldu her zamanki gibi. Beslenme olayını benden
aldılar ve çocuk onca hastalığa rağmen on günde 150 gram almışken ishali
bittiği halde ve kusmaları da az beslemeden ötürü epey azalmışken onun üzerine
daha da aç bırakıldığı için bildiğin 300 gram verdi beş günde. Aç kaldığı için
uyuyamadı da. Beş on dakikalık bir uyku girişimi dışında 17 saat uykusuz
kalarak rekor kırdı yavrum.
Bu sırada Deniz 7,5 aylık ve bir lokma ek gıda
almıyor. Sütüm azaldıkça endişem de artıyor. Feyzullah Abi bir yaşına kadar
sadece mama bile alsa yeteceğini söyledi ve tüm aileyi buna ikna edip beni
rahatlattı. Tamam madem, dedim. Alın, sizin olsun. Yemiyor. Yemiyorsa yemesin.
Napayım artık!
Deniz 8 aylık oldu sonunda. Kendi kararımla
Pregomin AS vermeye başladım Deniz’e. Sütüm ve stoklarım bitmek üzere. Hiçbiri
alerji diyetine uygun değil; ama başka çarem de yok. Direkt mamaya geçemem. Deniz
garibimi o kadar çok maruz bıraktım ki alerjisi olan gıdalara, e artık çocuğun
alerji eşiği de yükseldi demek ki. Benim sütümden geçeni tolere edebildiğine
eminim. Yumurta hariç. Süt ürünü tüketip sağdığım sütte kusmuyor artık. Denemek
için yumurta yedim. Ertesi gün içirdiğim o sütten birkaç saat sonra kustu.
Kusmalar genelde bir iki saat sonra oluyor. Sonra yumurta yemeden devam ettim
süt sağmaya, çok az da çıksa… Amacım Deniz’i alerji mamasına alıştırmak. Tadı
çok kötü; ama benim derdim o değil. Deniz bu zamana kadar hep anne sütü aldığı
için direkt mamaya geçemiyorum. Büyük ihtimal ağır gelecek ve her öğün bir 30
cc mama ekleyip karşılığında bir o kadar süt azaltarak devam ediyorum
beslenmesine. Ek gıda neredeyse hiç almıyor, bazı günler 20-30 gram… Yaklaşık
10 günün sonunda tamamen mamaya geçecek dengeyi sağladım.
8 Ekim’de Ankaralı Anneler Buluşması adı altında
bir organizasyon gerçekleştirdim. Herkes dağıldıktan sonra şehir dışından gelen
kuzenimle buluştum. O da konulara az buçuk vakıf aslında; ama henüz net bir şey
yok. Deniz’e Pregomin içirmeye çalışıyoruz yine. Biberonu almayınca çantamdan
oyuncağını çıkarmak istedim, dikkatini dağıtıp içirecektim. O sırada Deniz
Efendi kuzenimin bardağına saldırmış. Hani “kaşla göz arası” derler ya, tam o
hesap… İçinde ballı süt varmış bardağın. Hem süt hem de ballı… Başımı kaldırır
kaldırmaz bir çığlık attığımı hatırlıyorum. Bir kere dikmiş kafasına. Bir yudum
ya aldı, ya almadı yani. Ama eve gittikten sonra yarım saat içinde kustu ve
resmen boğuldu. Suratı kıpkırmızı oldu ve ağız çevresinde minik döküntüler
oldu. Alerjeni kusma veya kaka ile vücudundan attıktan sonra mutlaka ağız ve
popo çevresinde kızarıklık oluyor. Artık süt alerjisinden iyice emin oldum.
Sütün içinde bal belli belirsizdi zaten. Kötü bir tecrübe oldu; ama emin oldum.
Özgün Deniz çok ciddi şekilde tıkandı, boğuldu kusarken ve çok korktum. Sonra
gece boyu ağladı, uyuyamadı. Karnına kramplar girdi ve inanılmaz gazı oldu.
Yarım saatte bir uyandı ve uyutmak da bir o kadar zaman aldı. Sadece sabah
olmasını bekledim…
Hakan Hoca’yla konuşup alerji konusunda
hemfikir olduktan sonra hafta başı onun önerdiği bir gastroenteroloğa randevu
aldık Gazi Üniversitesi Hastanesine.
Hafta sonu Seğmenler Parkına gittik. Özgün
Deniz’in çimlerle direkt teması olmadı; ama açık havada epey zaman geçirdik.
Bir iki kere sebepsiz öğürdü; ama kusmadı. Sonra yüzünde kulağına varan
kızarıklıklar ve morarmalar fark ettim. Kesin alerji, diyorum. Kocam inat etmiş
Feyzullah Abi’yi zırt bırt rahatsız etmeyelim, diyor. Akşam oldu. Şu çektiğim
fotoğrafları at sadece, dedim. Bir şey demezse kabullenip susucam anasını
satim!
Neyse, o an bütün evreni dize getirecek bir
mucize oldu: Feyzullah Abi, “Alerji bu.” Dedi. Evet evet, yanlış duymadınız. Yo
hayır, gözüme bi şey kaçtı da…
Böylelikle olaya yeni bir perspektif getirdik.
Bravo bize. Kocaman alkış!!!
Feyzullah Abi, Hacettepe’den Özge Hoca’yı
tanıyormuş. Doç. Dr. Özge Uysal Soyer, çocuk alerji uzmanı. O sizi arayacak
randevu için, dedi. Öyle de oldu. Hakan Hoca’nın aracı olduğu Sinan Hoca’dan
iki gün öncesine randevu verdi.
Normalde Hacettepe’den randevu almak biraz
zormuş. Bana sürekli prosedür soruluyordu; ancak ben de bu konuya tam hâkim
değilim açıkçası.
Özge Hoca’ya bütün bir öyküsünü anlattım Özgün
Deniz’in. Not almıştım unutmamak için, hatta bazı görselleri de paylaştım.
Hatta poposunun çevresindeki hare şeklindeki pişik ve nokta nokta döküntülere
de baktı. Solunumunu da dinledi. Sonuç olarak alerji olduğuna kanaat getirdi ve
alerji maması için rapor çıkarttı. Ayrıca deri ve kan testleri istedi. Bu
testlerin iki yaşa kadar doğru sonuç vermeme ihtimalinin çok yüksek olduğunu ve
çoğu besin alerjisinin de iki yaşa kadar düzeldiğini unutmamak gerek.
Yalnız, söylemeden edemeyeceğim. Özge Hoca tek
kelimeyle mükemmel. Hem insanlığı, hem doktorluğu hem de anaç tavırları ve
anneliğiyle kesinlikle çocuk doktoru olmak için gelmiş dünyaya. Çok ilgili,
titiz, temkinli ve her şeyi en ince ayrıntısına kadar sorup irdeliyor. Hataya,
es geçmeye mahal vermiyor hiçbir şekilde. Tüm ayrıntıları değerlendirip her
ihtimali göz önüne alıyor. Alerji şüphesiyle yaşıyorsanız doğru doktorla
karşılaşmak gerçekten çok önemli. Özge Hoca’nın Türkiye’nin dört bir yanından
muayeneye gelen hastaları var. Sebebi çok açık… Allah razı olsun.
Deniz’i Pregomin’e alıştırdığımı söyleyince
doktor, rapora aynı mamadan yazdı yine. Bir de Neocate var alerji maması. Bu
iki mama Numil firmasına ait. Biri Nutricia biri Milupa yani. Şu an Türkiye’de
var mı, emin değilim; ama bir diğer alerji maması da Bebelac Pepti Junior. Yani
Similac Alimentum falan olmaz. İçinde süt bileşeni olmaması lazım. Kocaman
kazein yazıyor içindekiler kısmında. Kusura bakmayın, biraz ağır bir dille
yazıyorum ama. Bir başka salak doktor da (Arkadaşım ismini vermemi istemedi,
kadın bir gastroenterelogmuş. Cinsiyetçi yaklaşmıyorum olaya, sadece yolunuz
düşerse diye eşkal veriyorum bir nebze.) inek sütü alerjisi teşhisi koyduğu
bebeğe Similac Alimentum için rapor çıkartmış. Hipoalerjenik HA mamalar bu
mamalardan farklı ve bu mamaların yerine kullanılamaz. Bunu ben bile biliyorum
yahu. Biraz kendinize gelin. Sorun valla bende değil; ama gastroenterelogların
ciddi sıkıntısı olduğunu düşünüyorum. Evlerden ırak…
Test sonucunda süte deride çok az bir
reaksiyon çıktı ve kan testinde de yumurta alerjisi çıktı ve Merve büyük bir
zafer kazandı! Evet, evde uzunca bir süre zafer kazanan komutan edasıyla
dolaştım arkadaşlar. :)
Bu arada doktor beslenme konusunda resmen
payladı bizi. Hiç ek gıda almamasına ve hele hele buğdaya ve glütene tepki
geliştirmemesi için alıştırmış olmamız gerekirken hiç ekmek veya buğday unu
tüketmemesine çok kızdı. Kan değerlerinin düşük olabileceğini, birçok vitamin
eksikliği olabileceğini söyledi. Çok ciddi beslenme bozukluğu olmuş Deniz’de.
Hiçbir şey yemediği gibi sütü de o kadar az içiyordu ki. “Ama Feyzullah Hoca
bir yaşa kadar hiçbir şey yemese de süt tüm ihtiyaçlarını karşılar, demişti.”
Dedim. Eşim tabii hemen atladı. Kendini rahatlatmak için bizi suçlama, diye.
Ulan siz dediniz ya: “Takıntı yaptın, bırak yemesin. Bak bir zararı yokmuş.”
diye…
Özge Hoca resmen şok geçirdi. “Feyzullah Hoca
bu çocuğa mı ‘Alerjisi yok.’ dedi?” diye sordu kadıncağız. Valla tamam, Deniz’i
görmedi; ama ne olursa olsun literatürdeki “alerjik reflü” kavramını bir kez
olsun göz önünde bulundurmadı ve kuş kadar beslediğim yavrumun kusmalarını
aşırı beslenmeye bağladı. Ben pek iyimser olamıyorum Hocam. Hiç kimse kusura
bakmasın sevgili ailem…
Özge Hoca bizi hemen bir diyetisyene
yönlendirdi. Deniz için ciddi kalori hesaplamaları ile birlikte ideal bir
beslenme listesi oluşturduk. Tabii Deniz listeye uyacak kadar iştahlı ve ek
gıda heveslisi değil; ama mümkün olduğunca yaklaşmaya çalışıyorum tavsiye
edilenlere.
Mesela menüde ara öğünler var; ama Deniz zaten
zar zor ek gıda alıyor ve ara öğün kesinlikle istemiyor. Ben de biraz süt
içirip uyutuyorum gündüz iki kere. Ara öğünü süt oluyor yani. (Süt=biberon
maması ve bizim durumumuzda alerji maması ve sütsüz.)
Üç gün kuralıyla menüsüne eklemem gereken
gıdaları not aldı Özge Hoca. Ek gıdaya yeni başlamış gibi oldu Deniz. Çok daha
dikkatliyim artık. Şu an bildiğim kadarıyla hayvansal her şeye alerjisi var ve
vegan bebek oldu Deniz Bey. Onun dışında domates, susam (tahin), brokoli ve
yabanmersini alerjisi var.
Kan sonuçları gayet iyi geldi. Hemoglobin,
demir, ferritin ve B12 değerleri normal ve bu benim içimi büyük ölçüde
rahatlattı. Hamileliğimden beri beslenmemi önemsiyordum. Bunun etkisi olduğunu
düşünüyorum.
Alerji testi sonuçlarının çıkmasını beklerken
Hakan Hoca’nın aracı olduğu gastroenteroloğa gittik. Hastanenin sisteminin
saçmalığından falan bahsedemeyeceğim; ama resmen tövbe ettim.
Doç. Dr. Sinan Sarı ve ruh hastası stajyer
öğrencisi… Allah’ım böyle bir şey olamaz. Adam resmen dalga geçer gibi dinledi
beni. Yanındaki sözüm ona doktor olacak tıp gönüllüsü pislik kız da küçük
dağları kendisinin yarattığını sanıyor olacak ki bütün kibri o iğrenç yüzüne
yansıdı. Allah’ım böyle insanlar lütfen doktor olmasın. Hele çocuk doktoru
asla. Ben orada tüm ihtimalleri düşünüp beyin fırtınası yaratarak oğlumun
hastalığına bir teşhis konması için çalışıyorum; fakat gelmiş stajyer hanım, o
geri zekâlı suratını şekilden şekle sokarak karşıma geçmiş resmen gülüyor.
Böyle terbiyesizlik görmedim. Sinan Hoca desen sanki beni göt edince madalya
takacaklarmış edasıyla her söylediğimi çürütmeye çalışıyor! Hepsini dinledi bir
de gülüyor. “Bu çocukta mı alerji varmış?” Evet, tatlım. O yarım ağzını düzelt
de önce. Alerji uzmanı koydu ya hani teşhisi. “Bizim alerji uzmanları görse bu
çocuğa alerji demez. Boyu kilosu gayet iyi. Ayrıca bu çocuk koca kafalı.” BPD
46 cm ve %50 persentilde Hocam. Ölçüp tabloya baktığında biraz olsun bozuldun
mu acaba?
Adam resmen beni sinir etti, hem o hem o
suratsız stajyer. Zaten hastaydım o gün. Eve gidince bir hırs geri aradım ben
bunları. Bir güzel dile getirdim yapılan terbiyesizliği. Daha “tamam tamam”
diyor adam. Bir özür dile istersen kaba adam! Sen özür dilemezsen ben de senin
seviyene inerim ve “Sağlık sektörü de olsa ben bu hizmeti almak için 100 küsür
lira para ödediysem kimsenin suratını çekmek zorunda değilim.” diye haddini
bildiririm. Ben bir karar aldım, kim nasıl davranıyorsa benden de öyle muamele
görecek şu saatten sonra. “Hayır, her
dediğime burun kıvırıp durdunuz da. Çok pardon Hocam siz benim oğluma bir
teşhis koyabildiniz de benim mi haberim yok?” dedim. Tık yok. Tık olmaz tabii.
Her ne olacaksan önce insan olup sonra o olacağın şeyi olmaya çalışacaksın. Bak
olacağının dahi garantisi yok. Bu işler böyle gülüm. Önce insan, önce insanlık…
Bak, ben bir anneyim. Benim canım yanıyor, evladım her gün boğulup kusuyor. Ben
tabii endişelenirim. Sen hiçbir test istemez hiçbir ihtimali düşünmez de: “Bu
çocuk iyi görünüyor.” gibi saçma bir cümleyle gelirsen ben tabii ki her
ihtimali düşünüp çırpınırım yavrumun hastalığı ortaya çıksın, diye…
Alerji teşhisinden sonra Deniz’in odasını
ayırdım ve alerjenleri hayatımızdan çıkarmaya başladım. Bitmek üzere olan
sütümü sağmayı bıraktım ve sütüm bir daha hiç akmadı bile. O kadar azalmış ki
bu fırsatı bekliyormuş zavallım. Deniz o gün ilk kez 12 saat kesintisiz uyudu.
Benim huzurumu tahmin edemezsiniz.
Deniz’e önceden süt bazlı mama verdiğimiz
günlerde veya süt ürünü içeren herhangi bir kaşık maması, kavanoz maması, bisküvi
vs. verdiğimizde kakası hemen sıvılaşıyordu. İshal gibi ama bazı zamanlar cıvık
bir macun kıvamında ve her zaman mukus yok. fakat inanılmaz gazı oluyordu ve bu
gaz özellikle geceleri tavan yapıyordu. Resmen kıvranıyordu yavrum. Ayrıca
poposu nokta nokta döküntülerle doluyordu tükettiği miktara bağlı olarak.
Yoğurt yediğinde ekşi yoğurt kokuyordu kakası. Genel olarak alerjisi olan
gıdaların kokusunu kakasında alıyorum. Zaten alerjiden önce hep “ekşi kaka”
diyordum ben bu sıpanınkine. Meğer hep alerjen alıyormuş. Neyse muhabbet iyice
b*ka sarmadan konuyu kapatalım… :)
Deniz’de çoğu yiyecek alerji diyemesem de gaz
sıkıntısı yaptı. O yüzden Biogaia’ya başladık tekrar. Doğal olduğu için hiçbir
sakıncası yok. Bilinenin aksine gaz damlası değil, probiyotik.
Bir hafta sonu, süt ürünleri ve yumurtadan
doğan açığını kapatmak için menüsüne nitelikli yiyecekler ekleme düşüncemin
neticesinde biraz rüşeym verdim Deniz’e. Ağız kenarında döküntüler oldu ve deli
gibi kustu çocuk. Buğday alerjisinden şüphelendik. Bu arada buğday alerjisi ve
glüten enteropatisi birbirinden farklı kavramlar; ancak genelde birbirine eşlik
eden hastalıklar olduğu için ciddi bir ayrımı yapılmıyor genelde, özellikle
anneler açısından diyeyim.
Deniz’e ara ara organik irmik veriyordum; ama
belki de alerji eşiğini geçmiyordu bir tatlı kaşığı irmik. Rüşeym ise konsantre
bir ürün ve direkt tepki verdi. Alerjeni kessem de kusmalar bitmedi. Yoğun
geniz akıntısı oldu. O sırada hasta da olabilirdi; ama döküntüleri olmuştu
yüzünde. Emin olamadım.
Rüşeymi menüden çıkarttı Özge Hoca. Kanda ve
deride buğday alerjisi negatif çıktı. Sonra bizi hastaneye çağırdı. Gözlem
altında yedirecektik şüpheli gıdayı. Buna “besin karşılaşma testi” veya
“provokasyon testi” deniyor. (Arkadaşlar provokasyonlara gelmeyin. Esprimi
patlatır giderimmm…”
Normalde buğday alerjisi için en çok ekmek
kullanılıyormuş bu testte. Deniz’e ekmek yediremiyoruz. İçinde Canan Karatay
var çünkü bizim oğlanın. :)Hâl böyle olunca ben hem ev yapımı ekmek götürdüm
hocadan azar işitmemek için :) hem de suda buğday unu pişirdim son olarak da
buğday unlu mercimek çorbası yaptım ve hepsini götürdüm.
Hoca çorbayı tercih etti; ama şu alerji eşiği
konusu hep içimi kemirdi. 2,5 cc ile başladık vermeye. 10 dakikada bir 2,5 cc
arttırarak 10 cc’ye ulaştık kusma olmadı; ama ağız kenarında döküntü oldu.
Bunlar çabucak geçiyor genelde. Çoğu alerjide olan döküntüler gibi değil. Zaten
Deniz’in tepkisi ciltte değil mide ve bağırsakta. Hoca bu döküntüleri
önemsemedi ve “devam” dedi. O gün çorbayı içirdik evde; ama gece uyuyamadı.
Tabii mercimeğin gaz yapmış olması da muhtemel; ama sabah da kustu. Ben artık
bu işlerin içinden çıkamaz oldum. Bu sırada brokoli alerjisini tespit ettim ve
tekrar denemeye başladım buğdayı.
Deniz çok hassas bir bebek. Misafirlikte ben su
içerken bardağıma saldırınca ona da içirdim. Bu arada ben de çok hassasım ve
alerjiğim. Ayrıca her tadı ayırt ederim, su markalarını bile. İçtiğim su yağlı
gibiydi, pek sevmedim. Deniz o sudan içtikten sonra akşam vakti kaka yaptı.
Ekşi kokulu ve biraz sıvı. Tek suçlu su olabilirdi ki aynısı eve gidince bana
da oldu. Yani bu kadarına cidden pes. :)
Bazen kafayı bozacağımı düşünüyorum tüm
bunları düşünürken. İlk çocuk, ilk annelik derken epey zorlandım şu alerji ve
beslenme konusunda. Tamam, kesinlikle şükrediyorum hastanede başka sıkıntıları
olan minicik bedenleri gördükçe; ama alerji de hafife alınmayacak bir konu.
Birileri sürekli bir şeyler yedirmeye çalışıyor. Kayınvalidem yoğurtlu çorba
yapayım, diyor. Annem, “Tarhana pişir de içir.” diyor. Yok yani, anlatamıyorum
ben bu insanlara derdimi. Eşim desen, “Annemin gönlü kırılmasın. İstediğini
yedirsin. O gidince sen kafana göre beslersin.” Diyor. Yok hayır, cahil de
değil; üniversite mezunu adam. Ama anlatamıyorsun işte…
Deniz’e kullandığım organik zeytinyağı bitti
geçen gün. Asitlik oranı 0,4 olduğu için tercih etmiştim. Bu yağlar açıldıktan
sonra asitlik oranı artarmış o yüzden bazı markalarda “en yüksek 0,8” yazıyor
hatta. Evdeki bitince bizim zeytinyağından kullandım azıcık. Buzlukta alerji
testinden geçen sebzeler vardı. Onları buharda pişirdim. (Avent Wasabi) Buğday
denemesinde olduğumuz için buğday unu ekledim suda pişirip. Fakat bu püreden
sonra iki kere ekşi kokulu ve biraz cıvık “tepki kakası” yaptı Deniz. Gece hiç
uyumadı. Poposu kıpkırmızı oldu ve dokundurtmadı bile. Kakası normale dönünce
cildi de iyileşti. Bugün aynı menüden çok daha az miktarda yedi ve yine aynı
şekilde kaka yaptı. Birkaç saat sonra kustu ve yüzünde döküntü oldu.
Çok hassas bir bebek olduğunu biliyorum. Acaba
zeytinyağı yüzünden mi diyorum? Markette de o markanın sadece 3 litresi kalmış.
Galiba gidip 150 lira bayılıcam o yağa. Yoksa bu şüphe ile yaşamak zulüm! Sonra
dedim buğday alerji eşiğini mi geçti! Of aman ya! Ama kakası zeytinyağı
kokuyordu. Benim daha önce kullandığım yağ özel bir ağaçtan elde ediliyormuş.
Organik Ladolia yazıyor üstünde. Acaba bu yeni yağın ağacına mı alerjisi var
lan bu bebenin! Valla bak! Bazı ağaçların yanında hapşırıyor, burnu akıyor
yani. Olamaz, diyemiyorum ki. Aklıma başka da bir şey gelmiyor. Şimdi bu krizi
çözmeye yoracağım beynimi. En olmadı sebzeleri tekrar üç gün kuralıyla
vereceğim.
Alerji zor bir süreç. Eminim hepimizin
cevaplayamadığı onlarca soru var zihnimizde. Instagram sayfamda (@merveozgunlu)
bu yazıya ait görselin altında başka annelerin tecrübelerinden
yararlanabilirsiniz. Benim de zaman zaman sizlerin yardımına, fikirlerine
ihtiyacım oluyor; fakat ne yazık ki özelden gelen, “Sizce bu alerji mi?” tarzı
sorulara cevap verip kimsenin sağlığıyla oynayamam. Siz de beni anlayın.
Tecrübe ettiğim bir konu olabilir; ama ben DOKTOR DEĞİLİM.
Deniz’e verebildiğim çok az şey var. Bir hastalansa
hemen midesi bağırsağı etkileniyor. Üç gün kuralını uygulasam bile sonuç
alamıyorum. Benim işim epey uzun yani arkadaşlar. Bu yazıyı da neredeyse bir
ayda bitirebildim. Sorabileceğinizi düşündüğüm her şeyi yazmak istedim; çünkü
inanın tek tek cevaplamaya vaktim olmuyor. Çok nazlı ve çok yaramaz bir oğlum
var. Beni bir bebeğin yorabileceğinden daha da çok yoruyor. Ama o dünya
tatlısı! Ama o dünyalara bedel!
Ben onu çok çok çok seviyorum.
Herhangi bir alerjik bebek annesi…

Yazıyı baştan sona okudum oğlumu uyuturken:)
YanıtlaSilDeniz çok özel bir bebek annesi:) çünkü onu candan hisseden, onun için sabır gösteren ,onu canından çok seven bir annesi var. Ve buyazı gösteriyor ki annesinin onun için yapamayacagı bir şey yok:) bu zorlu süreci hakkıyla atlatmışsınız.. Bundan sonrası daha iyi olsun inşallah. Allah ım yardımcın olsun güzel anne onun saf gülüşü minik yanakları herşeye bedel . Öpüyorum miss kokusundan.
Kıyamam ben denize küçücük bedeni ne sıkıntılara maruz kalmış inşallah tez zamanda düzelir. Benim size tavsiyem Denizin aşılarını en az 2 yaşına kadar geciktirmeniz. Aksi takdirde alerjik durumu artarak devam eder. Nitekim aşılarda ki proteinler başlı başına alerji nedeni
YanıtlaSilMerhaba 😳Çok doğru söylüyorsunuz . Benim oğlum aşı oldukça arttı alerjileri. Eskiden daha az tepki verirdi şimdi çoğaldı. Hatta 9 aylık olan aşıdan sonra tepki vermişti vücudu gözü kaşı şişmişti. Doktor 15 aylıkken olsun ikincisini diyip bekletmişti 😬 Şimdi son aşısı kaldı. 2 yaş aşısı olacak 2 hafta sonra. Yaptırmamam mı gerekiyor geçmi kaldım yoksa 😡
SilOkuduğum yerli yabancı forumlarda özellikle 12 ve 18 ay aşısı sonrası yani kızamık aşısı sonrası bebeklerde çok ağır tablolar ortaya çıkıyor. Ben bebeğime hiç aşı yaptirmadim çünkü ben de eşim de zaten yeteri kadar alerjik bünyeye sahibiz ne kadar sıkıntılı olduğunu iyi biliyoruz. Aşı da başlı başına alerji nedeni göze alamadik.
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
SilBen də hepsini okudum başdan ayağa. Allah sabir və kolay lılar versin
YanıtlaSilCok zorlu bir sürəc olmus
Merhaba �� O kadar iyi anlıyorum ki sizi bende kimseye inandıramıyorum oğlumun alerjik olduğunu �� Götürmediğim doktor kalmadı ve çevremdekiler başta eşim benim takıntılı olduğumu düşünüyorlar. Benim oğlumun tepkisi kaka ve pişik. Geçmeyen bir pişiği var ve ara ara tavan yapıyor kanıyor. Ve çok üzülüyorum. Yumurta olduğuna kesin eminim testlerde çıkmamış olmasına rağmen �� Onu vermiyorum ama yine ara ara oluyor ve ne olduğunu bulamıyorum. Şimdi 2 yaşına girecek 1 senedir uğraşıyorum.yazınızı okuyunca uykusuzluk sıkıntısı ve gaz sorununuzda alerji kaynaklı olduğunu anladım. Doktorlar hep yanlış yönlendirmişler beni . Bana deli muamelesi yapıp dalga geçmişler .uyumuyor oğlum dediğimde." Uyumuyı sevmiyor bu Bebek" ememiyor oğlum dediğimde "anne sevgisi verin" bla bla dediler. Bunun gibi Bin tane örnek verebilirim size �� Dilerim bir an önce geçer alerji belirtilerimiz���� tüm bunun gibi olan bebişlerinde tabi ������������ iyi akşamlar Sevgi'yle kalın oğluşunuzada Kocaman maşallah ������������
YanıtlaSilAllah kolaylık versin inşallah en kısa zamanda geçer. :( Bu arada blogunuzu yeni keşfettim. hemen takipçiniz oldum. :) bende kendi blogumda sizi misavir etmek isterim. tugbatugbatugba.blogspot.com
YanıtlaSilSimilac mama araştırırken denk geldim yazınıza.İki oğlum var büyüğü 7 yaşında süt ve süt ürünleri alerjisi var halen devam ediyor. 4 aylıkken ortaya çıktı . Sizin yaşadıklarınıza benzer şeyler yaşadık bizde kimseyi inandıramadım. Küçük oğlu 7 aylık halen yoğurt veremedik . Acaba ondanda çıkacak mı korkusuyla. Önümüzdeki günlerde alerji uzmanına muayene ettirip oyle başlayacağız .Zor bir süreç alerji. sizin devam ediyor mu bilmiyorum henüz diğer yazılarınızı okuyamadım. umarım geçmiştir. şimdi instagramda takip ettim sizi . paylaşımlarınızı merak ediyorum. iyi günler
YanıtlaSilMistress Turkey
YanıtlaSilSiz bu kadar biliyorsunuz madem, bu kadar bilgi sahibisiniz bu kadar terimlere testlere belirtilere hakimsiniz neden bebeginizi doktora goturmeyi tercih ettiniz ki?? Yazinizi okudum bende allerjik bebek annesiyim evet surec zor sonuc almak ta zor ama neyseki ben etrafimdakilere bu tarzda davranmadigim icin onlarda bana bi okadar saygililar bu surecte. Bende saglikciyim ama kesinlikle cok bildigimi iddia etmedim ne aileme ne de hekimlerime guven ortami icinde bu sureci gayet dogal ve hizli atlatiyoruz.. Allah bebeginize de acil sifalar versin
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil
YanıtlaSilSmilac Alimentum kısmı hidrolize mamadır ve sizin gibi coklu besin allerjisi yasama durumunda kullanılması bir işe yaramayacaktır, sizinki gibi bebekler amimoasit formul mama( neocate, pregomin as) kullanmalıdır bu dogru fakat inek sütü protein allerjisinde ilk basamakta kullanılması/denenmesi gereken mama Smilac Alimentum’dur. Lütfen insanları yanlış yönlendirmeyin.
Çölyak olabilir mi ?
YanıtlaSilAynı yollardan geçtik , geçmeye de devam ediyoruz. Burnundan besleyeceğiz diye tutturdu hocalar , çocuk kabul etmiyor mamayı , zorlatıyorlar hala . Sonunda kovdum hemşireleri odadan. 2 yaşına geldi , daha yeni alerji teşhisi koyabildiler ,hala doktorların davranışları beni benden alıyor , nasıl düşünemezler bu ihtimali anlayamıyorum . Teşhis için endoskopi dahi yaptılar. Madem bu tarz mama var , önce ver mamayı , çözülüyorsa zaten iş bitmiş demektir. Niye endoskopi vs uğraştırıyorsun el kadar çocuğa
YanıtlaSilAynı yollardan geçtik , geçmeye de devam ediyoruz. Burnundan besleyeceğiz diye tutturdu hocalar , çocuk kabul etmiyor mamayı , zorlatıyorlar hala . Sonunda kovdum hemşireleri odadan. 2 yaşına geldi , daha yeni alerji teşhisi koyabildiler ,hala doktorların davranışları beni benden alıyor , nasıl düşünemezler bu ihtimali anlayamıyorum . Teşhis için endoskopi dahi yaptılar. Madem bu tarz mama var , önce ver mamayı , çözülüyorsa zaten iş bitmiş demektir. Niye endoskopi vs uğraştırıyorsun el kadar çocuğa
YanıtlaSil