Bebelere Süt
Bebek bu. Sütsüz olur mu? Kimine
anne sütü, kimine formül süt, kimine devam sütü kimine sütsüz süt! Bu sonuncusu
inek sütü alerjisi olan bebekler içindi. Misal benimki…
Özellikle bir yaştan sonra bu
soru ciddi ciddi gündeminin büyük çoğunluğunu kaplıyor çoğu annenin. Ben de bu
konuda kendi düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.
ANNE SÜTÜ (EMZİRME):
Öncelikle bebek için en ideal süt
“kendi annesinin sütü” ve daha da ideali bunun şırınga, kaşık ve biberon gibi
aracılar olmaksızın doğrudan memeden alması. Bu şekilde hiçbir besin değeri
kaybı yaşanmıyor ve bebek meme ucundaki floradan da faydalanıyor. Ben üç ay
kadar emzirebildim sürekli olmasa da.
ANNE SÜTÜ (BİBERON):
Anne sütünde sağıldıkça ve
bekledikçe (oda sıcaklığı, buzdolabı, derin dondurucu gibi) besin değeri kaybı
yaşandığı gerçek; ama her halükarda bebek beslenmesindeki yeri zirvede.
Değerlerinden ne kadar kaybetmiş olursa olsun yine de diğer sütlerden üstün.
Tabii anne sütüne nazik davranmak gerek. Biberon mamaları gibi sallamak uzun
zincirli yağ asitlerine zarar verebilir ve benmari yöntemiyle ısınmazsa bakteri
üreyebilir ve besin değerlerinde kayıp daha çok görülür. Ayrıca her bebek için
ideali kendi annesinin sütüdür öncelikle. Ama yine de süt anneden alacağı süt
de diğer sütlerden üstün olacaktır. Bu bilgileri sizinle paylaşıyorum; ancak
bunlar benim kişisel görüşlerim değil. Lütfen buradan muhalefet edecek konu
çıkarmayın. Emziremeyen veya bebeğini sütten kesen annelere sonsuz saygım var. Ben de onlardan biriyim. Ben sütümü sağarak son ay devam sütü desteğiyle olmak kaydıyla
dokuz ay anne sütü verebildim Deniz’e.
FORMÜL SÜT:
İlk altı ay anne sütünün yetersiz
kaldığı veya olmadığı durumlarda kullanılan biberon mamasıdır. Özellikle bebek
emzirilemiyorsa en doğru ve en iyi seçenek formül süttür. Bebeğe bir yaşından önce sulandırarak dahi olsa inek sütü verilmemelidir.
Bizim ülkemizde her ne kadar
emzirme konusunda bir bilinç oluşmuş gibi görünse de ilk altı ay yalnızca anne
sütü olan bebekler, ilk altı ay anne sütü alan bebeklerin yarısı kadar. Yani
araya ya gereksiz formül süt tüketimi ya da tamamlayıcı beslenmeye erken geçiş
gibi faktörler giriyor.
Yeni anneler, doğum yapar yapmaz
sütünüzün şarıl şarıl akmasını beklemeyin.
Kolostrum olgun süt gibi değildir
ve daha koyu kıvamdadır. Bebeğinizin ilk 10 en geç 15 gün içinde doğum
tartısına (doğduğu kilo) ulaşması beklenir. Doğduktan sonra bu kilonun %10’una
kadar olan kısmını verecektir ve bu normaldir. Ancak 15. Gün doğum tartısına
ulaşamamışsa anne emzirmeyle ilgili sorunlar yaşıyor olabilir ve kesinlikle
mama takviyesi gerekir. İlk ay organ ve özellikle beyin gelişimi açısından çok
önemlidir. Bebeğinizin bu ayki beslenmesi kritik önem taşır.
Anneler, bebeğinizin büyümesi
(boy & kilo, baş çevresi bazında) persentil aralıklarındaysa (%3’ten %97’ye
kadar) bebeğiniz sağlıklıdır. Her bebek tombul olmak zorunda değildir ve kilo
bir sağlık parametresi değildir. Sadece en alt ve en üst persentilde seyreden
bebeklerin altta yatan başka sağlık sorunları olup olmadığı araştırılmalıdır.
Özellikle %3 persentil için söylüyorum bunu. Bebeğiniz prematüre doğduysa onu
ilk aylar persentil tablosunda 75’lerde görmeyi beklemeyiniz. Prematüre
bebekler 3,5 kg oluncaya dek özel bir mama takviyesi (Prematil gibi bir prematüre maması) alabilirler.
Anneler, bebeğinizin sadece
formül sütle besleniyor olması tamamlayıcı beslenmeye (ek gıda) erken geçmeniz
için bir ölçüt değildir.
Bunun dışında bebeğinizin minyon
bir bebek olması formül süt desteği almanız gerektiği anlamına gelmez.
Sağarak süt miktarınızı ölçmeye
çalışmak sizi yanıltabilir ve gereksiz yere formül süte yönlendirebilir.
Süt arttırmanın en temel yolu
özellikle ilk aylar sürekli emzirmekten geçer.
Bebeğin büyüme değerleri iyi bir
çocuk doktoruyla değerlendirildikten sonra formül süt kararı verilmelidir.
Bakkala gidip kafanıza göre mama
alarak bu kararı siz veremezsiniz.
Ayrıca gereksiz yere formül süte
başlamak süt miktarınızı azaltır ve anne sütünün aksine mamalarda lipaz enzimi
bulunmadığı için sindirim güçleşeceğinden bebeğiniz daha uzun süre tok kalır ve
uzun süre emzirmemek sütünüzü azaltarak sizi mama döngüsüne sokacaktır.
DEVAM SÜTÜ:
Yukarıda bahsettiğim ayrıntılar
göz önüne alınarak anne sütü almayan veya yeterli miktarda anne sütü alamayan
bebekler için 6. Aydan sonra en ideal süt devam sütüdür. Bebeğim alerjik olmasa
iki yaşına kadar Similac mama ile devam edecektim. 6. aydan sonra iki numara ve
genel olarak bir yaş sonrası 3 numara devam sütü kullanılır. (Aptamil 3
numarayı 9. Ay için koymuş, satış stratejisi olabilir.) Ben iki yaşına kadar devam sütü vermeyi düşünüyordum. Alerjisi olduğu için alerji mamasıyla devam edeceğim. Formül sütlerin içerikleri sık sık tartışılan bir konu; ancak bir yaşına kadar, anne sütü alamayan bebekler için formül süt/devam sütü en ideal beslenme şeklidir. Daha doğal olduğu için inek sütü tercih edilecekse de bir yaş beklenmelidir. Bu durum, sadece inek sütü alerjisi için değil geçerli değildir. Besin değerleri açısından da ilk yıl inek sütü yetersiz kalacağı için bebeğe verilmemelidir. Ayrıca sütle beslenmenin hat safhada olduğu bu dönemde inek sütü verilmesi bebekte anemiye (kansızlık) yol açacaktır.
TIBBİ AMAÇLI ÖZEL DİYET MAMASI (SÜTSÜZ SÜT):
Bebeğinizin testlerle veya
bulgularla kesinleşmiş inek sütü alerjisi veya çoklu besin alerjisi hastalığı
durumunda kullanacağınız biberon mamasıdır. Diğer mamaların aksine numarası
yoktur. Ben Deniz için Aptamil Pregomin AS mama kullanıyorum. Bu mamaların tadı
çok kötü oluyor ne yazık ki… Fakat anne sütü alamadığı için ve diğer mamaları
ve inek/keçi sütünü veremediğim için başka seçeneğim yok ve alamadığı vitamin
ve mineraller için böyle bir besin desteğine ihtiyacı var.
KEÇİ SÜTÜ:
Keçiler ineklere göre daha doğal
beslendikleri için ve sütlerinin içeriği anne sütüne bir tık daha yakın
olabileceği için son zamanlarda keçi sütü ve keçi sütünden yapılan mamaların
piyasası büyük ölçüde ilgi görmeye başladı.
İnek sütü alerjisinde diyeti
açmaya çalışırken denemenizi keçi sütü ürünü ile yapabilirsiniz; ancak bunun
dışında alerjisi olan bir bebek için asla uygun değildir.
Ayrıca folik asit yönünden inek
sütüne göre daha zayıftır. Sindirimi zordur ve kabızlık yapabilir.
Ben bebeğime keçi sütü vermeyi
düşünmüyorum. Verecekseniz en ideali organik ve günlük keçi sütüdür.
İNEK SÜTÜ:
Biliyorsunuz inek sütü konusu çok
tartışmalı ülkemizde.
Aslına bakarsanız hem bebeğiniz
hem de kendiniz için başta kalsiyum kaynağı olarak görebileceğimiz bu proteini
yoğurt ve kefir formunda almak EN SAĞLIKLISI…
“Peki yoğurdu ve kefiri nereden
alacağız, nasıl yapacağız?”
Maalesef geçenlerde çok takipçili
bir blogger anne, onca araştırmasından sonra beni hayrete düşüren bazı cümleler
sarf etti. Nitekim takibi bıraktım; ancak bu konuda “gerçek” bilgileri vermenin
şart olduğuna karar verdim. Bu yazımı paylaşarak bana destek olabilirsiniz,
özellikle blogger arkadaşlarımdan rica ediyorum.
Kesinlikle yoğurdu da kefiri de kendimiz yaparsak azami düzeyde
faydalanmış oluruz.
Asıl olan kültür değil MAYA’dır. Piyasadaki hazır ürünler kültürden
yapılır.
Altınkılıç markasının kefirini
duymuştum; ama almadım. Danem BüyüYo adında kefir ve yoğurt için maya satan bir
marka vardı. Evinde maya bulunmayanlar için güvenilir içerik olarak o mayaları
tavsiye ederim. Ben de kullandım.
Ben süt içmeyi çok severim. İçinde
süt olan her şeye bayılırım. O yüzden asla sütten tamamen kopamam; ama
bebekleriniz için kefir ve yoğurda ağırlık vermeniz çok önemli. Oğlumun
alerjisi geçince ben de öyle yapacağım.
Ayranı da su içmeyi reddettiği
dönemde sunabilirsiniz. Yoksa gereksiz yere sulandırılmış şeylerle midesini
doldurmak yerine aynı miktarda daha nitelikli besinler sunmalıyız.
İnek sütü konusunda tercih edeceğiniz EN İDEAL SÜT ORGANİK VE GÜNLÜK
JERSEY SÜTÜ’dür. Bu ineklerin sütleri daha özeldir ve besin değerleri daha
yüksektir. Tabii ki herkesin bu süte kolaylıkla erişmesi mümkün olmayabilir.
Ben Cepa Aggroland’den alıyorum, Ada Elta marka sütler.
Daha ulaşılabilir olduğunu
düşündüğüm şekliyle diğer süt seçeneklerini sizinle paylaşacağım.
Bebeğiniz için mutlaka günlük süt
tercih edin.
GÜNLÜK SÜT:
Daha düşük sıcaklıklarda daha kısa süre bekletilerek ısıl işlem görmüş
süttür ve bu yüzden besin
değerleri daha iyi korunur; ancak ömrü bu sebeple diğer sütlere nazaran
daha kısadır ve çabuk bozulur.
Organik olanı ve olmayanı mevcuttur. Organiğini tercih etmenizi her
zaman
tercih ederim. Ada Elta, Yoncadan ve Pınar Organik benim tercih
ettiğim markalar.
Onun dışında organik olmayanını da alsanız mutlaka bilindik bir markadan
almanızı tavsiye ederim. AOÇ
günlük sütünü severek kullanıyorum.
UHT SÜT:
Çok yüksek sıcaklıklarda uzun
süre tutularak ısıl işlem görür, bu yüzden raf ömrü uzundur. Bunu bilmeyip de:
“Katkı maddesi, koruyucu bilmem ne koyuyorlar.” diyen insanlara gıcık oluyorum.
Tabii her ne kadar Tetrapak ambalajlarda olsa da ben en sağlıklı muhafazanın
cam olduğunu düşünüyorum. Özellikle acil durumlarda kullanmak üzere, uzun raf
ömründen ötürü ben de UHT süt alıyorum. Organiğini tercih etmekte fayda var.
Pınar Organik alıyorum.
ORGANİK SÜT:
Günümüzde insan kendi için bile
sağlıklı olanı seçmekte zorlanıyor. Ben bu yüzden organik tarımla üretilen
gıdaları önemsiyorum. Bütçe olarak zorluyor; ama en azından bebeğim için tercih
ediyorum. Organik sütün günlük olanını tercih etmelisiniz öncelikle.
ÇOCUK SÜTÜ:
Açıkçası ben bu konuda pek
araştırma yapmayı gerekli bulmadım; ama bebeğiniz dengeli ve yeterli
besleniyorsa günlük organik süt ve ondan yapılan kefir ve yoğurdun yeterli
olacağını düşünüyorum. UHT ile bazı değerler çok iyi korunamıyor; ama öte
yandan çocuk için özel takviyeler de ekleniyor. İştahsız bir bebekse arada
takviye gibi düşünüp içirilebilir. Aptamil veya Pınar tercih ederdim Deniz
için. Alerjisi geçince artık…
SÜTÇÜ SÜTÜ:
Aslında bu kategoriyi
yazmayacaktım bile!
Ortalıktaki bilgi kirliliğini
görünce yazmak istedim.
Kimsenin ekmeğiyle oynamak
istemem. Kendiniz hayvancılık yapıyorsanız ona bir şey diyemem ama.
Bu sütlerin şöyle dezavantajları
var.
·
Antibiyotik
testi:
Büyük markaların
sütleri olmadığı için antibiyotik testlerine tabii tutulmuyor ve bebeğinize ne
içirdiğinizden emin olamazsınız. İlla ki bu hayvanlar zaman zaman antibiyotik
alıyor; ama bu dönemde sütçüler sizce o sütleri çöpe mi döküyor? Büyük firmalar
test yapılmadan sütleri almıyor; ama burada onun garantisi yok.
·
Pastörizasyon:
Sütün ne kadar temiz yerden
alındığını düşünürseniz düşünün illa ki bir pastörizasyon işlemi
uygulayacaksınız. Sizin tencerede yapacağınız uzun süreli kaynatma işleminde
şoklama gibi ani bir ısı yükselişinin ardından soğutma işlemi yapılmadığı için
bu işlem uzun sürüyor ve dolayısıyla sütün besin değerleri korunamıyor. Yani doğalını verdiğinizi düşünürken içerikten kaybediyorsunuz.
·
Organik:
Bu sütler ECOCERT gibi büyük organik sertifikalarına sahip değil.
Türk insanının anlamadığı bir şey var. ORGANİK VE DOĞAL AYNI ŞEY
DEĞİLDİR. HER DOĞAL OLAN DA
ORGANİK DEĞİLDİR.
Ha ben organiğe pek takılmıyorum, diyebilirsiniz; ancak yine de
yukarıdaki maddelerde hâlâ sıkıntı var.
Siz bilirsiniz…
Sütü kaynatmak, yoğurt ve peynir vs. yapmak çok güzel. Doğal beslenmek de öyle. Bir şey için emek verip uğraşmak vicdanınızı rahatlatıyor olabilir; ama
yine de ortada bazı gerçekler
varken ben kesinlikle kimseye aksi yönde öneride bulunamam.
Umarım faydalı bir yazı olmuştur.
Yorumlarınızı bekliyorum.
Sevgiler…


Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilÇok faydalı bir yazı olduğunu düşünüyorum. :) emeğinize sağlık Benimde 3 yaşında bir oğlum var sütü çok seviyoruz. :) Blogunuzu biraz dolaştım ve takip etmeye başladım gerçekten güzel paylaşımlarınız olmuş. :) Bende yeni bir blog açtım (Tuğba'nın kozmetik merakı) ziyaret ederseniz çok memnun olurum...
YanıtlaSil