29 Aralık 2016 Perşembe

Uyku Câhili…



-Bizimkisi “uyku eğitim’li”…
-Uyku eğitimini Amerika’da tamamladı da geldi çocuum…

A yok valla bizimki zırcahil, uyku câhili yani… :)
Alerjik bir bebek olmasından mütevellit uyku konusunda çoğunlukla sorunlu bir bebek oldu canı sağ olasıca oğlum. Tabii bunca zaman yaşadığımız bu uykusuzluk sorununa şimdilerde bu gözle bakabiliyorum ancak. Alerji her şeyi açıklayan sihirli bir sözcük sanki…

Evet, uykusuzdu ve uykusuzdum! Özellikle gündüz uykusu hiç yoktu. Gece de artık bir noktadan sonra mecbur kalıp uyuyordu bence. “Yaşamak için uyumak” diye bir şey varsa bizimkisi de öyle düşünmüştür zannımca.

Uyku konusunda bu denli sorunluydu da peki ben ne yapıyordum?
Hiç…

Uyuması için özel hiçbir şey yapmadım. Ayağımda da sallamadım. Emzirme maceram çok kısa sürdüğü için birçok annenin yakındığı (!) “memede uyuma” olayından da nasiplenemedim yani anlayacağınız.

İlk zamanlar emiyordu; ama onda da beş on dakika ancak uyuyordu. Hani hemen tüm annelerin ortak sorunudur ya: “Memeden çekip yatağa koyarken uyandı!” Ben göğsümden ayırmıyordum artık uykusuzluğu kritik seviyeye ulaştığı için. Fakat inatla yine uyanıyordu Deniz.

Uykusuz geceler günleri, sonra tekrar geceleri, derken günleri falan işte böyle saçma sapan bir uykusuzluk döngüsü ve kâbusu içinde debelenip durduk aylarca. Ben bir de süt sağıyordum geceleri üç kere. 12’den sona, 3 gibi ve sabah 5-6 sularında, cağnım (!) uykumun en tatlı anlarında. Zaten o arada uyanmış oluyordu. Uyutup sağıyordum ve derken güne başlamak üzere full enerji uyanıyordu son süt sağma nöbetimin bitiminde. Zombi gibi gezmeye başlamıştım iyiden iyiye.

Uyku eğitimi konusunda bir şey okumayı inatla reddettim kendi içimde.
Çünkü ısrarla söylediğim tek bir şey vardı: Her bebek farklıdır. Ve ben bebeğimi keşfetmek için çıktığım bu yolculukta, onun da kendisini keşfetmesine olanak tanıyacaktım. Kurallarım yoktu…

Herhangi bir metodu benimsemeyi hiç düşünmedim. Bebeğimi anlamaya çalıştım sadece. Geceleri ise okuyup araştırmaksızın kendimce bir şeyler uyguluyordum ki bunlar da çoğu kitapta tavsiye edilen şeylerdi aslında.

Akşamları loş ışıkta otururuz biz eskiden beri. Çok fazla uyaran; ses, ışık, gürültü olmaz. Bebeğin bu şekilde gece ile gündüzü birbirinden ayırmasını sağlamış oldum. Uyku öncesi zamanlarda gülüp oynamak, dikkatini açacak şeyler yapmak da uykuya geçiş süresini uzatır. Bunlardan uzak duruyordum. Bir de gece uyanmalarında yine aynı ciddiyeti sürdürüyordum ki gecenin bir vakti uyandığında bizimle oyun oynayabileceğini veya ışıkları açıp gündüz olduğu gibi rahatça zaman geçirebileceğini düşünmesin. Tabii gece sarılıp öpüp kokluyordum. Sadece oyun gibi gelecek şeylerden kaçınıyordum. Özellikle ilk üç dört aydan sonra sanıyorum, gece bez değiştirme olayını rafa kaldırdım. Uykusunun dağılmaması ve mümkün olduğunca az uyanması için hamleler yapıyordum.


Geceleri dizimin biraz üstüne bir yastık koyup beyaz gürültü (white noise) eşliğinde sütünü içiriyordum ve tüm günün yorgunluğuyla artık kendi uyuyordu. Sonra yatağına koyuyordum. İkinci aydan sonra Deniz’in fışkırır tarzda kusmaları başladı. O uyusa bile bende bir fobi oluşmuştu artık. En ufak bir seste sıçrayıp kalkıyordum. Boğuluyordu bazen. Henüz yatakta pek hareketli olmadığı için uykuda kusmalar çok tehlikeliydi. Gecem böyle kâbus gibi geçiyordu ve gündüz hiç uyumuyordu.

Tabii ben yine de gündüz tüm ihtiyaçlarını karşıladığımdan emin olduktan sonra uykusu geldiğini anladığım an beşiğine koyup dönencesini açıyordum. Bir mucize olursa arada uyuduğu da oluyordu; ama bir elin parmaklarını geçer mi bu mucizelerin sayısı, hiç bilemiyorum…

Deniz jer gün biraz daha büyüyor ve yeni şeyler öğrenmeye başlıyordu. Dönmeye başlamıştı. Gündüz öğrendiklerini uykuda pratik yapıp pekiştirmek gibi bir huyları vardır bebeklerin. Deniz de sağ olsun döne döne zorla kendini kusturuyordu. Sonra kalkmayı öğrendi. Yatakta tekmeler, taklalar havada uçuşuyordu adeta! Hâliyle kendi kendine uyuması için hiç bırakamaz oldum; çünkü o kadar hareket edince mutlaka kusuyordu.

Gazını da hâlâ kendisi çıkaramıyordu ağızdan. Yenidoğan gibi pış pışlayıp gezdirmem gerekiyordu. O da bu şekilde uyumaya alıştı.

Bu sırada alerjisinden henüz bihaber olduğumuz için Deniz büyüdükçe kusma ve uykusuzluk şikâyetleri iyice arttı. O süreçte yetişkin bir insanın bile tolere edemeyeceği sıkıntılar yaşadı minik bedeni. Defalarca kustu, boğuldu, nefessiz kaldı. Kimi zaman uykusundan bu şekilde uyandı. O yüzden alerji teşhisi konduktan sonra tekrar kendi kendine uyuması için ona fırsat vermedim. Yatağında yalnız bırakmadım uykuya dalması için. Zaten onun açısından hayli zordu her şey. Acımı dindirmek için, acılarını dindirmek için onu kollarıma aldım. Kucağımda uyuttum, kollarımda büyüttüm onu…

Uyku eğitimi vermek istiyorsanız bu konuda profesyonel anlamda size yardımcı olacak birileri var gerçekten; ama ben böyle bir şey istemedim. İnsanın doğasına aykırı geliyor bana. Mecbur kalsam onu o zaman düşünürüm belki; ama şimdilik sıcak bakmıyorum, bakana saygı duyuyorum sadece.

Zaten hepi topu kaç yıl daha kollarımda uyumak isteyecek ki? Kuş olup uçup gidecek yanımdan, kollarımdan. Geriye bu mis kokulu günlerin anıları kalacak. Daha az özlemek mümkün mü, bilmem ama. Ben daha çok doymak için kollarıma alıyorum onu, henüz kaçmak istemezken. Daha çok zaman geçiriyorum onunla, henüz vakit varken…

En çok da uyurken seviyorum onu. Çünkü uyurken kollarımın arasından kayıp gitmiyor, emekleyip kaçmıyor. Bütün günün yorgunluğunu onu uyurken seyrederek atıyorum…

Tüm bu duygusallığıma rağmen Deniz’in odasını ayırmak durumunda kaldım. O doğmadan önce planlar bu yöndeydi; ama sonrasında fikrim değişmişti aslında. Fakat her bebek kendi kurallarıyla geliyor dünyaya. Deniz bizimle aynı odada huzurlu ve kesintisiz bir uyku uyuyamadı doğru dürüst. Bu yüzden ben de kuramlara değil annelik içgüdülerime kulak vererek böyle bir karar aldım.

Sekizinci ayına doğru bu kararımı yumuşak bir geçişle uygulamaya koymak için kolları sıvadım. Gündüz uykularında nerede uyumuş olursa olsun mutlaka onu odasına getirdim veya odasında uyumasını sağladım. Yaklaşık bir aylık alıştırma süresi sonunda bir hafta sonu ilk denememizi yapmak için akşam uykusunda onu odasına koydum. 12 saat kesintisiz uyudu…

Deniz biraz sık hastalanan bir bebek. Midesi sanırım alerjiden dolayı çok hassaslaşmış ve en ufak hastalığında kusma sorunu peyda oluyor. Ayrıca herhangi bir besin alerjisi olursa da yine mide ve bağırsak sorunları, şiddetli krampları oluyor. Bu gibi sorunlar uyku düzenine direkt yansıyor. Henüz bir dişi olsa da diş döneminin de uyku düzeninde değişiklik yarattığını gözlemledim.

Özellikle dokuzuncu aydan sonra derin uykuların süresi arttığı için bebeklerin bu sırada rüya görüp korkup ağlamaları da muhtemel. Bu gibi sebeplerden dolayı elbette geceleri ikimiz de uyanıyoruz; ama gece beslenmesini neredeyse kesti gibi. Ben biraz uğraşıyorum içmesi için. Çünkü gündüz beslenme konusunda çok sorun çıkarıyor ve doktoru diyetisyenin listesine mümkün olduğunca yaklaşmamızı istiyor. Aslına bakarsanız iyi beslenen bir bebeğin gerçekten de bu aylarda özellikle onuncu aydan sonra gece beslenmesine ihtiyacı yok. Yani en az 6 saat olmak üzere 8-10 saat aç kalarak gece uykusu uyuyabilir.

Deniz’in uykusu çok hassas. “Gürültüye alıştırmamışsın.” diyenin alnını karışlarım. Ne yapalım çocuğun başına bando takımı mı getirelim, mehter marşı mı okuyalım? Ne yapalım yani?

Bebekliği boyunca hiçbir olağan gürültüden korumadım. Nitekim uyumadı da. Yani bu benim elimde olan bir şey değil. O uyurken salonda telefonla konuşsam sesime uyanıyor, fısıltıyla konuşsak ona da uyanıyor. Odasına çorapla girsem kumaşın sürtünme sesine, yalınayak girsem vücudun nemiyle ahşaba temasından çıkan sese uyanıyor. Yani her türlü uyanıyor…

Öğlen iki kısa uyku uyuyor, bir saati bile geçmiyor. Uyku sayısını azaltmanız gerektiğinde bebek size sinyallerini veriyor. Herhangi bir sorunu yoksa akşamları iyi uyuyor diyebilirim; ama bu demek değil ki güllük gülistanlık bir uyku düzeni var… Anne olmaya karar vermekle zaten bu fedakârlığı göze almadık mı? Şimdi o bize değil biz ona tabii olacağız…

Bebekler çiçek gibidir. Kim demişse doğru demiş. Bir gün açsa bir gün soluyor, bir günü bir gününü tutmuyor. Bizim de öyle değil mi? O yüzden bu küçücük canları bir düzen oturtmaya zorlayıp kurallara boğmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. Zamanla dünyamıza alışacaklar.

Sevgiyle büyüsün tüm minikler…




4 yorum:

  1. Çok güzel yazmışsınız bi solukta okudum valla.. ah ah bide ben ayırabilsem keşke odayı biz de 8 aylık olduk ama ağlarda duymayız diye korkuyorum hiç bilmem öyle 5-6 saat uyuduğunu en fazla 3 saat kesintisiz uyudu bizimki oda çok çok nadir uyudu mu saat başı kalkıyo sürekli ne yapacağım nasıl yapacağım bilmiyorum emerek uyumak istiyor sürekli inşallah düzelir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah düzelir kısa zamanda. Gündüz denemeler yaparak oda ayırma sürecini başlatın bence.

      Sil
  2. Cnsın'ın uyku duzenı dıye bır sey yok çUyku cahılı tam benım oglum.ok yrucu bır durum ama egıtımle olmuyor cunku gunu gununu tutmuyor bızım cucelerın bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deniz de zırcahil biliyorsun. Bir yere gitmeye korkar oldum gündüzleri. Kesinlikle sorun çıkarıyor misafirlikte.

      Sil

Blogda Ara

Son Yazılar

Tüm Yazıları Göster

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı