-Bizimkisi “uyku
eğitim’li”…
-Uyku eğitimini
Amerika’da tamamladı da geldi çocuum…
A yok valla bizimki
zırcahil, uyku câhili yani… :)
Alerjik bir bebek
olmasından mütevellit uyku konusunda çoğunlukla sorunlu bir bebek oldu canı sağ
olasıca oğlum. Tabii bunca zaman yaşadığımız bu uykusuzluk sorununa şimdilerde
bu gözle bakabiliyorum ancak. Alerji her şeyi açıklayan sihirli bir sözcük sanki…
Evet, uykusuzdu ve
uykusuzdum! Özellikle gündüz uykusu hiç yoktu. Gece de artık bir noktadan sonra
mecbur kalıp uyuyordu bence. “Yaşamak için uyumak” diye bir şey varsa bizimkisi
de öyle düşünmüştür zannımca.
Uyku konusunda bu denli
sorunluydu da peki ben ne yapıyordum?
Hiç…
Uyuması için özel hiçbir
şey yapmadım. Ayağımda da sallamadım. Emzirme maceram çok kısa sürdüğü için
birçok annenin yakındığı (!) “memede uyuma” olayından da nasiplenemedim yani
anlayacağınız.
İlk zamanlar emiyordu;
ama onda da beş on dakika ancak uyuyordu. Hani hemen tüm annelerin ortak
sorunudur ya: “Memeden çekip yatağa koyarken uyandı!” Ben göğsümden
ayırmıyordum artık uykusuzluğu kritik seviyeye ulaştığı için. Fakat inatla yine
uyanıyordu Deniz.
Uykusuz geceler günleri,
sonra tekrar geceleri, derken günleri falan işte böyle saçma sapan bir
uykusuzluk döngüsü ve kâbusu içinde debelenip durduk aylarca. Ben bir de süt
sağıyordum geceleri üç kere. 12’den sona, 3 gibi ve sabah 5-6 sularında, cağnım
(!) uykumun en tatlı anlarında. Zaten o arada uyanmış oluyordu. Uyutup
sağıyordum ve derken güne başlamak üzere full enerji uyanıyordu son süt sağma
nöbetimin bitiminde. Zombi gibi gezmeye başlamıştım iyiden iyiye.
Uyku eğitimi konusunda
bir şey okumayı inatla reddettim kendi içimde.
Çünkü ısrarla söylediğim
tek bir şey vardı: Her bebek farklıdır. Ve
ben bebeğimi keşfetmek için çıktığım bu yolculukta, onun da kendisini
keşfetmesine olanak tanıyacaktım. Kurallarım yoktu…
Herhangi bir metodu
benimsemeyi hiç düşünmedim. Bebeğimi anlamaya çalıştım sadece. Geceleri ise
okuyup araştırmaksızın kendimce bir şeyler uyguluyordum ki bunlar da çoğu
kitapta tavsiye edilen şeylerdi aslında.
Akşamları loş ışıkta
otururuz biz eskiden beri. Çok fazla uyaran; ses, ışık, gürültü olmaz. Bebeğin
bu şekilde gece ile gündüzü birbirinden ayırmasını sağlamış oldum. Uyku öncesi
zamanlarda gülüp oynamak, dikkatini açacak şeyler yapmak da uykuya geçiş
süresini uzatır. Bunlardan uzak duruyordum. Bir de gece uyanmalarında yine aynı
ciddiyeti sürdürüyordum ki gecenin bir vakti uyandığında bizimle oyun
oynayabileceğini veya ışıkları açıp gündüz olduğu gibi rahatça zaman
geçirebileceğini düşünmesin. Tabii gece sarılıp öpüp kokluyordum. Sadece oyun
gibi gelecek şeylerden kaçınıyordum. Özellikle ilk üç dört aydan sonra
sanıyorum, gece bez değiştirme olayını rafa kaldırdım. Uykusunun dağılmaması ve
mümkün olduğunca az uyanması için hamleler yapıyordum.
Geceleri dizimin biraz
üstüne bir yastık koyup beyaz gürültü (white noise) eşliğinde sütünü
içiriyordum ve tüm günün yorgunluğuyla artık kendi uyuyordu. Sonra yatağına
koyuyordum. İkinci aydan sonra Deniz’in fışkırır tarzda kusmaları başladı. O
uyusa bile bende bir fobi oluşmuştu artık. En ufak bir seste sıçrayıp
kalkıyordum. Boğuluyordu bazen. Henüz yatakta pek hareketli olmadığı için
uykuda kusmalar çok tehlikeliydi. Gecem böyle kâbus gibi geçiyordu ve gündüz
hiç uyumuyordu.
Tabii ben yine de gündüz tüm
ihtiyaçlarını karşıladığımdan emin olduktan sonra uykusu geldiğini anladığım an
beşiğine koyup dönencesini açıyordum. Bir mucize olursa arada uyuduğu da
oluyordu; ama bir elin parmaklarını geçer mi bu mucizelerin sayısı, hiç
bilemiyorum…
Deniz jer gün biraz daha
büyüyor ve yeni şeyler öğrenmeye başlıyordu. Dönmeye başlamıştı. Gündüz öğrendiklerini
uykuda pratik yapıp pekiştirmek gibi bir huyları vardır bebeklerin. Deniz de
sağ olsun döne döne zorla kendini kusturuyordu. Sonra kalkmayı öğrendi. Yatakta
tekmeler, taklalar havada uçuşuyordu adeta! Hâliyle kendi kendine uyuması için
hiç bırakamaz oldum; çünkü o kadar hareket edince mutlaka kusuyordu.
Gazını da hâlâ kendisi
çıkaramıyordu ağızdan. Yenidoğan gibi pış pışlayıp gezdirmem gerekiyordu. O da
bu şekilde uyumaya alıştı.
Bu sırada alerjisinden
henüz bihaber olduğumuz için Deniz büyüdükçe kusma ve uykusuzluk şikâyetleri
iyice arttı. O süreçte yetişkin bir insanın bile tolere edemeyeceği sıkıntılar
yaşadı minik bedeni. Defalarca kustu, boğuldu, nefessiz kaldı. Kimi zaman
uykusundan bu şekilde uyandı. O yüzden alerji teşhisi konduktan sonra tekrar
kendi kendine uyuması için ona fırsat vermedim. Yatağında yalnız bırakmadım
uykuya dalması için. Zaten onun açısından hayli zordu her şey. Acımı dindirmek için, acılarını dindirmek
için onu kollarıma aldım. Kucağımda uyuttum, kollarımda büyüttüm onu…
Uyku eğitimi vermek
istiyorsanız bu konuda profesyonel anlamda size yardımcı olacak birileri var
gerçekten; ama ben böyle bir şey istemedim. İnsanın doğasına aykırı geliyor
bana. Mecbur kalsam onu o zaman düşünürüm belki; ama şimdilik sıcak bakmıyorum,
bakana saygı duyuyorum sadece.
Zaten hepi topu kaç yıl
daha kollarımda uyumak isteyecek ki? Kuş olup uçup gidecek yanımdan,
kollarımdan. Geriye bu mis kokulu günlerin anıları kalacak. Daha az özlemek
mümkün mü, bilmem ama. Ben daha çok doymak için kollarıma alıyorum onu, henüz
kaçmak istemezken. Daha çok zaman geçiriyorum onunla, henüz vakit varken…
En çok da uyurken
seviyorum onu. Çünkü uyurken kollarımın arasından kayıp gitmiyor, emekleyip
kaçmıyor. Bütün günün yorgunluğunu onu uyurken seyrederek atıyorum…
Tüm bu duygusallığıma
rağmen Deniz’in odasını ayırmak durumunda kaldım. O doğmadan önce planlar bu yöndeydi;
ama sonrasında fikrim değişmişti aslında. Fakat her bebek kendi kurallarıyla
geliyor dünyaya. Deniz bizimle aynı odada huzurlu ve kesintisiz bir uyku
uyuyamadı doğru dürüst. Bu yüzden ben de kuramlara değil annelik içgüdülerime
kulak vererek böyle bir karar aldım.
Sekizinci ayına doğru bu
kararımı yumuşak bir geçişle uygulamaya koymak için kolları sıvadım. Gündüz uykularında
nerede uyumuş olursa olsun mutlaka onu odasına getirdim veya odasında uyumasını
sağladım. Yaklaşık bir aylık alıştırma süresi sonunda bir hafta sonu ilk
denememizi yapmak için akşam uykusunda onu odasına koydum. 12 saat kesintisiz
uyudu…
Deniz biraz sık
hastalanan bir bebek. Midesi sanırım alerjiden dolayı çok hassaslaşmış ve en
ufak hastalığında kusma sorunu peyda oluyor. Ayrıca herhangi bir besin alerjisi
olursa da yine mide ve bağırsak sorunları, şiddetli krampları oluyor. Bu gibi
sorunlar uyku düzenine direkt yansıyor. Henüz bir dişi olsa da diş döneminin de
uyku düzeninde değişiklik yarattığını gözlemledim.
Özellikle dokuzuncu aydan
sonra derin uykuların süresi arttığı için bebeklerin bu sırada rüya görüp
korkup ağlamaları da muhtemel. Bu gibi sebeplerden dolayı elbette geceleri
ikimiz de uyanıyoruz; ama gece beslenmesini neredeyse kesti gibi. Ben biraz uğraşıyorum
içmesi için. Çünkü gündüz beslenme konusunda çok sorun çıkarıyor ve doktoru
diyetisyenin listesine mümkün olduğunca yaklaşmamızı istiyor. Aslına bakarsanız
iyi beslenen bir bebeğin gerçekten de bu aylarda özellikle onuncu aydan sonra
gece beslenmesine ihtiyacı yok. Yani en az 6 saat olmak üzere 8-10 saat aç
kalarak gece uykusu uyuyabilir.
Deniz’in uykusu çok
hassas. “Gürültüye alıştırmamışsın.” diyenin alnını karışlarım. Ne yapalım
çocuğun başına bando takımı mı getirelim, mehter marşı mı okuyalım? Ne yapalım
yani?
Bebekliği boyunca hiçbir
olağan gürültüden korumadım. Nitekim uyumadı da. Yani bu benim elimde olan bir
şey değil. O uyurken salonda telefonla konuşsam sesime uyanıyor, fısıltıyla
konuşsak ona da uyanıyor. Odasına çorapla girsem kumaşın sürtünme sesine,
yalınayak girsem vücudun nemiyle ahşaba temasından çıkan sese uyanıyor. Yani her
türlü uyanıyor…
Öğlen iki kısa uyku
uyuyor, bir saati bile geçmiyor. Uyku sayısını azaltmanız gerektiğinde bebek
size sinyallerini veriyor. Herhangi bir sorunu yoksa akşamları iyi uyuyor
diyebilirim; ama bu demek değil ki güllük gülistanlık bir uyku düzeni var… Anne
olmaya karar vermekle zaten bu fedakârlığı göze almadık mı? Şimdi o bize değil
biz ona tabii olacağız…
Bebekler çiçek gibidir. Kim
demişse doğru demiş. Bir gün açsa bir gün soluyor, bir günü bir gününü
tutmuyor. Bizim de öyle değil mi? O yüzden bu küçücük canları bir düzen
oturtmaya zorlayıp kurallara boğmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. Zamanla dünyamıza
alışacaklar.
Sevgiyle büyüsün tüm
minikler…

Çok güzel yazmışsınız bi solukta okudum valla.. ah ah bide ben ayırabilsem keşke odayı biz de 8 aylık olduk ama ağlarda duymayız diye korkuyorum hiç bilmem öyle 5-6 saat uyuduğunu en fazla 3 saat kesintisiz uyudu bizimki oda çok çok nadir uyudu mu saat başı kalkıyo sürekli ne yapacağım nasıl yapacağım bilmiyorum emerek uyumak istiyor sürekli inşallah düzelir
YanıtlaSilİnşallah düzelir kısa zamanda. Gündüz denemeler yaparak oda ayırma sürecini başlatın bence.
SilCnsın'ın uyku duzenı dıye bır sey yok çUyku cahılı tam benım oglum.ok yrucu bır durum ama egıtımle olmuyor cunku gunu gununu tutmuyor bızım cucelerın bence
YanıtlaSilDeniz de zırcahil biliyorsun. Bir yere gitmeye korkar oldum gündüzleri. Kesinlikle sorun çıkarıyor misafirlikte.
Sil