Ezberden yaşıyordu hayatı. Kopya çekmeye bile ihtiyacı
yoktu, her şey aynıydı. Rutin, sıkıcıydı. Oysa durup bunu düşünecek vakti bile
olmamıştı…
Bir müddet daha böyle yaşadı, günlerin üstüne birer birer
çizik attı.
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Ben de bu yüzden yaşamak için yırtınıyorum
Sevgilim.
Kaç kez sever insan?
Adam, kalbindeki kilidi kırmıştı. Kadın… Zaten aşka hazırdı.
O ilk öpücük, aşkın ayak sesleriydi. Belki daha da sessizdi.
Parmak uçlarında gelen sessiz, sakin bir aşkın habercisiydi. Bu seferki gürültü
koparmak niyetinde değildi. Acelesiz ve telaşsız bir şeydi. Usul usul, ağır
ağır sevecek ve sevişecekti.
Varlığında mevcut ne varsa bütün arzularıyla,
hisleriyle birlikte ona vakfedecekti. Buna hazırdı, bilmese de. Belki de uzun
zamandır beklediği şeydi bu.
Kadının, içinde tutamayacağı kadar büyük ve yoğun bir his
göğüs kafesini zorluyor gibiydi.
İçi… İçine sığmıyordu. Kalbinin derinliklerinden gökyüzüne
doğru aşk nidaları yükseliyordu. Bu müziğin dinmesini hiç istemiyordu!
Müzik dinmesin!
Sanki yıllar yılı tek vücut yaşamışlardı çoğu geceleri.
Mesafeler anlamını yitiriyordu. Yine o aynı tanıdık his kaplamıştı içini, ona
teslim ederken bedenini.
Her şeyin farkında olan harika adam…
Duyguların şiddeti gözlerini kamaştırıyordu. En telaşsız
hâliyle bile baş döndürücüydü yaşananların hızı. Aşk dediğin çabuk olurdu.
Tüm bunların yanında…
Çoğu zaman kendiyle savaşıyor, yer yer yine kendiyle
çelişiyordu.
Fakat bilmediği bir şey vardı: Yaşanacak ne varsa
yaşanacaktı. Bazıları buna “kader” diyordu…
9 Mart 2017
23.18

Bu yazıma yorum yapabilirsiniz.