Bu köşede zaman içinde bir şekilde
rastlaştığım, sağa sola not ettiğim,
en sevdiğim
şiirler
olacak.
Kayıp
Belli ki
her bir şiirin
içinde
kendimden
bir şeyler
bulmuşum,
bir vakit.
Belki sen
de bulursun.
Beni
bulsana…
Merve
Özgünlü
Bu şiiri yıllar önce tesadüf eseri bulup sonra
kaybetmiştim. Sonra yine karşıma çıktı ilginç bir şekilde. Okurken aynı şekilde
derinden etkiledi beni. Hatta dejavular yaşadım ilk okuduğumda. Tuhaftı…
Sana
Büyük Bir
Sır Söyleyeceğim
Zaman Sensin
Sana büyük bir sır söyleyeceğim zaman sensin
Zaman kadındır gönlü çelinsin ister zaman
Oturulsun ister eteklerinin dibinde
Sökülmeye hazır bir giysi gibidir zaman
Upuzun bir saç gibi
Taralı
Sanki solukla buğulandırılıp silinen bir
ayna
Zaman sensin tan sökerken uyuyan ve ben yanı başında
ayakta.
Bir bıçağa
benziyorsun sen sanki gırtlağıma
saplanan
Ah dile getiremediğim
geçmek bilmez bu
zaman azabı
Pıhtılaşmış
bir kan gibi mavi damarlarda duran ve artık dolaşmayan
Ne beter bir şey
bu sonu gelmez doyumsuz arzu
Seyrederken seni odada daha beter bir şey yok sana susamaktan
Ama biliyorum bu büyüyü bozmamak gerek
Daha beter çünkü seni içimde bir yabancı gibi
hissetmek
Sana erişememek
Düşüncelerim başıboş yüreğim
başka yüzyıllarda çoktandır
Tanrım sözcükler ne kadar yüklü böyle işin aslı da bu
Aşkım hazzın ötesine taşınmış
dokunmakla da erişilmez
bugün ona
Vuruyorsun bir saat gibi şakaklarımda
Duraksayarak gelir ve tenime dokunur ayak
seslerin
Boğulmuyorsam
eğer bil ki nefesindendir.
Sana büyük bir sır söyleyeceğim her söz
Dilenci bir kadına benziyor dudaklarımın arasında
Acınacak her şey
ellerine yaraşmaz kararan
bir şey bakışlarının altında
İşte bundandır sık sık seni
seviyorum deyişim
Takamayışımdandır yeterince
parlak bir kristal cümleyi
boynuna
Bu kaba konuşmam
kırmasın seni bir
basit sudur o
Ateşin
içinde tatsız bir gürültü çıkaran.
Sana büyük bir sır söyleyeceğim bilemiyorum
Sana benzeyen zamanlardan söz açmayı
Bilemiyorum senden dem vurmayı öykünüyorum
yalnızca
Hani bir tren garında o uzunca el sallayanlara
Trenler çekip gittikten sonra
Hani akan gözyaşlarının ağırlığından
bilekleri çaresiz
kalanlara.
Sana büyük bir sır söyleyeceğim korkuyorum senden
Korkuyorum akşamüstleri seni
pencereye yönelten
şeylerden
Jestlerden korkuyorum söylenilmedik şeylerden
Çabuk geçen zamandan, yavaş geçen zamandan,
senden korkuyorum
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Ben de bu yüzden yaşamak
için yırtınıyorum
Sevgilim.
Louis
Aragon
23 Ağustos 2013, telefonumdan…
Bu şiiri ilk kez Beni Unutma filminde duymuştum… Sonra o filmi birkaç kez daha izledim. Bence Türk
filmleri arasında özel bir yeri var.
Neredeyse Eksiksiz
Biliyorsun,
ölüm diye bir şey yok, diyor
adam kadına.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın,
İki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
Sadece küçücük bir gül benim özlediğim.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın,
İki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
Sadece küçücük bir gül benim özlediğim.
Yannis Ritsos
Bu şiiri ilk kez üniversite yıllarımda, benim için çok çok değerli olan Gürkan Doğan Hocamdan duymuştum. Sonra
unuttum. Bir türlü anımsayıp bulamadım. Kendisine sormuştum birazcık sözlerini mırıldanıp. Hatırlamış ve hatta sormuş olmama çok şaşırmıştı. Google’a yazınca yazarını bulamadım ama…
16 Ağustos 2013
Gözlerimi
kapatınca
Gözlerim kamaşıyor
Kör olmamak
için
Açıyorum
gözlerimi
Bu şiiri ilk kez dinlediğimde henüz lisedeydim, lisenin başları hatta. Radyoda muhteşem bir sesten dinledim, vuruldum o an. Annemin evindeydim. Sonraları kendi evim olmuştu; annemin evi, çocukluğum sadece tatil günleri uğradığım bir konak olmuştu çünkü.
Gecenin bir yarısı bir köşeye çekilmiş telefonumdan radyo dinliyordum. Alelacele birkaç sözünü not edebilmiş, sonraları Murathan Mungan’a ait bir şiir olduğunu öğrendiğimde mutlulukla tebessüm etmiştim.
Henüz Mungan’ı tanımıyorken bile bu şiirine âşık olmuş olmak bana tatlı bir gurur yaşatmıştı…
Uzun kısmını formatta sıkıntı olduğu için henüz ekleyemedim: Yalnız Bir Opera
Bu şiirin en sevdiğim kısmı ise:
kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilim
iyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.
Neden bu kısmı sevdim, biliyor musun?
Çünkü…
Ayrılığın yüzü soğuktur sevgilim. Takvimler hangi mevsimi gösterirse göstersin, ayrılığın mevsimi her daim sonbahardan kışa doğrudur. Sen beni sonbahardan kışa terk etme. Kışın çok üşürüm ben. Beni üşütme.
Sen beni baharda, yazda terk etme. Baharı yazı aşk kokar buraların. İyisi mi gel sen beni yazın da terk etme.
Bana “kendine iyi bak” deme. Bilirim ki bir veda sözüdür bu. Oysa ben sensiz kendime bakamam bile. Bana “kendine iyi bak” deme. Beni terk etme.
Özdemir Asaf Uykusuzluk şiiri. Çoğu şiirine âşığım ya bu adamın! Fakat bu şiirin bazı satırlarında ben gizliyim sanki. Bir şair olsam kesinlikle Özdemir Asaf olurdum. Sevdiğim diğer şiirlerini de zamanla paylaşırım. Belki ileride kendi sesimden…
En çok hoşuma giden kısmı burası oldu:
Sanki ona bir zaman
Hadi minderden in dendi,
O da şimdi, yola çıkıp bir duygudan
Pencerenin dışında duran
Bir geceden indi, odaya girdi
Dedi:
Hadi şimdi sen de in uykundan.
Neden burasını sevdim peki?
Bir kere uyandıysak o derin uykudan sevgilim, ikimizi de uyku tutmaz birlikte uyumadan.
Uykusuzluk
uykusuzluk ve
pencerede bir kedi
gece boyu hiç konuşmadan durdu
yağmurlar yağdı, dindi
pencerede hep kedi
ne geceye girdi, ne uyudu
baktı, baktı, baktı
belli değildi doğmadığı, doğduğu
sanki ona bir zaman
hadi şimdi, yola çıkıp bir duygudan
pencerenin dışında duran
bir geceden indi, odaya girdi
dedi
hadi şimdi sende in uykudan
sevdi mi, sevmedi mi, belli etmedi
sürdürüp suskunluğunu
yeni huysuzluğu besledi
aaaa
kedi bu uykunun içindeydi
ankara yolundaydı bir gece
bir gün marmaris yolundaydı kedi
bütün uyku kapılarının önündeydi
mırmırları, tırmalamalarıyla
bir kadının düşlerindeydi
ve bütün hırçınlığıyla
anılarının önündeydi.
gece boyu hiç konuşmadan durdu
yağmurlar yağdı, dindi
pencerede hep kedi
ne geceye girdi, ne uyudu
baktı, baktı, baktı
belli değildi doğmadığı, doğduğu
sanki ona bir zaman
hadi şimdi, yola çıkıp bir duygudan
pencerenin dışında duran
bir geceden indi, odaya girdi
dedi
hadi şimdi sende in uykudan
sevdi mi, sevmedi mi, belli etmedi
sürdürüp suskunluğunu
yeni huysuzluğu besledi
aaaa
kedi bu uykunun içindeydi
ankara yolundaydı bir gece
bir gün marmaris yolundaydı kedi
bütün uyku kapılarının önündeydi
mırmırları, tırmalamalarıyla
bir kadının düşlerindeydi
ve bütün hırçınlığıyla
anılarının önündeydi.
Özdemir Asaf
Yön
Sen bana bakma,
Ben senin
baktığın yönde olurum.
Özdemir
Asaf
Özdemir Asaf’ın kısacık cümlelere sıkıştırdığı o
derin anlamları seviyorum. Kısa yazmak zor iştir; çünkü insan ömrü boyunca hep
kendini anlatmak için didinmiştir. Bu şiirde gizli aşkı, sevdayı, hayranlığı,
fedakârlığı ve daha bir sürü şeyi gördüğüm için seviyorum.

Bu yazıma yorum yapabilirsiniz.